şükela:  tümü | bugün
  • eleştirilere cevap: haklısınız, hata yaptım vs..
    ama yine de dönüyor.

    eleştirilere cevap 2: olum harbi galileo'yu şimdi anlıyorum. ben olsam sinirden kendimi sikerdim.

    yavrum bak dil öğrenmek bir mecburiyet olmayacak. dil öğrenmek beni anlayan arkadaşların da dediği gibi bir hobi, bir zevk olacak. dil bilip bilmemeniz iş hayatında kimsenin umrunda olmayacak.

    not: evet, dil bilmiyorum tek avuntum da bu. oturuyorum her gün bulmuşlar mı bu aleti diye haberleri kontrol ediyorum. dil bilenlere bakıp ağlayarak osbir çekiyorum.

    teknolojinin gelişmesiyle her gün biraz daha yaklaşan gerçek.

    eskiden gerenimo gibi cevaplar veren google translate vb. uygulamalar bugün basit cümleleri eksiksiz çevirmekte. gittikçe de gelişmekteler.

    muhtemelen bir gün insanlar telefonlarına kendi dillerinde istedikleri bir cümleyi söyleyip anında dünyada konuşulan herhangi bir dilde çevirisini karşı tarafa dinletebilecekler.

    zaten var falan demeden önce belirteyim. mükemmele ulaşmaktan ve yaygınlaşmasından bahsediyorum.
  • bu ve/veya benzeri ürünler ile bir gün gerçek olacağına inandığım önerme.
  • şimdi belgesellerde ölmeye yüz tutmuş olarak gördüğümüz mesleklere tercümanlığın da katılmasına sebep olur. daha fazla dil bilenlerin de iş hayatında veya akademik hayatta çok bir avantajı kalmaz, dil öğrenmek sadece bir hobiye dönüşür.
  • bluetooth kulakliklar yakinda hizma gibi kulak icine takilacak hale gelecek.

    o zaman cep telefonunda amele gibi translate icin ugrasmak zorunda kalmayacak kimse.

    karsi tarafin soyledigini direkt kendi dilinde duyacaksin.

    sadece gelir durumu dusuk olup kulaklik alamayan yoksul kesim (dunyanin her tarafinda) bundan mahrum olacak ama zaten gunumuz dunyasinda global iletisim yoksulu zaten pas gecmekte genelde.

    dolayisi ile sikinti yok.
  • dil öğrenmek sadece insanlarla iletişim kurabilmek(konuşmak) değildir. dil öğrenmek aynı zamanda psikolojik olarak kişisel tatmin de sağlar, insan zihnini canlı tutar, ek olarak belki bilmiyor olabilirsiniz ancak farklı dilleri konuşan insanlar genelde farklı karakter özellikleri edinirler, örneğin konuşulan dilin kültürüne uyum sağlama vs gibi.

    tüm bunlara ek olarak dil öğrenmek demek öğrendiğiniz dilin konuşulduğu ülke/ülkeler ile ilgili kültürü, tarihi, sanat ve edebiyatı da öğrenmek demek.

    şimdi ben de inanıyorum ki ileride belki kulağa takılacak bir cihazla herkes birbirini anlayabilecek, fakat ya yabancı dillerdeki kitaplar ne olacak? onları nasıl okumayı düşünüyorsunuz? ya da diyelim opera izlemeye veya tiyatroya gittiniz kullandığınız aletin çevirisiyle mi izleyeceksiniz operayı?

    elbetteki dünyadaki tüm dilleri vs öğrenmek imkansız bir eylem fakat anadilin yanında yaygın konuşulan veya ilgi duyulan 2 dili iyi derecede bilmek hayattan alınan zevki artıracaktır.

    saydığım sebepler nedeniyle insanlık var olduğu sürece farklı dilleri öğrenen insanlar daima olacak, ilerideki teknolojik aletler iletişimi kolaylaştırır ancak dil öğrenmenin modası hiçbir zaman geçmez.

    tanım: yabancı dil bilmeyen, sıkı çalışıp dil öğrenmek zor gelen insanların kendini avutma şekli olan dilek.

    edit: imla.

    edit 2:

    1- ek olarak aşağıda birisi kitap/opera örneklemim üzerinden eleştirisini yapmış ancak kaçırılan nokta şu, bahsettiğim eylemler kültürel aktiviteler, bir makinanın anlık olarak simültane çevirisiyle ne kadar zevk almayı planlıyorsunuz bu aktivitelerden?

    2- dostoyevski örneği verilip çeviriden kitap okuma önerisi gelmiş, iş görür fakat tavsiyem şu;

    dostoyevskinin herhangi bir eserinin türkçe çevirisini ele alın, bir de aynı kitabın ingilizce/almanca/fransızca gibi yaygın dillerden birindeki çevirisini alın ve karşılaştırın, türkçede en iyi diyebileceğimiz çeviri bile bahsettiğim dillerdeki ortalama çevirilerin yanında sönük kalacaktır. malesef memlekette çeviri anlamında ciddi bir kalitesizlik mevcut. ayrıca şunu düşünün klasik eserler genelde çok bilindiği için çevirileri mevcut peki ya kalburüstü çevirisi bile olmayan kitaplar ne olacak? onları ne yapacaksınız? son olarak, bir eseri orijinal dilinde okumakla alacağınız zevk ile çevirisini okuyarak alacağınız zevk arasında dağlar kadar fark var. neden kendiniz o dili öğrenip kelimelere kendi kattığınız duygularla o eseri okumak yerine eserle okuyucu arasına başka bir insanın veya bir makinenin girmesini isteyesiniz ki?

    3- dil öğrenmek öğrenilen dilin kültürünü, tarihini belli seviyede bilmeyi de gerektitirir, türk insanının genel olarak yabancı dil öğrenememesinin ana nedeni de budur, dili yalnızca dil bilgisini formüllere döküp ezberleyerek öğreneceklerini zannediyor çoğu insanımız ama gelin görün ki kazın ayağı öyle olmuyor.

    aslında wittgenstein sizler için durumu basitçe açıklamış

    ''die grenzen meiner sprache bedeuten die grenzen meiner welt''
    ''the limits of my language mean the limits of my world''
    (bkz: dilimin sınırları dünyamın sınırları demektir)

    (bkz: ludwig wittgenstein)
  • keşke bu arkadaşa bişey yedirip içirmeseydik ağam.
  • dil öğrenmek elbette bir gün tarihe karışabilir. en basidinden dünya yüzde yüz globalize olur, ne bileyim belki global merger noktasına geliriz, uzaylılara karşı tek bir millet oluruz ve bir lingua franca alır başını gider nasıl ki fransa'da salt breton, aquitane dillerini konuşan kalmamışsa, veya barcelona'da katalancanın yanına neredeyse herkes castellano denilen ispanyolcayı konuşuyorsa aynısı küresel çapta olur ve dil öğrenmek bir özel ilgiden başka birşey olmaz.

    dilin araç gibi bir işlevi vardır ama içine insanın yaşayışının bütün izleri sinmiştir. çeviriler 2x2 = 4x1 netliğinde matematik denklemleri değildir, çeviri bir metnin anlam ve bağlam üzerinden diğer dili kullanarak yorumlamaktır, "interpretation" kelimesi de bu yüzden çeviri anlamında da bolca kullanılır.

    burada en önemli soru makinalara hayal gücü ve insan nitelikleri yüklemek ne kadar mümkün? örneğin günümüzde hangi makina "hikmet abi ağır adamdır, öyle kolay kolay taklaya gelmez." cümlesini başka bir dile eksiksiz aktarabilir? bir insan olarak biz deneyelim: "abi" türklere özgü bir saygı suffixi, ingilizcede bunun eşdeğeri bir kullanım zaten yok, oraya parentez açacağız. "ağır" denince de akla birçok nitelik geliyor, ağırbaşlı olmak, ciddiyet, yol yordam bilmek vs... "öyle", "kolay kolay", cümlenin nispeten basitçe halledilebilecek parçaları. "taklaya gelmek" çoğu için "kandırılmak" demekken "zor duruma düşmek" anlamında da kullanılır. burada bir çevirmen olarak bir seçim yapmak zorundayız. hem türk hem ingiliz/amerikan kültürünü tanıyıp bir de onu yaratıcılığıyla diğer dile en anlaşılır ve anlamdan sapmadan aktaracak bir robotun icadına imkansız diyemem, hatta sağlam bir veritabanı yardımıyla bunları kullanıcının önüne ufak bir harita şeklinde sunabilir de. fakat kulaklığı takarım google translate'i açıp herşeyi anlarım diyen de uzunca bir süre üçün birini almaya mahkumdur.
  • dil öğrenme, sadece bir çeviri değil aynı zamanda bir kültürdür. evet haklısınız. bunun gibi sistemler çok gelişecek, birçok işimizi de yapaniliyor duruma gelecek ama asla bir dil öğrenmenin yerini tutamayacak.
  • bu kadar hızlı globalleşen bi toplum eninde sonunda çözülme yaşayacak ve ortada zaten öğrenilecek bi dil kalmayacak. bütün insanlığın anadilinin ortak tek bir dile geçişi sadece 1 nesli zora sokacaktır fakat onlardan sonra gelenle ortak bir dil kullanıp bütün dünyayı aynı kelimelerle yorumlayacaklardır. sanırım bu kardeshev evrelerinde henüz 0,3-0,7 aralığında duruyo olsak da insanlığı eminim çok hızlı bi şekilde yükseltecektir.
  • mesela neden şu an bütün dünya ingilizce öğreniyor? dünya üzerinde japonca konuşabilen insan sayısı %0.00003 civarıysa, ingilizce konuşabilen sayısı %30dur. rakamlar tabi ki mübala fakat aradaki fark ortada. şu an kültürümüzde ingilizce konuşabilmek sosyal statünüzü pozitif yönde etkileyebilen bir şey. ki bu da bunu daha da çekici hale getiriyor. herkes ingilizce öğrenmek ve anadili gibi konuşmak istiyor. bu dilin ingilizce olması tamamen ingilizlerin başarısı. başlarda uzun yıllar ekonomik açıdan aşırı yayılmacı bir strateji izleyen ve çok nadir başarısız olan bir devlet, ingiltere. şu an ise 100 yıl içinde teknolojiyi level 1'den, nerdeyse oyunun son boss'unu kesebilecek kadar güçlü hale getirmiş bir devlet olan amerika. şu an hindistanın bazı topluluklarında anadiliyle ingilizceyi tamamen harmanlayıp konuşan halklar var.