şükela:  tümü | bugün
  • dijital teknoloji kullanirak cekilen fotograf.
    (ara: dijital* fotograf*)
  • fotograf bolumu 3. yil dersi.

    dersin amacı, teknolojik bir alet olan bilgisayarın, tüm tasarlama ve uygulama projelerinin işlenmesinde başvurulacak bir araç olarak kullanımının sağlanmasına yöneliktir. bu bağlamda, sayısal ortamda fotoğraf işleme programları ile photoshop destekli fotoğraf tasarım ve uygulamaları, elektronik görüntüleme teknikleri, masaüstü yayıncılık, internet ve multimedia'ya yönelik uygulamalar, dijital kameralarla stüdyo uygulamaları dersin kapsamını oluşturur.

    kaynak : msgsu
  • tartışılmaz kolaylıklarının yanında gözden kaçırılan önemli bir dezavantajının bulunduğuna inanıyorum.

    eski makinelerde ccd diye bir parça - haliyle - yoktu. sağlam bir body ve düzgün bir objektifinizin olması yeterliydi. ccd'nin olduğu yerdeyse koca bir boşluk vardı; oraya karakterini kendiniz seçtiğiniz bir filmi koyardınız. orwo'nun siyah beyazı istediğiniz sonucu vermediğinde ilford'u deneyebilirdiniz.

    dijital fotoğraf sayısız güzellik getirirken sadece bu esnekliğin yerine tuhaf bir mahkumiyet koydu. şimdi bir fotoğraf makinesi alırken seçenekleri sadece objektifi ve body'siyle değil, ccd kalitesiyle de çok titiz bir şekilde değerlendirmeniz gerekiyor. çünkü onu sonradan memnun kalmadığınız film gibi atamıyorsunuz. örneğin iki senedir nikon markalı bir pişmanlığım var ki, bu kadar mı gren olur yahu... sanki 400 değil de 3200 iso'da fotoğraf çekiyorum!
  • uzun süredir aklımın bi köşesinde. düşünüyorum ara ara, ya da 15 saat mesai yaptıktan sonra boş bakarken, fonda çalışıyo proses, hissediyorum. eee; ama normal. 8 seneyi devirdik. artık bu asır hakkında iyi kötü ileri geri konuşabilecek kadar malzeme derlendi.

    evet ya, bu asırla ilgili olarak, en çok nefret ettiğim şey dijital fotoğraf teknolojisi, eminim. en azından şimdilik. ne savaşlar, ne gezegenin dengesinin iyice bozulması, ne nesli tükenen hayvanlar, ne asit yağmurları, ne adsl'nin pahalı olması, ne de sayın deniz baykal. evet eminim. bu asırla ilgili en çok nefret ettiğim şey dijital fotoğraf teknolojisi.

    sanki bi önceki yüzyılın intikamını alır gibi, böle sanki sadist bi zevk alırmış gibi basılıyor deklanşöre. "demek 36 pozluk filmin bir rulosu 30dolar haaaa" şraaaak! "demek 36 pozun banyosu 50dolar haaaaa" şraaaak! "o da 1,5 saat gidiş 1,5 saat dönüş eminönü yolunu göze alırsan haaaaaaaa" şraaaak! "yok eminönü'ne gitmeye üşendin, o zaman evin burdaki fotoğrafçıda 36 pozun tabı tammı tamına 80dolar" şraaaaaak "bedava bu" şraaak! "bedavaaaaa" şraaak! "4gb sd kart 1,5milyar adet resim saklıyor, piller şarjlı en az bin kere şarj oluyor, bedava bu resimler bedavaaaaa" şraaak! "bedava nıaaaaaaah hah hah hah hah haaaaaa!" şraaak! "bu da bedava" şraaak! "bu da!" şraaak "bu da!" şraaak!

    flicker, facebook, myspace sadece küçük bi parçası olan bitenin, rapidshare gibi onlarca devasa data havuzu, aynı mekanda/otamda, aynı insanlarla, çok küçük bir zaman aralığında çekilmiş, hatta bazen aralarında fark olup olmadığı anlaşılamayacak kadar kısa aralıklarla çekilmiş binlerce resim sekansı ile dolu. bu bahsettiğim sekanslarda bazen fotoğraflar arasında geçen süre o kadar az ki saniyede 24 çerçeve oynatsanız, smooth bir hareket akışı; bildiğin video elde edeceksiniz artık.

    bir de bunun karşısına geçenin bir başka insan olması durumu var. bir gülme, bir eğlence, bir hareketler, aman da aman, eller bi yanda, kollar bi yanda, uçan tekmeler mi istersiniz, balemsi jestler mi. ay karnıma ağrılar giriyor ayh!

    peki ya flaşlar? bi yerde oturuyosun, sakin sakin oturuyosun. yan masada kalabalık bi grup, kakar kikir yüksek sesle sohbet ediyorlar. ne güzel, hiç sorun diil. hatta kıskandırıcı bile biraz. keşke benim de arkadaşlarım şu an burda olsa, var çünkü mesela farazi maruz kalan kişinin de böle bi arkadaş grubu, ama o an orda tek bi arkadaşı ile oturuyor, mood itibari ile sakin, melül, ama keyfi yerinde, takılmıyor öle yan masanın gürültüsü gibi tırı vırı şeylere.

    taa ki...

    fotoğraf makineleri çıkıyor. şraaak flaş, "dur bu güzel olmadı.", şraaak flaş! "ekranda çok küçük emin olamadım bi tane daa çekiim." şraaak flaş! "şimdi de sen şimdi onu yiyomuş gibi yap" şraaak flaş! "tamam şimdi gerçekten ye" şraaak flaş! "şimdi geri çıkar" şraaak flaş! "oha amma iğrenç görünüyo" şraaaak! "aaa flaş patlamadı dur tekrar çekiim" şraaak flaş! "dur bi de yandan aliim" şraaak flaş!

    kusmuk ulan! adam az önce yediği pastayı kustu, neyin yandan alıyosun? noluyo yandan alınca? üstten aldın da neyi yetmedi yandan alıyosun? seni kusmuğun flaşlı makrosunu çekmeye iten motiv nedir, izah et bana? anlat ya?! belki çok haklı sebeplerin var, ikna olucam belki?

    ama belki de boşuna üzerinde duruyorum...

    çünkü çoğu zaman o kişinin gözünde... dudaklarında... o saykotik tebessümü hissediyorum. o kararlı tavrı göremesem de sezinliyorum:

    - bu pil!
    - bugün!
    - burada!
    - bitecek!
    - ...
    - bi!
    - te!
    - cek!
  • getirdiklerini yanısıra götürdükleri de bir hayli fazla olan teknoloji.

    getirileri malum. film derdinden kurtulma, kare kaçırmama, sınırsız post prodüksiyon... gibi. şunu rahatlıkla söyleyebilirim; hiç bir profesyonel artık analog kullanmıyor. kullansa da hobi amaçlı kullanıyor ya da farklı amaçlarla kullanıyor. örneğin zone system uygulayıp mükemmel tonlara sahip mükemmel baskılar elde etmek için. bu tarz işler de artık fazla elitist bir tavır haline geldi. yani digital fotoğraf sayesinde karanlık oda baskılarının değeri arttı. bu digital fotoğrafın beklenmedik getirilerinden birisi. fakat gel gör ki zone system dediğin photoshop'da en fazla iki dakikanı alır (tabi bilene).

    bence en büyük götürüsü, fotoğrafın tüketimi yönünde oldu. fotoğraf çok kolay tüketilir hale geldi. evet fotoğrafın bu kadar kolay ulaşılabilir olması güzel bir şey. bu sayede daha çok sayıda güzel fotoğraf üretilir hale geldi fakat aynı şekilde daha çok sayıda kötü fotoğraf üretilmesine de sebep oldu. çok sayıda kötü fotoğraf üretilmesi profesyoneller açısından sıkıntı değilmiş gibi görünse de, kolay tüketim ile kötü fotoğrafla iyi fotoğrafı ayırt edememe durumunun da artması çok büyük sıkıntı haline gelmeye başladı.

    yani demem o ki, karanlık odadan photoshop'a geçenler aynı çizgilerini ve kalitelerini devam ettiriyorlar. bu adamlar aynı zamanda fotoğrafın nasıl bir emek gerektirdiğini de çok iyi biliyorlar. fakat alışveriş merkezinden bir d-slr alıp fotoğrafçı kesilenler yüzünden herkes fotoğraftan anlar oldu. amatörler, amatörlüklerinin farkında olmadıkları için de fotoğrafın değeri azalır oldu.

    kuşkusuz digital fotoğraf en çok reklam ve tanıtım fotoğrafçılarının işine yaradı. sınırları tamamen sonsuza dayadı. photo manipulation sayesinde önceden yapılması mümkün olmayan bir çok şey ekran karşısında yapılır oldu. fakat bu alanda da götürüsü oldu dijital teknolojinin. yapılan işin ucuzlamasına sebep oldu. harcanan emeğin şekli değişse de miktarı azalmadı ama ucuza gitmeye başladı. çünkü rekabet hat safaya ulaştı. bu iyi mi kötü mü tartışılır. fotoğrafçı için kötü olduğu kesin ama fotoğrafın gelişimi açısından iyi olabilir gibi ve tabi müşteriler açısından.

    photojournalist arkadaşlara gelirsek. onlar aynı yolda ilerliyorlar. dijital fotoğraf onların da işini kolaylaştırdı, kare kaçırmıyorlar artık. bana kalırsa fotoğrafın özünü benimseyip bu yola gönül koyanlar da onlar. diğer tüm fotoğraf alanlarının yerini dolduran bir şeyler çıkar belki ilerde (bkz: 3dsmax). fakat belgesel fotoğraf varlığını hep sürdürecek.
  • gelişen teknolojiyle beraber vazgeçilmez olmuştur.
  • aşırı gelişmemiş cep telefonumun 1.3 mp kamerası ile şark görevine gittiğim şehirde bir minibüste çektim bu fotoğrafı.

    şoförün herkesin görebileceği bir yere astığı bu fotoğrafa bakıyorum; içinde bulunduğumuz minibüsün fotoğrafı.

    dijital fotoğraf makinelerinin icat edilmediği yıllardan kalma bir duygu kaplamıştı içimi. o yıllarda objektifin karşısında çok kıymetli bir şey, bir an, bir insan yoksa deklanşöre basılmazdı. fotoğraf çekmenin değerli olduğu zamanlardı.

    sadece fotoğraf değil eskiden arabada insanların kolayca harcayabileceği bir şey değildi. çünkü o zamanlarda banka kredileri, düşük faizler, hemen eskisini satıp üstünü bankadan tamamlayıp yenisini almak yoktu .o zamanlarda araba sahibi olmak bir anda tüketilebilir bir duyguya sahip olmak anlamına gelmiyordu.

    artık hasbelkader kıymetli bir ana denk gelip anlamlı bir fotoğraf çeksek bile kimse o fotoğrafın çıktısını almıyor. dijital fotoğraf yine instagram'da, fecabook'da falan dijital olarak kalıyor.

    düşünüyorum da uzunca zaman daha anlamlı bir şey görememiştim.