şükela:  tümü | bugün
  • firmanin urettigi mal icin hammaddeleri* baskasindan almayip kendi bunyesinde uretme durumudur. baskalari ile ugrasmaktan kurtulursunuz ama diger taraftan da uzmanlastiginiz alanin disinda baska bir seyler daha uretmek zorunda kalirsiniz. ingilizcesi vertical integration.
  • şöyle bir örnekle açıklanmıştır: 1919'da fisher kaporta, general motors'a üstü kapalı arabalar için kaporta üretmeye başladı. fisher kaporta bunu yapabilmek için sadece bu arabalarda kullanılabilecek spesifik yatırımlar yapmak zorundaydı. iki firma arasındaki sözleşme, sermaye maliyetelerini dışlayacak biçimde maliyet artı kar üzerine kuruluydu. zamanla üstü kapalı olan otomobillere olan talebin artması gm'nin yeni şartlar altında oldukça yüksek bir fiyat ödediğini düşünmesine yol açtı. fisher kaporta ise sermaye maliyeti sözleşmeye dahil olmadığı için zaman içinde gerekli sermaye yatırımlarını yapmamayı tercih etmişti. fırsatçılığın dikey entegrasyona yol açmasına bir örnek olarak verilen fisher kaporta-gm ilişkisi her iki tarafın da sözleşmeye uygun davranmaması durumunun çıkarlarına uygun olmasını görmeleri ile gm, fisher kaporta'yı satın almıştır.

    kaynak: örgüt kuramları kitabı, imge yayınevi.
  • dış kaynak kullanımının en büyük düşmanıdır. bir alanda uzmanlaşmayı da bitirir.

    literatürde verilen örneklerin çoğu 20. yüzyıla aittir. günümüzde bir işletmenin kendi faaliyet alanında her işte uzmanlaşması, bilginin çok önem kazandığı bir ortamda imkansız gibidir. fordist üretim anlayışının hakim olduğu yıllarda dikey entegrasyon kabul edilebilir bir anlayış olduğu için halen kitaplarda rastlamamız mümkündür.
  • tedarikçisine "senin yapacağın işi ..." diyen iş adamının yaptığı şey. kurda sormuşlar, "ensen niye kalın?" diye. "dikey entegrasyon yaptığım için" demiş. sonra "gözlerinin altı niye mor?" diye sormuşlar, "o kadar işle sen uğraşsan, her tarafın morarır." demiş.
  • türkiye'de* medya satın alınarak yapılır

    hele ki inşaat ve/veya banka ve/veya ihale işlerindeysen hükümeti de rüşvet çetesi yönetiyorsa medya almak zaruri hale gelir bir yerde

    ardından el el üstünde kimin eli var oynanır

    sonra hükümeti organize suç örgütüne dönüştüren adam havuz medyası kurdurur
    sonra o da yetmez her bir medya organına alo fatihler atanır
    sonra biri* şu şekillere girer
    sonra diğeri nasıl girdim bu işe ya kim için diye ağlaşır
    ...

    (bkz: #40930903)
  • tam olarak olmasa bile kasap açalım ete para vermeyelim zihniyetinin büyük ölçekli sermaye ile yapılanı...
    budur...
  • firmaların genellikle yayılı muamele vergilerinden kaçınmak için uyguladığı üretimden satışa kadar olan bazı aşamaların birleştirilmesiyle, tek bir paydada toplanmasıyla hem daha az maliyet ile hem de bütünlük sağlaması amacıyla yaptıkları harekettir. örneğin üretim şirketi ve pazarlama şirketinin birleştirilmesi gibi.
  • gazete ve/ya televizyon sahibi bir grubun haber ajansı da alması durumu...