şükela:  tümü | bugün
  • beethoven'in op.113 numaralı eseri. içinde beethoven'in türk marşı'nın (marcia alla turca) (mozart'ın rondo alla turca'sı değil) yer aldığı singspiel.
    türkler çok matah tasvir edilmiyorlar. atina harap halde, türkler tarafından işgal edilmiş, minerva ve hermes şehri böyle görünce burayı terkedip tuna kıyılarına vuruyorlar kendilerini, orada böyle pek gelişmiş şahane bi medeniyete rastlıyorlar filan..
  • "die ruinen von athen" adıyla bestelenmiş olan marş aynı zamanda beethoven'in dokuzuncu senfonisinde olduğu gibi özellikle türk marşı bölümünde zillerin yoğun olarak kullanıldığı bir eserdir. bilip bilmeden bir de altına rondo alla turca yazılıverilmiş, yazık.
  • bugun arabada dinlerken arkadasla birlikte ku vak vak vak ile ne kadar uyustugunu farkedip, yasi basi almis adamlar olarak 2-3 dakika boyunca "ku vak vak vak ku vak vak vak ordegim neredeee" diye sarki soylememize sebep olmustur.

    http://www.youtube.com/watch?v=q94in-o1uyo
  • 1821'de baslamis yunan bagimsizlik savasi'ndan (yunan isyani) on yil once yazilmistir. o devirde atina, osmanli devleti sinirlari icindedir ve buyuk ihtimalle monastiraki meydaninda ezan sesleri duyulmaktadir. ucuncu bolumde iki yunan arasindaki duetin sozleri soyledir:

    ohne verschulden knechtschaft dulden, harte noth!
    alle tage neue plage um das bisschen liebe brot!
    von den zweigen winkt der feigen süsse frucht,
    nicht dem knechte der sie pflegte,
    nur dem herren, dem er flucht!
    hingegeben wilden horden,
    tiefgebeugt in ihre hand,
    ach! ach! ach! ach!
    was ist aus dir geworden,
    armes, armes vaterland!

    https://www.youtube.com/watch?v=yx3nwbesqx8 (dervisler korosunun bu kayittakinden daha hizli calinmasindan yanayim.)
    https://www.youtube.com/watch?v=oug7y6zla6k
  • dayılar teyzeler toplanmış sekiz piyano ile bundan kısım çalmış;

    https://www.youtube.com/watch?v=neuovgdzoj0
  • atina harabeleri (die ruinen von athen) sözlerini august von kotzebue’nin yazdığı bestesini beethoven’ın yaptığı tiyatro oyunun sonunda seslendirilmek üzere yazılmış bir eser. son roma-cermen imparatoru arşidük franz josef karl avusturya-macaristan monarşisini onurlandırmak amacıyla 1808’de peşte’de (budapeşte) bir tiyatro inşa etmek ister. tiyatro binası başında ve sonunda müzikallerin yer alacağı tiyatro festivali ile açılacaktır. sözleri yazmak üzere kotzebue ile başındaki ve sonundaki müzikalleri bestelemek üzere beethoven’la anlaşılır. 1811’de beethoven kısa sürede müzikalleri besteler. 9 şubat 1812’de ilk defa eser seyirciyle buluşur. (bu arada beethoven 7. senfonisini yazmaktadır. senfoniyi furtwängler ya da toscanini’nin şefliğinde dinlemenizi tavsiye ederim.) festivalin birinci kısmında sergilenecek müzikale kral stephan ismi verilmiştir. kral 1. stephan macarları hristiyanlaştıran ve macar krallığını kuran daha sonraları aziz ilan edilecek kraldır. son bölümde yer alacak müzikale de tiyatro oyununun ismini taşıyan atina harabeleri ismi verilir.
    kotzebeu’nun yazdığı müzikalin ana konusu şu şekildedir; bilgelik tanrıçası athena (minerva) sokratesin ölümünü engelleyemediği için iki bin yıldır uykudadır. sonra uyanır. hermes (merkur) sevgilisi athena’yı, türklerin işgal ettiği ve halkın esarette yaşadığı atina’da bulur. zeus’un kızı tanrıça athena, yunanistan’ı osmanlı devletinin bir parçası, zamanında kudretli eserlerle dolu atina’yı da tamamen bir harabe olduğunun görür ve derin bir üzüntü duyar. bunu üzerine athena, bu türk zulmünü ortadan kaldırmak için halka çağrıda bulunur.

    son müzikalde 11 tane bölüm bulunmaktadır. bu bölümlerden 4.sünün ismi dervişler korosu, (chor der derwische) 5.sinin ismi türk marşıdır (marcia alla turca). bu marş mozart’ın rondo alla turca’sı kadar meşhur olamamıştır. çünkü müzik bilimcilerine göre marş bilinçli olarak geliştirilmemiş, kısa, kendini tekrar eden melodiler ve ritimlerle ilkel bir hava verilmeye çalışılmıştır. aynı zamanda hem dervişler korosunda hem de türk marşında dönemin batı algısıyla türk müziği karakteri hissettirilmeye çalışılmıştır. zaten bu marşın çalınışına karşı athene „kulaklarım hangi zırvalıkları duyuyor“ ("ha! welchen unsinn hat mein ohr vernommen!") diye tepkide bulunacaktır. hermes ise buna karşılık günümüzde atina’nın eski günlerindeki yaratıcılığın, aklın, düşüncenin, sanatın bugünkü şehrini işaret edecektir; bilge hükümdar kayzer franz’ın ülkesi peşte! bundan sonra müzikalde kralı yücelten bölümler gelir ve böylece son bulur.

    eserle ilgili ilgi çekici hususlardan bir kaçını paylaşmam gerekirse, son kutsal roma-cermen kralı olan (napolyon zaten pratikte pek bir işe yaramayan roma-cermen kralı ünvanını karl’dan geri alacaktır.) franz joseph karl zamanında yazılan bu eserin siyasi bir düşüncenin tezahürü olduğu açıktır. zira felsefenin, sanatın, aklın düşüncenin, kısacası medeniyetin başlangıç noktasını yunan’a bağlamak bu ekolün bir tercihi konumundadır. nitekim ihsan fazlıoğlu’nun belirttiği üzere 1800’lere kadar felsefe tarihi mısır’la başlatılırken bu tarihten sonra alman ekolünün felsefeyi yunan’la başlatma geleneği yer etmiş ve artık felsefe yunan’la başlatılır hale gelmiştir. bu noktada bilinçli bir tercih yapıp müzikalde de sunulduğu üzere mirası artık habsburg’lar almışlardır.
    diğer bir dikkat çekici nokta 1811’de beethoven bu eseri bitirdikten 10 sene sonra 1821’de osmanlı’da yunan isyanları başlamıştır.

    bu eser ne günümüzde çokça icra edilen ne de üzerinde çokça araştırma yapılmış bir eserdir.
    eserin türkçe tercümesini bulamadığımdan, bendenizin 3 bölümlük tercümesi şu şekildedir.

    1. ouvertüre: üvertür

    2. chor: koro
    tochter des mächtigen zeus! erwache! : kudretli zeus’un çocukları! uyanın!
    sein ruf ertönt!: onun (zeus’un) çağrısı kulaklarımızda çınlıyor!
    geschwunden sind die jahre der rache!: intikama giden senelerimiz azaldı!
    er ist versöhnt!: o artık bizle barışık!

    3. duett:düet
    eın grıeche: bir yunan (erkek)
    ohne verschulden knechtschaft dulden,: suçsuz yere esarette acı çektik
    harte noth!: çetin çile!
    alle tage neue plage: her gün yeni bir eziyet
    um das bischen liebe brot!: bir parçacık ekmek için

    eıne grıechın: bir yunan (kadın)
    von den zweigen winkt der feigen: dallarda incirler sallanıyor
    süße frucht,: tatlı meyve
    nicht dem knechte der sie pflegte,: hizmetliler ilgilendikleri meyvelerden yiyemiyorlar
    nur dem herren, dem er flucht!: bunlar sadece efendilere özel, sövüyorlar!

    beide: birlikte
    hingegeben wilden horden,: vahşi çetelere teslim oldun
    tiefgebeugt in ihre hand, ach!: kendini onların eline teslim ettin, ah
    was ist aus dir geworden,: sana ne oldu
    armes, armes vaterland!: garip, garip anavatanım

    4. chor der derwische: dervişler korosu
    chor
    du hast in deines ärmels falten: kollarını kıvırdın
    den mond getragen, ihn gespalten.: ortadan ikiye yarılmış ayı getirdin
    kaaba! mahomet!: kabe, muhammed
    du hast den strahlenden borak bestiegen: ışıldayan burak’a bindin
    zum siebenten himmel aufzufliegen,: yedi kat göklere yükselmek için
    großer prophet! kaaba!: büyük peygamber! kabe!