şükela:  tümü | bugün
  • suat yakup baydur hocanın enfes bir eseri. her klasik filolog mutlaka okumalı diyeceğim ama, şu an çoğunluğu malozlardan oluşan klasik filoloji öğrenci yığınının pek umrunda olduğunu sanmıyorum, neyse bu güzel başlıkta ağzımın bozmayayım.

    şimdilik şununla #10867045 idare edin, sonra özellikle buraya da bir şey yazarım.

    ekleme: yalnız şunun farkına vardım bu entiriyi girdikten sonra, ekşi sözlük de dahil olmak üzere hiçbir ortamda sevilmiyorum ben, çok değil 10 yıl içinde türkiye'nin sayılı persona non grata larından biri olacağım galiba.
  • dil bir kültürün temel direğidir. gerek anlaşma olsun gerek yazışma olsun her yerde kullandıgımız en etkili iletişim aracıdır. kültür ile arasındaki bağa gelince; bir kültürün gelecek nesillere aktarılabilmesi için mutlaka "anlaşılır" biçimde yazılması gerekir. burada anlaşılırdan kastım kendine has üslubu ile yazılması ve anlatımının da kendine has olması gerekir, örnegin türkçe diye bir yazım dili olmasaydı ve biz bir hikaye, roman, araştırma, vs vs.. yazacak olsaydık bunu nasıl en dogru bir biçimde yapabilirdik? bir atasözümüzün ingilizce veya herhangi bir dilde anlamca tam karsılıgı varmıdır? geyik olarak kelimeleri ingilizceye cevirirsin fakat bunu bir ingilize soylediğin zaman sana kıçı ile güler...

    internetin cok aşırı kullanıldıgı özellikle su son 5-6 yıllık süre içinde türkçemiz dilimiz dolayısı ile kültürümüzü kendi ellerimizle katlediyoruz... türkiye denilen bu ülke tarihi boyunca savaşlarla yıkılamayacagını göstermiştir. tam olarak hatırlamamak la birlikte daha once okudugum bir olayda; osmanlı imparatorlugu yabancı bir devletle savaş halindedir ve kazanmaya yakındır. diğer devletin başkan yardımcısı(veya öyle birşeyi) başkana gider ve "savaşı kaybediyoruz efendim, acilen birşeyler yapmalıyız" der. bunun üzerine başkanda "bırak onlar alanda kazansınlar, nasılsa masada biz kazanırız" demişlerdir.
    neyse konuya döner isek dediğim gibi bu millet fiili savaşlarda yıkılmayacağını göstermiştir. peki su an veriler manevi savaşta son durum nedir? belirgin bir biçimde dilimizi mahvederek (dış güclerin etkisi ile) kendi bindiğimiz dalı kesmekteyiz. biz hala güle güle yerine bye bye diyelim.
    bazı arkadaşlar diyecek ki türkçe sağdan soldan gelmiş kelimelerle doludur, onlar ne olacak? cevaben insanlarımız bilindiği üzere tarihte bir çok ülkeyi insanları ile birlikte topraklarına katmıştır. bu medeniyetlerde daha once gormediği veya duymadıgı nesneleri kendi dilinde soylemesi bi hayli güçtür haliyle, onlar biraz daha kolayını yapmıs ve onların kullandıgı kelimeye benzer bir kelime uydurarak veya o kelimeyi kullanarak dile katmıştır. unutmayalım ki dil yaşayan bir varlıktır, ve bu varlık kültürü sürekli besler. dil kültürün temel direğidir, bu direk yaşayan bir varlıktır ve sürekli kültürü besler. dili kaybetmek, yozlaştırmak, mahvetmek zamanla kültürümüzü aynı şeylere maruz bırakmaktır.

    lütfen dilimize dolayısı ile kültürümüze sahip çıkalım. en uygun kelimeleri kullanalım, en azından noktalama işaretlerine dikkat edelim...

    düzeltme: yanlıs bilgi varmış düzelttim.
  • dil ve kültür bağlamında kaleme alınmış cinsiyetçilik üzerine enteresan bir deneme için bkz. http://sosyalteorisyenler.blogspot.com/…-erkek.html