*

şükela:  tümü | bugün
  • tanzimattan önce elçilerin devlet erkani ile görüşmelerinde çevirmen olarak kullanılmak üzere yabancı devletler tarafından eğitilen gençler. (fr: jeunes des langues)
  • bu çocuklar hakkında etraflı bilgi edinmek isteyenler 13 aralık'ta (bu perşembe oluyor) uluslarası pera festivali kapsamında düzenlenen söyleşide doçent dr. sâkine eruz'u dinlesin ve buraya raporlarını yazsınlar ltf pls tşk.

    çevbir basın bülteninde şunlar denilmiş:
    "osmanlı’da çokkültürlü yaşam ve dil oğlanları

    üç kıtaya yayılan bir coğrafyada yüzyıllarca egemenliğini sürdüren osmanlı imparatorluğu’nda çokkültürlülük yaşamın bir parçasıydı. sayısız dilin konuşulduğu imparatorluğun başkenti 15. yüzyıldan itibaren, üç dünya dinini içinde barındıran, çeşitli adlarla anılan istanbul’du. cenevizlilerin, venediklilerin, habsburgluların, flamanların, fransızların, ispanyol kökenli musevilerin ve daha nice ulustan insanın ve osmanlı’nın değişik kökenli tebaasının yaşadığı pera bölgesi ise kendine özgü bir tarihi canlandırır. doğu’nun, yüzü hep batı’ya dönük bu ilginç mahallesi 16. yüzyılda venediklilerin, 17. yüzyılda habsburgluların ve 17./18. yüzyıllarda fransızların kurduğu “dil oğlanları ve tercümanlar” okullarına ev sahipliği yaptı.

    çokkültürlülüğü ve çevirmenleri anlatan sunumda ilkin pera’daki çokkültürlü yaşam değişik dini inançları olan komşularıyla birlikte beyoğlu’nda yaşayan, 19. yüzyılda selanik’ten istanbul’a gelen bir osmanlı ailesinin bireyleri ağzından aktarılıyor. bu çokkültürlü toplumda iletişimi sağlayan dilmaçlar ve çevirmenler konusu ise 16. yüzyıldan başlanarak 18. yüzyılda pera’da fransızların kurduğu dil oğlanları okulu üzerinden anlatılıyor. zaman zaman geri dönüşlerle osmanlının bu adsız kahramanlarının renkli yaşantılarından örnekler verilerek ardlarında bıraktıkları eserler üzerinden çevirmenlerin doğu ve batı kültürüne katkıları ele alınıyor."

    meraklısına kaçırılmayacak fırsat valla.
  • tarihin arka odasının öğrettiği şeylerden biridir.sağolsun murat bardakçı konu hakkında gerekli malumatı vermiştir.ingilizcesi de dragomanmış.*
  • rivayet odur ki, ilk dil oğlan diye anılmaları, orhan bey zamanında ufak çaplı çarpışmalarla elde edilen esirlerin, karşı taraf ile ilgili istihbarat almak için kullanılmarı ile olur. sonra sonra diplomatik iletişim için kullanılan tercümana, dragomana dil oğlanı denir olmuş. fransızlar bunu fransızca' da bir mana ifade etmediğine bakmaksızın, 'jeunes de tangue' şeklinde aktarılmış. lisan öğrenecek bu gençleri elçiler sefarethane binasında oturtarak yedirip içirirler ve hususi hocalardan ders aldırırlardı. bunlar türkçe. arapça ve farsça öğrenirlerdi. bu gençler bazen istanbul'un yerli halkı olan gayrimüslimler arasından da seçilirmiş. buna en meşhur örnek, aslen istanbullu bir ermeni iken isveç kralı'nın tercümanı olan ve krala sunmak üzere tableau general de l'empire othoman isimli eseri kaleme alan ve asıl ismi murad tosunyan olan ignatius mouradgea d'ohsson'dur.

    antoine galland, istanbul'a ait günlük hatıralar'ında fransa'dan dil öğrenmek üzere sefaret sarayınca kalan dil oğlanlarından birinin bayram günü sarhoş olduktan sonra işlediği suçlardan dolayı ceza görmek korkusu ile müslüman olduğunu, özel ricalarla elçiye iade edildiğini ve ivedilikle fransa'ya geri gönderildiğini yazar. başka bir gün de 'dil oğlanlarının hocasının türke yazmak üzere kalemleri açarken parçalarını dikkatle muhafaza ettiğine ve kur'an yazıldığı harfleri vücuda getirecek bir aletten alınmış bir parçanın yere düşmesinden kortuğunu söyleyip mani olduğunu' ekler.