şükela:  tümü | bugün
328 entry daha
  • turnusol kağıdı ya da mihenk taşı misalidir canına yandığım. gerek yazılı, gerekse sözlü dil; ifade ve kullanıma dair çok ince nüansları aracılığıyla o kişinin altyapısına, arka planına, belki milyonlarca maske altına ustaca gizlemeye çabaladığı cehalete (böyle bir sistemde bilgiyi ve bilgeliği çok okul okumakla ölçemeyeceğimizi de bir parantez açıp belirtmek istedim.) , bir konunun hakikaten derinine inip inmediğine, çok biliyor geçinip de aslında sadece "körlerle sağırlar birbirini ağırlar" (özür dileyerek söylüyorum, sözün orijinali böyle ve içeriği tamamen mecazi) ya da "tek gözlü adamın krallığı" ortamında ukala bir özenti olup olmadığına, şöyle büyük harflerle yazılmış, kallavi görünen ama bol klişe soslu, sonradan görme özgürlükler kisvesi altında dahi derinliklerinde bir yerlerde ataerkil-feodal-geleneksel ya da dogmatik, gelişmekte olduğu iddia edilen ama sırf bu saydığım nedenlerden ötürü bile olsa bir türlü gelişemeyen birtakım toplumların (ön)yargı, sınır, kural, kalıp ve tabularından bütünüyle arınıp arınamadığına dair çok fazla ipucu verir. günümüzde evrim ve tekamül beyinde, zihinde, ruhta, bilinç düzeyindedir her şeyden önce. bazı limitleri orada, kendi içinde aşmadıysan henüz, dünyanın öbür ucuna da seyahat etsen, en yüksek dağların doruklarına da tırmansan, deyim yerindeyse bir hippie gibi sürekli karavanlarda yaşamayı da seçsen özgür değilsin işte, o seçimleri yapan da "sen" değilsin, ancak o persona'nın altındakilerden kaçarsın, bir nokta gelip çatıyor, mesela kızıyorsun ya tüm altyapın ortaya çıkıyor oracıkta, incecik bir dil ayrıntısı belki de ve kral çıplak. hepimiz "konuşurken yaratıyoruz" ve konuştuklarımız da bizi şekillendiriyor. and vice versa ingilizce meali. o yönlerini saf bilinçle aşabilir ve aşmalı kişi, iki ayaklı hayvan kendini böyle yontup yeniden inşa ederek gerçek bir insan ve birey oluyor çünkü, anadil en kadim ve birincil çeviridir, çevrilmemiş hali bilişsel kaynak kodlarımızdır. bilinçaltın/-dışın konusunda da ya bilinçlenir ya da bir şeylere yazgılı olduğuna inanan bir köle olarak nefes alıp vermeye devam eder, bunun adını da en dar anlamıyla "yaşamak" koyarsın. dil belki her şey değildir çünkü tüm form ve normların, görünürdeki olanca dualitenin çok daha ötesi vardır, ama sezar'ın hakkını vermek elzemdir ki en azından yolun yarısıdır.
2 entry daha