şükela:  tümü | bugün
  • dünyada mekan ahirette iman ilkesi uyarınca, yamultmak istediğim bir iddia, desteklemek için yamultmak gayesiyle amma, hani yapmak için yıkmak falan gibi, ne bileyim.
    yani alman alman koksa da burnuma,
    ben varlığın evi tesmiye edilen o dili, ikidilli yapmak, bi lingüel bi lingüelim bu sıralar sorma şekerim havasıyla
    bir yanını gönüle, bir yanını lisana dayayıp, varlığın mekandaki teminatına tahvil; böylece de lafın özünü tebdil, tağyir ve ilgaya yeltenmek niyetindeyim.
    yani ki kelamı, gönülle, yürekle hercümerc ederek önünde eğilmeye havas koydum evet.
    hayli değerli bay haydeger amcabey'e de soraydık iyi olurdu ya, neyse.
  • jean luc godard'ın bir filminde de kullanılır bu önerme:

    - dil nedir annecim?
    - dil varlığın evidir yavrum.

    (bkz: 2 ou 3 choses que je sais d'elle)

    bir de post-yapısalcılık denilen şirin felsefi sistemin temel taşlarından biri olur bu.
  • "what heidegger meant by saying that is not what i am going to talk to you about this evening but, as you can see, i have to sweep up in front of the monument. 'in language man dwells' . . . even when it's extracted from heidegger's text, it speaks for itself. it means that language was there before man, and that is obvious. not only is man born into language in precisely the way he is born into the world; he is born through language. "

    (lacan- my teaching)
  • (bkz: dil dasein'ın evidir) daha doğrudur. kastettiği varlık değil dasein, yani insandır.
  • hümanizm üzerine mektup'taki bu cümlesinde heidegger, "dil dasein'in evidir" ya da kör topal türkçesi ile "dil, dünyaya fırlatılmışlığı ile varoluşu bir defaya mahsus* olan ve bunun bilincinde olan -tekil- insanın evidir." demek istemiyor. keşke öyle demek istese idi: o vakit durmadan lanetlediği metafiziğe de düşmemiş olurdu, en azından bu cümle için... fakat kendiyle de çelişirdi.

    ifade tam olarak "das haus des seins"tır ve dilin, heideggerce; canlıya, insana veya dasein'e -salt insandan apayrı bir şeydir bu- sıkıştırılamayan, açıkça "varlık-tarihsel" -bu da insandan öncesine düşer- diye nitelenen "özü"nü düşününce başka türlü de anlaşılamaz ve tercüme edilemez zaten. çünkü dilin bu özü ona göre; o güne kadarki tüm hümanizmlerin ve varlığı varoluş* ile öz* ikiliğini kullanarak anlamaya çalışan batı düşüncesinin; insanı, düşünen hayvan* diye tarif etmesiyle örtülmüştür. dili yalnız dasein'ın evi saymak; marx'ın, hristiyanlığın ve diğer tüm yaklaşımların, insanı içine yerleştirdiği bağlamları reddeden heidegger için mümkün değildi. onun için dil, sonlu varoluşları aşan ve bir özü olan varlığın**evi idi.