şükela:  tümü | bugün
  • wagner'in der ring des nibelungen dörtlemesinin ikinci ayagidir.

    "die walküren", baba tanri wotan ve yeryüzü tanricasi erda'nin kizlari brünnhilde ve onun savasci kiz kardesleridir. walkürelerin görevi, sehit düsen kahraman savascilarin ruhlarini valhalla satosuna tasimaktir. "hojotoho! hojotoho!" diye bagirmalariyla da taninan "die walküren" grubu (amazonlar?), brünnhilde disinda su sekiz kadindan olusur: helmwige (soprano), gerhilde (soprano), ortlinde (soprano), waltraute (mezzosoprano), siegrune (mezzosoprano), rossweisse (mezzosoprano), grimgerde (alto), schwertleite (alto).

    ilk temsili 26 haziran 1870'de münih'te oynanmis operanin diger karakterleri ise su kisiler: siegmund (tenor), hunding (bas), wotan (bas bariton), sieglinde (soprano), brünnhilde (dokuzuncu walküre, soprano), fricka (mezzosoprano)

    operanin konusuna gelince: baba tanri (göttervater) wotan, yüzügün tekrar kötü cüce alberich'in eline gecmesinden endiselenmektedir. tetralojinin ilk bölümü das rheingold'da alberich'in yüzügünü, tarnhelmini ve ren altinlarini ele gecirmis olan dev fafner, tarnhelm'in yardimiyla bir ejderhaya dönüsmüs ve ormanda hazinesini saklamaya koyulmustur.

    siegmund ve sieglinde, wotan'in dünyali, fani bir kadindan yaptigi ikiz cocuklaridir. wotan, onlarin yardimiyla yüzügü fafner'den geri almayi amaclamaktadir. siegmund ve sieglinde'nin yollari henüz cocukken ayrilmistir: siegmund bir gün babasiyla eve geri döndügünde kiz kardesinin kacirildigini ve annelerinin öldürülmüs oldugunu ögrenmistir.

    yillar sonra yagmurlu, firtinali bir günde, siegmund kendisini takip eden düsmanlarindan kacarken ormandaki bir eve siginir. ailesi tarafindan zorla evlendirilmek istenen bir kiza yardim etmek istemis, kizin ailesiyle kavga etmistir. tesadüf bu ya, siegmund'un sigindigi evin mutsuz kadini sieglinde'dir. siegmund'a yakinlik duyar ve yardim etmek ister. kocasi hunding, davetsiz misafiri sineye cekmek zorunda kalir. siegmund hikayesini anlatinca, hunding takip ettigi düsmaninin kendi evinde oldugunu anlar ve siegmund'u ertesi gün icin düelloya davet edip yatmaya gider. siegmund ve sieglinde bas basa kalirlar. sieglinde, kim oldugunu siegmund'a anlatir. hunding'in ailesi sieglinde'yi vaktiyle kaciran kisilerdir. dügünü sirasinda babasi wälse (wotan), evin icindeki bir agacin gövdesinde bir kilic (nothung) sakli oldugunu söylemistir. siegmund kilici yerinden cikardiktan sonra ikiz kardesler hunding'in evinden kacarlar, birbirlerine asik olmuslardir (ensest).

    wotan, kizi brünnhilde'ye siegmund'a mücadelesinde yardimci olmasi icin talimatlar vermektedir. ancak wotan'in diger esi, evlilik tanricasi fricka, sieglinde ve siegmund'un ensest ve evlilige ihanet gerekceleriyle cezalandirilmalari gerektigini söyler. wotan, planlarini gerceklestirmek (yüzügü fafner'den geri alip ren perilerine iade etmek) üzere özgür bir kahramana ihtiyaci oldugunu yinelese de fricka'yi ikna edemez. fricka'ya göre siegmund özgür degildir, wotan'in bir piyonudur. daha önce lanetli yüzük hakkinda (das rheingold) erda tarafindan da uyarilmis olan wotan, bu planlardan istemeyerek de olsa vazgecmelidir. sonunda wotan pes eder: siegmund'un ölecegine dair fricka'ya söz verir.

    bu degisikliklerden haberdar olan brünnhilde, siegmund'u tehlikelere karsi uyarir; sieglinde'yi birakmasi kosuluyla valhalla'ya siginabilecegini söyler. siegmund bu öneriyi kabul etmez, savasacaktir. bu cesaretten ve asktan etkilenen brünnhilde, siegmund'u kavgada korumak ister. böylece wotan'in emrine karsi gelir. siegmund, tam hunding'i alt edecekken, wotan mizragiyla (der speer) müdahele eder ve oglunun kilicini (nothung) parcalar. hunding, silahsiz siegmund'un canini alir. brünnhilde, kilic parcalarini toplar ve sieglinde'yle birlikte diger walkürelerin yanina kacar. wotan, sevgili oglunu kaybettigi icin üzgündür. hunding'i öldürdükten sonra asi kizi brünnhilde'yi aramaya koyulur.

    brünnhilde, görevleri sehit düsmüs savascilarin ruhlarini valhalla'ya tasimak olan kiz kardeslerini bulur (ünlü der walkürenritt müzigi burada calar). onlardan yardim ister, fakat walküre kadinlari, babalari wotan'in sözünden disari cikmak istemezler. sieglinde, siegmund'dan hamile kalmistir. brünnhilde bebegin ismini siegfried koyar ve sieglinde'den fafner'in bulundugu ormana kacmasini ister, o artik bebegi icin yasamalidir.

    wotan hisimla brünnhilde'nin yanina varir. en sevdigi kizi ceza olarak tanricaliktan cikacak, büyülü bir uykuya dalacaktir. onu dag basinda bulan ilk kisi, brünnhilde'ye sahip olacaktir. brünnhilde, wotan'dan af diler ve siegmund'un kahramanligini, ona neden yardim etmek istedigini anlatir. wotan da bunun üzerine ceza indirimi yapar: loge'nin yardimiyla dag basinda kizinin etrafini sihirli bir atesle saracak; kahraman erkekler icinden en yigiti, ates cemberini yarip brünnhilde'ye varabilecektir. "leb wohl, du kühnes, herrliches kind"...

    http://www.opera-guide.ch/…id=415&uilang=de&lang=de
    http://www.physcip.uni-stuttgart.de/…/a_walkue.html
  • kuzey germen dillerindeki wal (savas meydani) ve küre (secim) sözcüklerinin bilesiminden olusmus savas meydanindaki ölülerin kahramanca carpismis olanlarini secip walhalla'ya götürmekle görevli germen mitolojisi figürü. günümüz almancasinda sarisin, uzun boylu ve balik etli hatunlara dendigi de olur.
  • bbc de "tales from the opera" isimli programda placido domingo'nun anlatımı eşliğinde royal opera houseda sergilenen eser ve rejisi, ve verdi operalarının teknik anlamdaki güçlüklerinden bahsedilen bir programda izlemiş bulunduğum ve o zamanlar büyülenmeme sebep olan wagner şaheseridir...*
  • wagner in yaklasık bir saatlik eseri. adolf hitler in askerlerine dinlettigi söylenir.
  • türkiye'de ilk kez altı şubat ikibindokuz'da, cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası eşliğinde ünüşan kuloğlu, tuncay kurtoğlu ve perihan diana nayır artantarafından ilk perdesi seslendirilmiştir ve süper de olmuştur. die walküre'nin bu ilk ve son perdesi sona erip, alkışlar başladığı zaman, herkes üçüncü perdenin açılış parçası ve walküre'nin ana teması olan walkürenritt * ile muhteşem bir dönüş ve görkemli bir kapanış yapılacak zannetmiştir, mamafih herkesin hevesi kursağında kalmıştır.

    bir de şunu ekleyeyim bari; ben operanın operada izlenmesinden yanayım. senfoni orkestrası eşliğinde yalnızca operalardan seçme eserler seslendirilsin, böyle baştan sona bir perde seslendirilmesin, olmuyor böyle * *.
  • raoul grüneis şefliğinde bir die walkure dinledi bugün ankaralılar, yetmişmilyonu*birden değil tabii ki ama. giriş son derece ihtişamlıydı; sivrisinek orkestrası en saldırgan senfonisine yüklenmiş canla başla çalıyordu. o an yanımdakine eğilip dedim ki; "sanırım bugün aşık olacağım".
    .
    .
    .
    .
    ama olmadım.

    bis bekledik, walkürenritt bekledik...
  • (bkz: valkyrie)
  • kanımca, alman olmanın en iyi yanlarindan birisidir..
  • yaylilarin cilgin attiklari olaganustu bir uverturu vardir. sadece o uverturu dinlemek icin bile en az bir kez olsun sahnede canli izlemeye, dinlemeye deger bu opera.

    http://www.youtube.com/watch?v=p1kc2u6xzg8 (pek canli bir zubin mehta kaydi, 2007)

    http://www.youtube.com/watch?v=ozo13glyoho (ivan fischer, 1999)

    http://www.youtube.com/watch?v=3_cittof5mi (bruno walter, viyana filarmoni, 1935)