şükela:  tümü | bugün
  • bir ozdemir asaf $iiri.

    - diktatoriat -

    sen kendine direnirsin
    ben sana direnirim

    biraz zaman alir uykusuzlugun
    ben uykusuzlugumda bilenirim.

    her cagrida bir agri
    her agrida bir cagri
    var mi, var masalar
    cagirmasa

    *
    susmaz tufekle topla
    o yok mu o var yokla
    doyar acla, acikir tokla
    yukari kaldirir vurur.

    ozdemir asaf

    ic. benden sonra yalnizlik , adam yayinlari , 13.b., istanbul-aralik 1998, s.95
  • silahlı güce sahip kişi veya kişilerin yönetim gücünü ele geçirmesi.
  • kişisel keyfiyete dayalı yönetim şekli. (bkz: arbitrary)
  • yureği olmayanin veya küçücük bir yüreği olanın kıskançlığı, nefreti , nifakı , gelişmemişliği veya az gelişmişliği araç olarak kullanıp empoze ettiği yönetim biçimidir diktatörlük. diktatörlük ekmekleri küçük tutmayı hedefler çünkü ekmekler küçük oldukça akıllar büyüyemez akıllar büyümedikçe de diktatörlükler ve diktatörler büyür, gelişir ve serpilir.. bu yüzden herhangi bir dikta rejimi altında yaşayan toplumlar sürekli ekonomik kriz, sürekli belirsizlik, sürekli karmaşa, kargaşaile beraber geçirirler günlük yaşamlarını. diktanın en büyük düşmanı akıl ve sevgidir, özellikle de insan sevgisi bu ikisi herhangi bir dikta rejimini temelinden yıkmayı hedefler ve diktatörü de sonsuz derecede rahatsız eder. bir dikta rejiminde herhangi bir köşeyi kapan o köşenin kralıdır, bu kral kendisini öylece oraya o köşeye tayin etmiştir elinde olan yada olmayan resmi yada gayrı resmi yetkiyle kendi köşesine işi düçen vatandaşı süründürmek, sindirmek, acı, azap ve cefa çektirmek için orada bulunmaktadır ve bu kişi veya kişiler dikta rejiminin ezici çarkının vazgeçilmez dişlileridir... uzun lafın kısası kötü şeydir diktatörlük..
  • despotluk, diktatörlük, monarşi gibi kavramlar sıkça birbirine karıştırılır. çok kısa üç entryde bu kavramlara bir berraklık kazandırmak istiyorum (bu kısmı default yaptım).

    c. nothcote parkinson'un değerli incelemesi "siyasal düşüncenin evrimi"nde (remzi yayınları, çev. m. harmancı, 1984, s. 12) belirttiği üzere; "diktatörlük, otoristesini özel ve acil bir ihtiyaçtan alan ve görevinin geçici olduğu kabul edilen ve ne kral ne de kraliçe olan bir insanın egemenliğidir."

    yani diktatörlük ya da diktatör kavramlarının yerinde kullanılması için bu türden bir rejime yol açan kişinin bir kral ya da kraliçe olmaması ve "arkadaşa bir bakıp çıkacağım" vaadiyle siyasal erkin başına geçmiş olması gerekir. yani diyor ki; öyle kafamıza göre her rejime diktatörlük diyemeyiz.
  • bu mesleği seçecek olanlara ilk tavsiyemiz orduyu, polis gücünü ve diğer kolluk kuvvetlerini ellerinde tutmalarıdır.zira bir halk ayaklanması durumunda sırtınızı dayayacağınız yegane destektir.bunun yanında üniversiteler ve yargı da eldeki güçle militerleştirilmelidir. sermayeyi de unutmayın tercihe göre devletleştirip tam hakimiyet altına da alabilirsiniz, korporotist bir yaklaşımla uzaktan da yönetebilirsiniz.
    sendikalar hımm kapatın hepsini, yerine ''.... işçi birlikleri '' isminde bir tanesini kendiniz kurarsınız.sorun çıkarmazlar.
    arkanıza o zamanın büyük güçlerinden birini alın kolluk kuvvetlerinizi onlar eğitsin, silah alımını da ucuza getirirsiniz, muhalif halk hareketlerine karşı işkence ve yıldırma işlerini büyük biraderinizle ortak yürütürsünüz hem dünya üzerinde kalan az sayıdaki bağımsız yaptırım gücüne karşı arkanız sağlam olur, bir taşla dört kuş.
    propagandayı unutmayın bakanlığını bile kurabilirsiniz, radyo-televizyon basın emrinizin altında olsun sürekli aylık musluk contası ve rögar kapağı üretiminin ne kadar arttığını, haftalık buğday tayını zamlarını yayınlattırın.
    heykelinizi diktirin heryere, sarayınızın balkonundan (henüz birtane edinmemişseniz acele edin) ateşli nutuklar atın, en büyük düşmanlarınıza göz dağı verin, tercihen askeri bir kostüm giyebilirsiniz, geçit törenlerini unutmayın, ulusal günlere saygı duyun.
    karizmanızı kullanın, her evin duvarında resminiz kitaplığında kitaplarınız olsun.sizi sevmelerini sağlayın tavsiyem paramiliter kuvvetler örgütleyin çok kuvvetli ikna yöntemleri var.ha birde ilk önce kendinizi ömür boyu devlet başkanı ilan edin araya da birkaç senede bir rutin tekrar eden genel seçimleri sıkıştırın.
    son olarak bu kadar çabaya,özveriye, akıtılan onca kan-ter-gözyaşına rağmen hala isyan edip sizi devirmeye çalışıyorlarsa alın voltayı.valla bak. o büyük biraderlerden birine iltica edin. yazlık kışlık felan da tahsis ederler artık eşek değiller ya. bu arada dünyalığınızı da düzmüşsünüzdür gül gibi geçinip gidersiniz.
  • her zaman sonları gelmiştir. göt yalayıcıları ile beraber yıkılıp gitmeye mahkumdurlar.
  • diktatörlüğün kendisini sürekli bir demokrasi ya da demokrasi getiricisi olarak gösterdiğini düşünürsek, sürekli kendisini demokrasinin savunucusu olarak ilan edenler neci oluyor, çok merak ettim. acaba kendini "ülkeye ileri demokrasi getirdik" diye övenler, aslında "ülkeye ileri diktatörlük getirdik" mi demeye çalışıyor? demokrasi için "evet" diyenler, diktatörlüğe mi evet dedi? epey düşündürtüyor beni bu kavram.
  • roma imparatorluğu'nda; diktanın zorbalığa dönüşmemesi için, diktatörlerin her altı ayda bir senato tarafından değiştirildiği idari yapı. bu süre içerisinde diktatörler; otoriter bir yapı sergilemişler, ancak yönetimde sadece altı ay kalacak olmalarını bilmeleri, kendilerine bir avantaj sağlamaları için ve yönetimden başka kafa yorabilecekleri tasarımları uygulayabilmek için yeterli zamanı sağlayamamıştır.

    tarihte, işleyişi en elle tutulur diktatörlük budur.
  • cahil cuhelalarin dillerine pelesenk ettikleri yeni kotu, kaka soz. diktatorluge ornek vermek gerekirse akp'dir cunku organik bir cogunluk diktatorlugudur. alisilmis demokratik uzlasmanin esamesi okundugundandir. bebe olanlar ; zorunlu ya da secici hafiza kaybina ugrayanlar icin ilk geldikleri sene zinanin yasadisi hale getirilmesi gibi bir kanun vardi. hicbir zaman muhalefetin sozu dinlenmemis sadece islamci bir yon cizilmistir, cizilmektedir. tabi boyle bir halka bunlarda mustehaktir. bir dikatorluk aptalliktan, cahillikten ve cikarciliktan beslenir.