1. "diksiyon sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır. sözün içeriğinin kodlanması yani etkili iletişim diksiyon sanatının dışında kalan bir konudur.

    türkiye'de seslerin çıkarılmasında yörelere göre farklılık vardır. ancak güzel seslendirmede daha çok istanbul ağzı esas alınır. seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için ses aletlerinin- gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin eğitilmesi gerekir."

    diksiyon - trt
  2. "ünlüler
    a
    konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (a) vardır. bunlardan biri (kalın a) diğeri de (ince a) dır. her iki (a) bazen uzun, bazen kısa okunabilir. bu iki (a) yı söylerken birbirinden ayırt etmek için (ince a) nın üzerine şu ( ^ ) işareti koyarak gösterelim.

    kalın a
    şu şekilde söylenir: dil doğal duruşunu değiştirerek ortaya doğru biraz yükselir, dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşek ve çeneler açık. aaa aaaa aaaa
    elâlem ala dana aldı ala danalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık. akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini. ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.

    ince a
    (kalın a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür. dilimize geçen yabancı kelimelerden gelmiştir. bu kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: lâla, lâstik, hâl. hâlbuki, lâf, lâkırdı, lâle, lâl, kâse, lâle, lânet, lâzım, kâzım, kâtip gibi.
    lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.

    uzun a
    bunu da (â) şeklinde gösterelim :
    önek: nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, seyahât, sâdık, sâbit, kâtil, nâzik târih, mâvi, hâttâ, hârf, dikkât, şefkât, kabahât, sıhhât, nâmus, nâne, nâsihat,

    e
    konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (e) vardır. bunlardan biri (açık e) diğeri de (kapalı e) dir. bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayırt etmek için (kapalı e) nin üzerine şu (´) işareti koyarak (açık e) den ayıralım. eee eeee eeee

    açık e
    (açık e) şu şekilde söylenir: çeneler (a) ünlüsünde olduğu gibi, dil ileri doğru yükselir. kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: eş, sen, sene- edebi edepsizden öğren: ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver: evlinin bir evi, evsizin bin evi var. - bir elin nesi var, iki elin sesi var. - sen dede ben dede bu atı kim tımar ede.

    kapalı e
    (kapalı e) şu şekilde söylenir: dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp çeneler hafifçe sıkılır.
    gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.

    i
    şu şekilde söylenir: çıkış noktası damağın arka kısmındadır. dudakların köşesi kulaklara doğru açılır. dil damağın arkasına doğru toplanarak dar bir geçitten havayı bırakır. dilimizde (ı) ünlüsü kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: isı, ıslık, ılıcalı ıııı ııı ııııı
    - ihlamuru ısıt: tıkır tıkır: mırıl mırıl: şıkır şıkır. yığın yığın, kıpır kıpır, gıcır gıcır, ıslak ıslak, pırıl pırıl, fırıl fırıl, zırıl zırıl.

    i
    şu şekilde söylenir: çıkış noktası damağın ön kısmındadır. dudakların köşesi kulaklara doğru açılır, dil damağın iki yanına dayanarak dar bir geçitten havayı bırakır. kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: iz, dil, izci iii iiiii iiiii
    iki dinle bir söyle- iki el bir baş içindir.
    dilimizde süresi uzun olan (i) lere rastlanır:
    icat, biçare, bitap, bitaraf, veli, fenni, fiziki, cani, hayati, nihai, fuzuli, deruni

    o
    konuşma dilimizde kalın ve ince olmak üzere iki ayrı o vardır.

    kalın o
    çeneler açık, dudaklar birbirine yakındır ve ağız içi yuvarlaktır. kelime başlarında sık rastlanır. örnek: ot, ova, ocak, olmak, ordu, oda, orman, ortak, bando, banyo, biblo, bono, fiyasko, tango, solo, fono, foto, radyo, stüdyo, şato, tempo, vazo, olmaz olmaz deme, olmaz olmaz. oooo oooo ooo

    ince o
    biraz daha ileriden daha az yuvarlak yapılarak söylenir.
    lobutları loş locasında notalıyan normâl lort losyoncusunun lokantasında nohutları lokumlarla karıştırdı.

    ö
    çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. dudakların alt ve üst köşeleri birbirine yaklaşıp ağız küçük bir yuvarlak gibi olur. (ö) ünlüsü çoğunlukla kelime başında bulunur. ööö ööö öööö
    örnek: öbek, öc, ödenek, ödünç, ödeşmek, ödev, öfke, öğrenmek, öğrenim, öğretim, öğünmek, öğüt, ökçe, öksürük, örs
    - ölenle ölünmez. - ölüm kalım bizim için. - önce düşün. sonra söyle. - öfkeyle kalkan zararla oturur.

    u
    konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (u) vardır. bunlardan biri (kalın u) diğeri de (ince u) dur.

    kalın u
    çeneler açık, dudaklar birbirine iyice yaklaşık ve ağız tam bir küçük yuvarlak olur. örnek: uç, ucuz, uçak, uçurum, uykucu, ulu uuu uuu uuu
    unkapanı uğradığı uğursuzluktan upuzun uzandı.

    ince u
    (kalın u) ya oranla daha ileriden söylenir. ünlüsü çoğunlukla yazıda (ü) ünlüsü ile gösterilir. örnek: rûya, rûzgâr, hûlya, gûya, lûzûm, lûtfen, lûgat, nûr, nûmara, nûri,
    gûya hûlya rûyasında lûtfi´ye nûmaralı nûtuk söyliyerek lûtfetmiş.

    ü
    çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. dudakların alt ve üst köşeleri birbirine iyice yaklaşır ve büzülür. (ü) ünlüsüne dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda sık rastlanır. örnek: üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek, ülker, ülkü, ün, ünlem, ünlü, üreme, ürkek ,ürpermek, üzüm, üstün, üşenmek, ütü üüü üüü
    - üzüm üzüme baka baka kararır. -ülker üzüntüden üzüm üzüm üzüldü. -ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir."

    diksiyon-trt
  3. "ünsüzler

    b
    dudakların birleşip açılmasıyla meydana gelir. kelimenin başında veya ortasında bulunur. kelime başında örnek: baş, boş, bıçak, biber kelime sonunda (p)ye dönüşür. örnek: kitap, kap, hesap, çorap. ancak kelime sonunda ünlü bulunursa eski konumuna döner: örnek: kitabı, dolabı, kabı, hesabı
    gerçekte (p) ile biten kelimeler ise değişmezler. örnek: sap-sapı, çöp-çöpü, top-topu, tüp-tüpü, küp-küpü, kulp-kulpu, hap-hapı,
    bi be ba bo bu bö bü bı bip bep bap bop bup böp büp bıp
    bil bel bal bol bul böl bül bıl bir ber bar bor bur bör bür bır
    bit bet bat bot but böt büt bıt bis bes bas bos bus bös büs bıs
    babasının benekli bıldırcını bitişik bostanda böceklerden bunalarak büzüldü.

    c
    dişler birbirine yaklaşık, dil ucu dizlerin ön kenarına yayılmış, alt çene aşağı düşerek çıkar. örnek: cam. caba, cacık, coşkun, cömert, cüce, cümle. kelime sonunda (ç) olur.
    ci ce ca co cu cö cü cı cip cep cap cop cup cöp cüp cıp
    cik cek cak cok cuk cök cük cık cit cet cat cot cut cöt cüt cıt
    cambaz cevat cılız cimri coşkunla cömertliğe cumbada cüret ettiler.

    ç
    c harfinden biraz daha sert olarak çıkar. çıkış biçimi aynıdır.
    çi çe ça ço çu çö çü çı iç eç aç oç uç öç üç iç
    çip çep çap çop çup çöp çüp çıp tiç teç taç toç tuç töç tüç tıç
    *** peç paç poç puç pöç puç püç pıç şiç şeç şaç şoç şuç şöç şuç şüç şıç
    çardaklı çeşmedeki çırak, çiçekleri, çorbanın çöreğini ve çuvalları çürüttü.

    d
    dilin damağın ön kısmına üst diş köklerine dokunmasıyla çıkarılır.
    örnek: dam, dal, dar, dış, diş, dadı, dede, deney,-demir,
    kelime sonunda (t) olur. yalnız anlamlan ayrı olup söylenişleri benzeyen bir kaç kelimeyi birbirinden ayırmak için (d) olarak yazılır. örnek: ad (isim), at (hayvan), od (ateş), ot (bitki), had (derece), hat (çizgi)
    di de da do du dö dü dı dip dep dap dop dup döp düp dıp
    dik dek dak dok duk dök dük dık dit det dat dot dut döt düt dıt
    dir der dar dor dur dör dür dır diz dez daz doz duz döz düz dız
    davulcu dede dışarlıklı dikişçiyi dolandırırken dönemecin duvarından düştü.

    f
    üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunup açılmasıyla çıkarılır. dilimizde çoğunlukla kelime başında, pek seyrek olarak da ortasında ve sonunda bulunur. örnek: fal, fil, fakat, falaka, falanca, faraş, felek, ferman, fasafiso, federasyon, felâket, felç, fevkalâde, frak, fitre, film?, fayans, fötr, fonojenik, futbol, füze
    fil fel fal fol ful föl fül fıl fit fet fat fot fut föt füt fıt
    fip fep fap fop fup föp füp fıp fif fef faf fof fuf föf füf fıf

    g
    dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir. örnek: gaga, gagalamak, gam, galiba, gar, garaj, gargara, gazete, gelincik, göçmen, gölge, gönye, görev, güzellik.
    (g) ünsüzünün iki çıkış noktası vardır. ince ünlülerle damağın ön kısmından çıkar. örnek: gâh, gel, gör, git, gûya, güç. kalın ünlülerle damağın gerisinden çıkar. örnek: gar, gıcık, gocuk, guguk, gibi.
    gi ge ga go gu gö gü gı gik gek gak gok guk gök gük gık
    gip gep gap gop gup göp güp gıp gif gef gaf gof guf göf güf gıf
    gil gel gal gol gul göl gül gıl gir ger gar gor gur gör gür gır
    galip geyvede gır gır giden gocuklu göçmen gururluya güldü.

    ğ
    dilimizde varlığını ancak kendinden evvel gelen ünlünün süresini uzatmakla hissettirir. kelime başında bulunmaz, iki ünlü arasında ise ikili ünlü meydana getirir. örnek: boğaz-boaz, doğal -doal, yoğurt - yourt
    konuşma dilimizde bazan y ve v seslerine döner. örnek: eğer-eyer, diğer-diyer, soğuk-sovuk
    ği ğe ğa ğo ğu ğö ğü ğı ğir ğer ğar ğor ğur ğör ğür ğır
    ğip ğep ğap ğop ğup ğöp ğüp ğıp ğil ğel ğal ğol ğul ğöl ğül ğıl

    h
    bir soluk harfi olup ağzın (kalın a) ünlüsünü çıkardığı durumla meydana gelir. örnek: habbe, haberci, haber, hacamat, hacı, hacıyatmaz, hadde, hademe, hafız, hafif, hafta, hakiki, hakir, hâlbuki, hallac, hassâs, hece, hımhım, hipnotizma, hokkabaz, hulâsa, hulyalı, hüner, hücum, hücre, hüviyet,
    hi he ha ho hu hö hü hı hih heh hah hoh huh höh hüh hıh
    hip hep hap hop hup höp hüp hıp hit het hat hot hut höt hüt hıt
    hil hel hal hol hul höl hül hıl hir her har hor hur hör hür hır
    habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe hurmaları hürmetle sundu.

    j
    dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır, havanın dil ortasından sızmasından meydana gelir. örnek: jale, japon, jandarma, jambon, jelâtin, jeoloji, jeolog, j jest, jilet, jübile, jüri.halk arasında (j) ünsüzünün (c) olduğu görülür. örnek:japon- capon, jandarma - candarma, panjur = pancur, jurnalcı = curnalcı,
    ji je ja jo ju jö jü ji jij jej jaj joj juj jöj jüj jıj
    jir jer jar jor jur jör jür jır jil jel jal jol jul jöl jül jıl
    jip jep jap jop jup jöp jüp jıp jis jes jas jos jus jös jüs jıs
    japon jeolog jiletini jurnalıyle jüriye verdi.

    k
    dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir. ince ünlülerle damağın ön kısmından kalın ünsüzlerle ise arka kısmından çıkar. örnek1: kel, kir, kör, kâtip kâhya, örnek2: kaba, kaya, kaçak, kadastro, kadın kadife, kalp, kal
    ki ke ka ko ku kö kü kı kik kek kak kok kuk kök kük kık
    kil kel kal kol kul köl kül kıl kir ker kar kor kur kör kür kır
    kip kep kap kop kup köp küp kıp kit ket kat kot kut köt küt kıt
    kara ketenlik külahlı kuş kara kediyi yedi

    l
    dil ucu damağın ön kısmına(lale), bir de daha gerisine(olay) dayanır, hava dilin yanlarını titreterek sızar. örnek: lâbirent, lâboratuvar; lâcivert; lâçka, lâdes, lâf, lâkap, lâhana, leylâk, leziz, limon, lise, litografya, liyakat, löca, lödos, lökanta, lokma, lökomotif, lösyon, löş,
    li le la lo lu lö lü lı lil lel lal lol lul löl lül lıl
    lir ler lar lor lur lör lür lır lip lep lap lop lup löp lüp lıp
    lit let lat lot lut löt lüt lıt lin len lan lon lun lön lün lın
    (l) ünsüzü bazı kelime ortalarında ve sonlarında kaybolur, örnek: nası şey = nasıl şey, kak ordan = kalk ordan, adi konuşmada (r) ünsüzünün (l) olduğuna sık rastlanır. buna (leleşme) denir.önek: birader-bilâder, berber-belber, servi - selvi, serbest = selbes, bâri = bâli, diye= diyelek, kerli ferli = kelli felli, zemberek -zembelek, merhem - melhem, terlik = tellik, amerikan = amelikan

    m
    dudakların birleşip açılması ve damağın hafif alçalmasıyla meydana gelir. dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: maalesef, macera, maç, madalya, maalmemnuniye, maarif, modern, mücevher, madenî, manzume, müzakere, mütemmim
    mi me ma mo mu mö mü mı mip mep map mop mup möp müp mıp
    mir mer mar mor mur mör mür mır mil mel mal mol mul möl mül mıl
    min men man mon mun mön mün mın mim mem mam mom mum möm müm mım
    muhallebici melankolik mısırlı mirza modern mösyöyle muradiyede müzik dinledi

    n
    dilin damağın ön kısmına, diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir: dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: nasır, nadan, nadide, nafaka, nafile, naftalin, nakil, nakit , nal nalbant, namaz, namus, nankör, narin, narkoz, nâsihat, nâzım, nazik, nesir, nezaket, nilüfer, nisan
    ni ne na no nu nö nü nı nip nep nap nop nup nöp nüp nıp
    nil nel nal nol nul nöl nül nıl nir ner nar nor nur nör nür nır
    nim nem nam nom num nöm nüm nım nin nen nan non nun nön nün nın
    namlı nane nini nini naneleri numaraladı

    p
    dudakların birleşip açılmasıyla ve açılma sırasında dışarıya hava fırlamasıyla meydana gelir. dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: paça, paçavra, paket, pala, palamut, panorama, pansiyon, pantolon, papatya, paragraf, paramparça, paraşüt, paratoner, parazit, patinaj, pedagoji, plak, plaka, plan, planör, politika, porselen, porsiyon, program, projeksiyon, protesto, psikoloji,
    pi pe pa po pu pö pü pı pip pep pap pop pup pöp püp pıp
    pil pel pal pol pul pöl pül pıl pir per par por pur pör pür pır
    pit pet pat pot put pöt püt pıt pis pas pos pus pös püs pıs
    palavracı peltek pısırık pişkin poturlu porsuk pulcu püskürdü.

    r
    dil ucunun yukarıdaki kesici dişlere yakın noktayla meydana getirdiği kapağın bir çok defa açılıp kapanmasıyla meydana gelir. kelime başında bulunan (r) kolay söylenir. fakat kelime sonlarındaki (r) ünsüzlerine önem verilmezse anlaşılması güç olur. örnek: rabıta, radyatör, radyografi, rahat, roket, raket, ramazan, randevu raptiye, rol, reçete, rehber, rehin, rejisör, rakip, reklâm, rekor, repertuvar, reverans, rezonans, riyakâr, romatizma, rota, rozet, röportaj, rûya, rûzgâr,
    ri re ra ro ru rö rü rı ir er ar or ur ör ür ir
    rir rer rar ror rur rör rür rır tir ter tar tor tur tör tür tır
    fri fre fra fro fru frö frü frı gri gre gra gro gru grö grü grı
    radyolu ressam ramis rasimin romanıyla röportaj yaptı

    s
    dudaklar açıktır, dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır ve hava dilin arasından tonsuz olarak sızar. dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: sap, saat, sabah, sabotaj, saman, servis sıska, seksek senaryo, stüdyo, spiker, smokin, hassas, kasa gibi…
    si se sa so su sö sü sı sil sel sal sol sul söl sül sıl
    sir ser sar sor sur sör sür sır sis ses sas sos sus sös süs sıs
    siş seş saş soş suş söş suş sış isi ese asa oso usu ösö üsü isı
    sandıklıda sepetleri sıralı simitçi sofrada sökülen sucukları süpürdü

    ş
    dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır, hava dilin ortasından çıkar. örnek: şantaj, şantiye, şafak, şahin, şakşakçı, şimendifer, şimşek, şarapnel, şarjör, şifre, şövale, şüphe, şölen,
    şi şe şa şo şu şö şü şı şil şel şal şol şul şöl şül şıl
    şir şer şar şor şur şör şür şır şis şes şas şos şus şös şüs şıs
    şiş şeş şaş şoş şuş şöş şüş şış şiz şez şaz şoz şuz şöz şüz şız
    şamlı şemsek şimşir şafak şakşaklandı

    t
    dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir:. dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: tabak, taban, tabela, tablet, tablo, talih, tarih, tapu, tatil, teklif, tekzip, telefon, teleskop, televizyon, telgraf, temenni, tempo, temsil, tentene, tepki, terlik, termos, testere, transatlantik, transformatör, trapez, titiz, tiyatro, tren, tribün, turp, turnike, tünel,
    ti te ta to tu tö tü tı tik tek tak tok tuk tök tük tık
    tir ter tar tor tur tör tür tır tit tet tat tot tut töt tüt tıt
    tis tes tas tos tus tös tüs tıs tiş teş taş toş tuş töş tüş tış
    tatar tepsici tıknaz titiz tosun tömbekici tulumbacıyla tütün tüttürdü.

    v
    üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunur. dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek: vade, vadi, vagon, vahşi, vakit, vantilâtör, vapur, varil, varis, vasiyet, velvele, vergi, vestiyer, vesvese,
    vi ve va vo vu vö vü vı viv vev vav vov vuv vöv vüv vıv
    vil vel val vol vul völ vül vıl vir ver var vor vur vör vür vır
    vis ves vas vos vus vös vüs vıs viş veş vaş voş vuş vöş vüş vış
    velveleli vasi vesvese vadide vagon verdi

    y
    dil ortasıyla ön damak arasından çıkar. dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda bulunur. örnek: yaba, yaban, yağmur, yalan, yamyam, yankı, yan, yarış, yaz, yaş, yangın, yayan, toy, çay
    yi ye ya yo yu yö yü yı yiy yey yay yoy yuy yöy yüy yıy
    yil yel yal yol yul yöl yül yıl yir yer yar yor yur yör yür yır
    yis yes yas yos yus yös yüs yıs yiz yez yaz yoz yuz yöz yüz yız
    yalvaçlı yelpazeli yıldız yirmi yoksul yörükle yumurtalarını yükledi.

    z
    dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır, hava dilin arasından tonlu olarak çıkar. kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur. örnek; zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zamk, zar, zarar, zarf, zemzem, zenci, zerdali,
    zi ze za zo zu zö zü zı zip zep zap zop zup zöp züp zıp
    zil zel zal zol zul zöl zül zıl zir zer zar zor zur zör zür zır
    izi eze aza ozo uzu özö üzü izı ziş zeş zaş zoş zuş zöş züş zış"

    diksiyon-trt
  4. sesli harften sonra kelen "ğ" (yumuşak g) harfinin uzatma özelliği; "doğan", "soğan" gibi kelime içinde "oğa" şeklinde bulunduğunda veya "ağu" kelimesinde görülmez.

    onun dışındaki formlarda ise sadece kendinden önceki sesli harfi uzatır. şimdi bunu örneklerle açıklayalım:

    "ağı" ve "ağa" = "aa" ya da "â" şeklinde, yani sadece uzatılmış bir a harfi olarak okunur. pek istisnası yoktur.

    oturacağı (oturucaa) zaman sandalye ister.
    otağı (otaa) kurun yiğitlerim!
    balıklar ağa (aa) takıldı.

    "eği" ve "eğe" = "ii" - "î" ya da "ee" şeklinde, yani sadece uzatılmış bir "i" ya da "e" harfi olarak okunur.

    gördün mü adamın yaptığı keleği? (kelii)
    geleceğim (geliceem) dedi, gelmedi.
    şunu tereğe* (teree) koyar mısın?

    oğu = "oo" şeklinde, yani sadece uzatılmış bir "o" harfi olarak okunur.

    yoğurdunu (yoordunu) ye!
    bozok'u (bozoo) okuldan alır mısın meriç?

    öğü = "öö" şeklinde, yani sadece uzatılmış bir "ö" harfi olarak okunur.

    lütfen öğününü (öönünü) atlama berke.
  5. şimdi de "y" harfinin diksiyon kurallarına uygun kullanımından bahsedelim.

    sonu "ey" ile biten kelimelerde, bu sondaki "ey", -istisnaları olmakla beraber- genellikle "ii" ya da "î" şeklinde yani hafifçe uzatılmış bir "i" harfi olarak okunur. şimdi bunu örneklerle açıklayalım:

    epey (epii-epî) ilerledim.
    ağabeyimi (aabiimi-âbîmi) gördün mü?
    çok tatlı bir şey! (bişii-bişî)
    bu deneyimi (deniimi-denîmi) sen de yaşa!
  6. kıymetli okurlar ve sevgili yazar arkadaşlarım,

    bu geceki bahsimiz uzatmalar. hangi harf uzatılır? hangi durumda uzatılır? bunları irdeleyeceğiz.

    öncelikle belirtmek isterim ki öz türkçe kelimelerde (ğ ve y harflerinin uzatma işlevinin haricinde) uzatmaya pek rastlanmaz.

    örneğin, "yarar" kelimesi öz türkçedir. "yaramak" fiilinin geniş zamanıdır. dolayısıyla uzatma kabul etmez. yani "yaraarı" yerine hiç uzatmadan "yararı" demek gerekir. keza "yarın" ve "hayır" kelimelerinde de uzatma bulunmamaktadır.

    diğer dillerden türkçeye geçmiş, aslı arapça, farsça ve ingilizce olan kelimelerdeki uzatmalar için kelimenin aslını bilmek gerekir.

    örneğin, "tâkat" kelimesinin ilk a harfi uzatılır, ikincisi uzatılmaz.
    "mîting" kelimesinde, ingilizce aslına uygun olarak ilk "i" harfi uzatılır.

    diğer önemli bir husus da, eğer uzatma bu kelimelerin son hecesinde ise, bu uzatmalar iptal olur. lakin, kelime sonunda sesli harfle başlayan bir ek ya da yine sesli harfle başlayan ve ulamayla birleşmesi gereken bir yardımcı fiil varsa, son hecedeki sesli harf de uzatılır.

    örneğin, "dâvût" kelimesinin arapça aslında, hem "a" hem de "u" harfi uzundur. fakat tek başına kullanıldığında, son hecede uzatma yapılmaz. "dâvut" şeklinde okunur. ne zaman ki sonuna sesli bir harf eklenir, o zaman "u" harfi de uzatılır. "davut'u" yazılır "dâvûd'u" okunur. "davudi" yazılır, "dâvûdî" okunur misal.

    bu konu biraz karışık olduğu için farklı örneklerle çeşitlendirmeye çalışalım. sırasıyla önce yazılış, sonra okunuşunu belirtelim:

    hitap - hitap
    hitabı - hitâbı
    hitap etmek - hitâbetmek

    nedim'i - nedîmi
    nedim enişte - nedim enişte (ulama yapıyor ve fakat uzatmıyoruz)

    hakimi - hâkimi (mahkeme hâkimi anlamında)
    kur'an-ı hakim - kur'ân-ı hakim
    kur'an-ı hakim'i - kur'ân-ı hakîmi

    tertibi - tertîbi
    tertibatı - tertîbâtı

    bu kadar lügat paraladıktan sonra, "galat-ı meşhur lügat-i fasihten evlâdır" diyor ve iyi geceler diliyorum.
  7. ciddi eğitim ve tekrar gerektiren, zor öğrenilen kurallardır.
    şu üç tekerlemeyi doğru söylemeye başladığınızda mesafe kat etmişsinizdir.
    * "penceredeki tekir kedi tenceredeki eti yedi." (açık "e", kapalı "e" çalışması)
    * "ikametgahım hakkari'dir" (ince "a", kalın "a" çalışması)
    * "kabil'i şaka kabilinden bombalamak kabil değil" (ilk "kabil"-afganistan'ın başkenti, ikincisi "gibi, türünden, çeşidinden" ve üçüncüsü "olanaklı" anlamında. tabii hepsi farklı okunur)
  8. konuşma dilinde, yazma dilindeki eklerin bazıları kullanılmaz, kelimeleri uzatmamak gerekir.
    misal "okuyacağım" denmez konuşurken, "okicam" denir.

diksiyon kuralları hakkında bilgi verin