şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: sayısal)
  • turkce'ye en anlamli cevirisi "basamaksal" olan kavram.
  • her ne kadar tdk bugün gönderdiği bilgi notunda (bkz: dağarcığınıza her gün iki söz) "fransızca kökenli bu kelime yerine sayısal diyelim" diyorsa da, kelimenin kökü ve fransızcadaki kullanımı hakkinda verdiği bilgi, maalesef çoğu kez oldugu gibi, yanlış.

    digital sıfatı latince parmak anlamındaki digit kelimesinden türemiştir. roma rakamları kullanan insanların parmak ve rakam demek için de aynı kelimeyi kullanmalarında şasırtıcı bir taraf yoktur. ancak fransızlar arap rakamları kullanmaya başladıktan sonra digital sıfatına "parmağa özgü, parmakla ilgili" anlamı vermişler. illâ da parmakla dokununca çalışan araçlar için kullanılır örneğin günümüz fransızcasında, bir ara türkiye’de de var olan "dokunmatik" televizyonlar gibi. parmak izi "empreinte digitale" denir fransızca.

    ingilizler arap rakamları kullanmaya başladıktan sonra da digital sıfatını rakamlarla ilgili olarak kullanmaya devam etmişler. elektronik araçların yaygınlaşmasından sonra "digital", ses kaydı, "digital" fotoğraf vs. demek için bol bol kullanılır olmuş bu kelime. hatta konuştukları fransızcaya pek de dikkat etmeyen kişiler günümüz fransızcasına sokmuşlar kelimenin bu anlamını, kafa göz –özellikle de kulak- yara yara. oysa "sayısal" fransızcada "numérique" denir ; "sayısal fotoğraf" "photographie numérique", sayısal kayıt, "enregistrement numérique" şeklinde...

    anlaşıldığı üzere bu satırların yazarı türkçede "sayısal" sıfatının kullanılmasından yana. ama, tdk uzmanlarının açıklamalarını paylaşmıyor tamamıyla.
  • güzel tasarımlara ilham kaynağı olabiliyor. misal: http://freshome.com/…007/11/21/storyline-bookshelf/
  • sodyum-potasyum atpaz pompasını bozup hücre içi kalsiyum seviyesini yükselterek kalbin kasılma gücünü arttıran ilaçlar. başlıcaları digitoksin, digoksin ve uvabaindir.

    söz konusu pompa sistemi vücudün tüm hücrelerinde bulunduğu için böbrekte su-tuz tutucu, beyinde konvülzan etki göstermektedirler.

    eski çağlardan beri kullanıldıkları bilinmektedir. hatta van gogh tablolarında ki sarı-yeşil ağırlıklı tonların dijital zehirlenmesinden olduğu söylenmektedir.
  • bu kelimenin şu son üç yılda karşıma çıktığı halinden dolayı gördüğüm yerde ağzını burnunu kıracağım. yastığa dijital yazdım, üzerine atlayıp tekmeliyorum ve kulağını ısırıyorum.
  • apartmanın otomatları değişirken usta daire daire dolaşıyor.

    b: (kapı otomatına bakıp soruyorum) bu ne marka?
    u: audio.
    b: o adla marka mı olur bre! kamera taksaydınız markası video'mu olacaktı? ehehe!
    u: kapı otomatı konusunda en iyisi bu (diyor usta, bizim yöneticiyi de kandırmış.)
    b: neden? diye soruyorum,
    u: çünkü dijital diyor!
    b: oooooo! dijital!!! uu beybi. artık daha da başka bir şey diyemem, dijitalmiş, daha ne olsun. üstelik görüntülü de he mi? of of! oooof!

    öyle sihirli bir sözcük bu, usta bile kutsallığının önüne dizmiş üstatlığını. sayısal işte la, 0 ve 1.

    usta, daire daire tanıyor herkesi diyor. uuuuu beybi! herkes bir kod alıyor, alttan basılan tuşlara göre anahtarlarla (transistorlü basit elektronik devreler) istenilen daireye yöneltiliyor. bu kadar basit ama usta şöyle anlatıyor.

    u: böyle aşağıdan basıyorsun, şifre de verirsin, aşağıda deep switch (çokzel telaffuz ediyor bunu) var, o karar veriyor nereye gideceğine, başka kimseye değil sana geliyor...
    b: ne diyorsun?!...

    el-netice: tanrısal gibi bir şey bu dijital lafı.

    engzel koltuk bu abi...
    neden?...
    ee dijital...
    haaa tamam!
  • analog'undan ucuz olanı
  • sevmiyorum aslında ben bu mereti. tüketimi arttırdı bu meret. eskiden her şeyin az çok tamiri vardı. ustalar vardı. şimdi ise bir kart üstünde entegreler var, peki ne oldu? kart yanmış komple değişecek. tamam dijital hayata kolaylıklar getirdi ama tüketimin de artmasındaki en önemli nedenlerden birisi. her ne kadar dijital olsa da yine iş elektrik ile tabi. bazısı 1 ve 0 iletimlerini böyle ip üstünde giden rakamlar filan sanıyor da, öyle değil o iş.