şükela:  tümü | bugün
  • elias canetti nin develerle ilgili bi açılış yapan nobel ödüllü kitabı.
  • canetti'nin fas ile ilgili gözlemlerinin oluşturduğu öyküler.
  • yazar, gözlem için girdiği her mekanda, karsısına çıkan kadınlarla ani ve gözle görülmez bir bağ kurmaya uğraşır..
  • neredeyse olanaksız bir cümle ile, canetti, birkaç edebi ve felsefi zümrenin şömizlerce, seminerlerce dillendiremediğini yazar. ahir ömrümde okuduğum zarif başkaldırılardan biridir.

    “her yıl bir öncekinden bir gün daha uzun olmalıydı, yeni bir gün, henüz hiç bir olayın geçmediği bir gün, hiç kimsenin ölmediği bir gün.”
  • türkçede marakeş'te sesler adıyla basılan elias canetti yapıtı. bazı alıntılar:

    * devcileyin kadınların ceplerinde minicik kocalarıyla dolaştığı bir ülke. kadınlar birbiriyle kavgaya tutuştu mu, kocalarını ceplerinden apar topar çıkarır, karşısındakini korkutmaya yarayan küçük tanrılar gibi birbirine doğru uzatırlar.

    * freud'un kendisinin ise anlattıklarına gerçekten kulak verip* dinlediği pek çok hastasının olması gerekiyor; yoksa o kadar çok yanılgıya düşmez ve o kadar çok değişmezdi.

    * yılanlardaki büyüleyici güç. -kulakları işitmediğinden mi?

    * hayvanlar birkez bizim kadar çok şey yaşamaları, ama yaşadıklarını dile getirememeleriyle bizden daha ilginç. konuşan bir hayvan, bir insandan daha fazla bir şey olmazdı.

    * doğu patriklerinin ileri sürdüğüne göre isa şimdiye kadar hiçbir insanın olmadığı kadar çirkinmiş. çünkü insanlığı esenliğe kavuşturabilmek için adem'in tüm günahlarını, hatta onun tüm fizik bakımdan güzellik kusurlarını üstlenmiş.

    * ölüme dinsel nedenlerden kaynaklanan teslimiyete karşı en çok savaşan hekimler, sonunda ölümü doğal bir gözle görüp sineye çekiyorlar.

    * kendi ailesi olmayan her ailede havasızlıktan boğulur insan. kendi ailesinde de boğulur, ama farkına varmaz.

    * insanı gururlandıran her genişlik ve açılımda başkalarının havasızlıktan boğulmasına yol açacak bir darlık saklı yatar.

    * goethe'de çokluk insanı sıkan şey, hiçbir zaman eksik bir tarafa rastlanmayışıdır.

    * yaşamın en büyük çabası, ölüme alışmaktan kendini sakınmaktır.

    * kafka'yı okurken iyi bir kişiye dönüşür insan, ama bununla gururlanayım demez.

    * asla tanrı olmak istemeyen kafka, hiçbir zaman bir çocuk da olmamıştır.

    * acaba kötülüklerini bilmeleri, insanlara kötülükten arınma yolunda bir olanak sağlar mı?

    * can çekişen düşmanının yüzüne bakar insan, oysa kendi vurduğu yerden kaçırır gözlerini.

    * bir kanıt ele geçirilemediği sürece içteki şüpheye inanmadan durulamamıştır. gelgelelim kanıt ele geçirilir geçirilmez inanmak olanaksızlaşmıştır.

    * manevi silahlarla yapılmayan bir savaş, bana tiksinti verir. ölmüş bir düşmanın kendi ölümünden başka kanıtlayacağı bir şey yoktur.

    *korkulmaktansa nefret edilmeyi yeğ tutarım.

    * gidip askere yazılıyor: çevresinde neler olup bitiyor, bilmek istemiyor artık; ne yapıp ettiğini bilmek istemiyor.

    * hep doğruyu söyleyen bir kimseye inanma.

    * diyelim insan ömrü pek çok uzatıldı, acaba ölüm bir çıkar yol olma özelliğini yitirecek mi?

    * korku alır öcünü. yaşanan her korku başkalarına aktarılır.

    * sadece bekleyenlere karşı kahredici bir yalnızlık vardır.

    * korkuda bir şey saklıdır, işitmek ister, her ne pahasına olursa olsun işitmek, mutlaka işitmek. yeter ki işitilebilsin, iyi, kötü, o zamana kadar kaçınılan, korkulan ne varsa hepsi baş tacı edilir. korku doruğuna ulaştı mı, salt işitmek için öldür! buyruğuna bile kucak açılır.

    * konuşmadan yaşadıkları için hayvanların korkuları daha mı azdır?

    * tanınmayan varisler. kurayla belirleniyorlar.

    * insanın dilediği gibi bir tanrı, tanrılar içinde en katlanılmazı olurdu.

    * tanınmanın kudurmuşluğu, birbirlerini öldürmeye zorluyor her ikisini.

    * patlamalar, infilaklarla ele geçirilebilir nitelik kazanmasından beri, hiçlik denen şey görkem ve güzelliğini yitirmiş bulunuyor.

    * söylenmek istenenden daha fazlasını söylememek çok güç.

    * öyle cümleler vardır ki, yalnızca başka bir dilde* anlam kazanır. kendilerini doğurtacak bir ebe bekler gibi çevirmenlerini bekler.
  • elias canetti marakeş'i anlatıyor ama fugitives and refugees adlı kitabında chuck palahniuk'in portland'ı anlattığından daha güzel anlatıyor.
    marakeş'te ilgisini çeken, çok değişik hareketler olarak gördüğü davranışları, halkın yaşayışını tek tek listeleyerek kitabına yedirmiş.
  • "tanrının yaratmadan önceki haliyle dünyayı özlemesi."

    canetti sayfalarının birinde usul usul fısıldar bu cümleyi. 1990 yılına ait baskısı bir takım kokulardan, kütüphanelerden ve hislerden geçmiştir. yanlara çizilmiş kalın çizgilerle eski sevgili de sonsuzluğa ve geleceğe imzasını bırakırken akla gelir:

    geçmişe duyulan o özlemin mitolojilerde de olsa, kütüphanelerde de olsa sanıyorum her varlık için bir gerçek olmaya devam edeceği düşüncesi.

    fas'a ait alıntıların ve gözlemlerin yapıldığı bu kitap kütüphane de var olması gerekenlerdendir. enrty'i kitaptan son bir alıntı ile bitiriyorum.

    "bir kimseye, seni hep seveceğim demek güzel bir şeydir. bir de bunun gerçekten yapıldığını düşünün!"
  • sevdiğiniz bir yazarla hiç görmediğiniz bir ülkenin sokaklarında dolaşmayı ve oranın insanlarıyla konuşmayı mümkün kılabilen güzel kitaplardan biri.
    kitabı merak edenler için;

    https://www.instagram.com/…h2m8/?taken-by=bookogina