şükela:  tümü | bugün
  • bunun aslı dil ve "tarih-coğrafya" fakültesiymiş ama günümüzde biliyorsunuz google earth var ve kimse eskisi gibi evlerinde kırmızı atlaslar veya okyanus ansiklopedileri biriktirmiyor. haliyle coğrafya gibi insanlık tarihinin başlarında su ve kaynak bulmak için veya işte düşmanın yerini bilmek için kullanılan harita tekniğini öğrenmek için artık okullara gitmeye gerek kalmadı.

    gelelim tarih bölümüne. benzer mantığı yürütebiliriz. diyelim ki yavuz sultan selimin hayatını merak ettik. gidiyoruz kitapçıya ne diyoruz:

    - "abi ordan bi yavuz verir misin". bu abi bu kadar basit.

    belki bi belgesel falan da çekilir, meraklısı dünyanın en saygın selimcisi olur çıkar. şimdi bunun için bir adamın en üretken yıllarında 4 seneliğine okula gidip gelmesine ne gerek var. "biz ara eleman ülkesiyiz" denildiğinde bu kastedilmişti. yoksa kıçının kılı ağarmış sözümona "tarihçiler" bilimadamıyız diye ortalıkta geziyorlar. arkadaşım tarihçi bir ülkeye bir tane lazım. bilemedin 5 tane ama 6 tane değil.

    ya hu inanamıyorum hazırlık da dahil 5 yıl diyor adam. ulan ders programlarına bakıyorsun cuma günleri heriflerin 2 kredisi var. öğle arası iletişim fakültesine gidip "eğer o gün eylem falan yoksa" ve hava sıcaksa su savaşı yapıyorlar adına da öğrencilik hayatı diyorlar. ulan diğer taraftan makine mühendisliği kampüslerine bakıyorsun arkadaş çıt çıkmıyor yemin ediyorum garibanlar bu sosyal arkadaşlarının 15 katı müfredatı 4 yılda bitiricez diye yumulmuşlar kütüphaneye bıyıklı kızlarla proje ödevlerini yetiştiriyorlar. e şimdi sorarlar o da 4 yıl bu da 4 yıl?

    gelelim dil bölümüne, şimdi bakıyorsunuz ingilizce fransızca dili edebiyatları falan tamam da arkadaşım eğer mütercim tercüman falan olmayacaksan zaten bunları veren kurslar var. hadi fransızcayı söktün bir yılda anladık sonraki yıllarda ne yapıyorsun kültür mü öğreniyorsun: "tulematin du monde" mi izlettiriyorlar 3 yıl boyunca nedir? zaten eliyüzü düzgün kolejlerden mezun olan çocuklarımız bu kültürü henüz küçük yaşlarında alıp da geliyorlar yabancı dil sınavlarına takılmadan hazırlık sınıflarından muaf oluyorlar. ne bok yemeye daha kazık kadar adamları 4 sene daha okutuyoruz bu bölümlerde. açıklarsınız uluslararası çapta gerekli olan dil bilimci sayısını eklersiniz bürokratlarımızın ve canlı yayın yapan kanallarımızın tercüman ihtiyaçlarının sayısını. buna da bir yılda emekli olanları kattığınızda işte size üniversitelerde gerekli yabancı dil öğrenci kontenjanı. anlamıyorum yani her sene yüzbin kişi rus dili edebiyatından mezun oluyo sonra tansaşlarda migroslarda kasiyerliğe atanıyorlar. ellerinde dostoyewski teyallahım yaa..

    neyse buradan şu konklüzyona varabiliriz. bu tarz fakültelere giriş amacı yoktur aksine lise yıllarında tembellik yapan, mahalle maçı peşinde o sokak senin bu kahvehane benim avareliğindeki nesil bu fakülteleri tercih ediyor. oysa henüz onlu yaşlarının başından itibaren cebir trigonometri fizik ve kimyada ustalaşmayı seçen, gelecek kaygısı olan bilinçli çocuklar daha ziyade tıp ve mühendislik bölümlerini tercih ediyorlar. yoksa iki cilt tarih kitabı okuyanla mekanik titreşimde modal analiz yapan adamın ne hali bir olur ne maaşı. bir sonraki çalışmamda arkeoloji bölümünün gereksizliğinden bahsedeceğim esen kalın.