şükela:  tümü | bugün
  • "diktatör olsam", gündelik hayatın akışı içinde kimi zaman demokrasiyi söylem bazında askıya aldığım anlarda "ah bir diktatör olsam..." diye kurduğum cümlelerin girişidir. ama tabii hepsi halkın iyiliği için. valla bak.

    - diktatör olsam, "ramazan'da x orucu bozar mı?" tartışmalarını yasaklardım.

    - diktatör olsam, serdar ortaç ve yunus günce'yi sebepsiz döverdim.
  • hergun hergun mutlaka o ya da bu vesileyle temenni ettigim sey. bugun yine bininci kez dedim. diktator olsam arabalari yasaklarim. herkes toplu tasima aracina binsin.
    diktator olsam, seriatcilari keserim. ya ne edecektim.

    (bkz: halka ragmen halk icin)
  • diktatör olsam ülke ekonomisini christiania'daki gibi bir ekonomiye çevirirdim. parayı tedavülden kaldırırdım. paranın olmadığı bir yerde sahip olunan şeylerin gerçek kıymeti bir nebze de olsa anlaşılırdı belki de.

    öncelikle medyada bulunan tüm kanalların kadrolarını tasnif ederdim. kral tv'yi kerry king tv'ye dönüştürür, sadece rock müzik programları yayınlayan bir kanala çevirirdim. evlilik programlarını, iğrenç yarışma programlarını ve jürilerini, sigarayı sansürleyen abbuk sabuk kurumları kaldırırdım. isteyenin istediğine söyleyebildiği bir yer haline getirirdim.

    aslında diktatörüm ya ben, ama daha önce diktatörlük etmiş, insanların hepsini rencide etmiş, o eski diktatörlerin hepsini yargılardım. yaşı isterse 100 olsun, o çok onurlu saydıkları geçmişlerini onların yüzlerine vururdum.

    ihale yoluyla insanların ellerinden emeklerini çalanları, patron işçi ilişkisiyle birilerini ezen insanları tuzla tersanesinde, zonguldak kömür madenlerinde çalıştırırdım.

    kendisiyle beraber yaşayan diğer insanların dinlerini, ırklarını, soylarını kabul etmeyenlerin ikamet yerlerini o asla kabul etmedikleri insanların mahallelerine naklederdim. o insanlarla yaşamayı öğrenebilmelerinin tek yolu bu çünkü.

    ordunun, yargının sadece görevini yapmasını sağlardım. herkes görevi dışında bir işe kalkıştığı anda görevinden alırdım.

    ülkede her sene en az 20 müzik festivali gerçekleştirirdim. edebiyat fakültelerinde öğrencisinden öğretmenine bir ''eser'' verebilen herkesi teşvik ederdim. mülkiyetler içinde en değerli malın kütüphaneler olduğunu ve değiş tokuş edilemeyecek tek şeyin kitap olduğunu ilan ederdim kitapsız evlerin kitap okumayan bireylerin kitap okumaları için enstitüler kurardım.

    tapınılan herşeyi kaldırırdım, tapınılan insanların da aslında hataları olan insanlar olabileceğini, onların ettikleri bir kelamla onların tanrılaştırılmalarının dünyanın en saçma şey olduğunu anlatmak için her türlü şeyi yapardım.

    fikir üretebilen insanlar için fikir gerçekleştirme birimleri oluştururdum. bu birimlere devletin en büyük güçlerini seferber ederdim.

    küçük şehirlerin hemen hepsinde yaşayan insanlara daha fazla eğitim, imkan sunmak için binlerce insandan oluşan şehir planlama birimleri oluştururdum. insanların okullarının ibadethanelerinin sayısından daha fazla olduğu yepyeni köyler kasabalar kurardım.

    hapishanelerde mahkumların yaşadıkları yerleri iyileştirirdim. hapishanelerin güzelleştirilmesi için çalışan insanları ödüllendirirdim.

    ülkedeki kanunlara göre en büyük suç, başkasının malına, canına, değerlerine karşı saldırmak olurdu. bunun için en başta büyük bir hapishane inşa ettirirdim ve sabahtan akşama kadar mahkumlara ken loach, kubrick, miyazaki, alfonso cuaron filmleri izletirdim. sergei einsenstein filmlerini ise her mahkumun odasında sabahtan akşama kadar yayınlatırdım.

    tüm hapishaneleri kırılmaz camdan yaptırırdım. mahremiyete saldıran, insanlara saygı duymayan birinin mahremiyete ihtiyacı yoktur.

    düşünmek, fikir üretmek ülkenin en büyük değeridir derdim. fikir üreten, bu fikirleri gerçekleştirmek için uğraşanları yanımda bulundururdum.

    birine işkence eden, ettiği belgelenen, insanlara meslek icabı da olsa eziyet eden kim varsa, onları saydam hapishanelerde misafir ederdim.

    ülkenin her tarafına eski şairlerin, yazarlarımızın resimlerini heykellerini koydururdum. tüm sokak isimlerini değiştirirdim. edip cansever sokağı, yaşar kemal bulvarı..

    ama biliyorum ki sadece bir kaç hafta yaşardım. sonunda öldürürlerdi beni.
  • - diktator olsam, televizyonu yasaklarim, her sehre kasabaya bi tiyatro felan dikerim, oraya gitsinler. yok lan tiyatro da olmaz. zaten her sey birilerinin taki takmasi sarki soylemesiyle baslamadi mi.
    - diktator olsam parayi da yasaklarim abi. token mentalitesinin dibine dinamit cakarim.
    - lan diktator olsam asil ilk cekirdegi yasaklarim.
    - diktator olsam, postmodernistleri de yasaklarim abi. dekonstraktivistleri de, her ne menemse. liberalleri de yasaklarim. onlar varken diktatorler cogaliyor, rakip istemem.
    - diktator olsam, sabah 11'den once hicbir isin baslamasina izin vermem. illa isbasi yapcam diyenleri nasil dovecegimi bilmem. bir insanin gunde 2 saatten fazla calismasinin normal oldugunu, toplumun baska sekil isleyemeyecegini iddia edeni felan oyarim. mafederim onu.
    - mutemelen ifade ozgurlugunu de kaldirirdim. sonraa, reklami, un unsuru olan ve bir bireyi digerinden ustun kilarak haset yaratabilecek her seyi.
    - diktator olsam abi, hayvana iskence eden herkesi de gebertirim. cok fena olurum. zalimin zulmu ne kadar varsa benim de o kadar sopam olurdu. sonradan dizimi dovmemek icin onceden siradayagina cekerdim hayasizlari. fena bi diktator olurdum yani ben. gercy illa ben olmasam da olur. boyle diktator olsaydi da canim feda olsundu. canim benimdi.
  • * sol frame'in ebesiyle cumhuriyet balosunda dans etmek.

    * sol frame'i sağ frame'e oturtmak ama üstüne sol frame yazmak.

    * bir kaç kişinin babasının kim olduğunu bilemeyecek şerefsiz olması için kapsamlı ve gizli bir operasyon düzenlemek. mikis, yorgo ve dimitri adındaki bu üç genci uzaktan izleyerek türk değil de rum olduklarına kahrolmalarına sevinmek, 'yaa, yaaa, ben olmasaydııım? ohooo... herkes böyleydi!' demek. olur olmadık anlarda karşılarına çıkıp 'baban kim? tam olarak kim yani? ismi ne ama ismi? tanışmadın mı? hiç mi? hiç mi bilmiyorsun? aaa?' sorularıyla terletmek.

    * takım yıldızlara, gökcisimlerine isim vermek, eğitim ve bilim müfredatına bu şekilde işlettirmek. (türkay konstelasyonu, altınordu takım yıldızları, vb.)

    * tüm ülkeye öldüğümü duyurup sonra uzaktan ne kadar üzüldüklerini izleyip sevinmek, bir süre sonra ortaya çıkıp herkesi şaşırtmak, sevindirmek. şaşırmış halkı meydana toplayıp ''ben gidince korktunuz muuu? çok mu korktunuuuz? uuuu? sizi ismet'e vereyim mi? ismet babanız olsun muuuu? hayır mıııı? hayır diyor ismet bak, vermiyor muşum. uuuu? ismet mi üzdü siziiii? ismet'i döverim beeeen (elimi ismet'in frakının üstüne koyup ona vurarak) 'ah! ah! hadi ismet git halkıma bin dereden su getir, ama sen içmeyeceksin hepsini halk içecek! oooh! sana yoook!!'' diyerek sakinleştirmek.

    * veda hutbesi metnini önden halka dağıtıp ezberlettirmek, sonra halkla kürsüden karşılıklı yapmak

    - faiz neremde???!

    - ! ! ! < < < <<<ayağının altında>>> > > > ! ! ! !

    - neremdeee????!

    - ! ! ! < < < <<<ayağının altında>>> > > > ! ! ! !

    - inönü seni duyamıyoooor!!!!

    - ! ! ! < < < <<<a y a ğ ı n ı n --- a l t ı n d a a a a a>>> > > > ! ! ! !

    - seni duyamıyor inönüüüüü meyksamnooooooyzzzz!!!

    - ! ! ! < < < <<<a y a a a a a a a h h h h h h h hshshshshshs hıs hıs hıs hs >>> > > > ! ! ! !

    - yeeeee!

    - <seyirci burada gaza gelip kendini alkışlıyor>

    * üçlü çektirmek, yumruk, atkı ve meşale şov.
  • - ligleri tatil etmek, sonra başlatıp tekrar tatil etmek. eylememek.

    - ordunun komuta kademesini siyaset meydanında bir grup postmodernistle tartıştırtmak.

    - paradigma-konformizm-obskurantizm kelimelerini kullanmayı yasaklamak.

    - ligleri tekrar başlatmak.

    - müzik dersleri müfredatına zenci gırtlağı konusu koydurtmak.
  • devrik lideri zeytinyağıyla sıvanmış kıvrak vücutlu zencilerin arasına atıp "no haşhaş no vitamin" şarkısıyla klip çekmek. klibi de vadi'nin yönetmenine filan çektirebilirsiniz, ya da zeki demirkubuz da olur. nası bi afacanlık peşindeyseniz artık.
  • sirf bakan gelecek diye sogukta saatlerce bekletilen cocuklar icin bir rovans imkani sunmak. zemheri kisinda safak soker sokmez ziyaret edecegi okula o bakani dikmek, ilk ders zili calana kadar okulun onunde bekletmek. kesmezse gun boyunca bahce nobetcisi yapmak, copleri toplattirmak.
  • ülkeye rus ve iskandinav hatunlarının girişini yasaklamak. "türk kızları gitsin rus kızları gelsin" diyenleri sibiryaya sürmek.
  • rengarenk lezzet toplarından oluşan bir dondurma kupu sipariş etmek.

    (bkz: kadın dergisi klişeleri)