şükela:  tümü | bugün
  • sayin dilaver cebeci 1989-1992 yillari arasinda uskudar kiz lisesinde iken benim din kulturu ve ahlak bilgisi ogretmenimdi. derslerde gayet munis, sevecen ogretmeyi seven ve derslerde bol bol siirlerini bize aktaran biriydi. bir arkadastan, trafik kazasi gecirdigini ve agir yaralandigini ogrendim. kafatasinin yarisi parcalanmis ve beyni buyuk hasar gormus. bu yuzden hayatina dair hicbir sey hatirlamiyormus. ne bizleri ne ailesini ne de hayata dair seyleri. bunu duyunca inanilmaz bir uzuntu duydum. cunku o gercekten harika bir insan ve harika bir ogretmendi. bize o zamanlar bizim ve bizim gibi genc kizlar icin yazdigi bir siiri okumustu ve sinifca onun bu siirini bir yerlere not etmistik. simdi onu sizinle paylasmak istiyorum.

    dolunay caginda gelen kizlar

    eskiden sevkatli gunesler emzirirdi beni
    daha siz yoktunuz.....
    soluguma sevdaliydi issiz sokaklar
    ve ayak seslerimle yarisirdi bir kizin dusleri
    annelerinizdi butun uzun sacli kizlar
    daha siz yoktunuz....
    o uzun sacli kizlarin kirpik uclarina
    konuk olurdunuz arasira
    benden habersiz benden uzakta
    gelecegi beklerdiniz oyle sabirli
    ben bir meydan kavgasinda kana bulanirdim
    daha siz yoktunuz....
    ince ve yumusak kollari vardi gecelerin
    beni nasil sarar, nasil oksardi kollarimi
    mezopotamyali yildizlar dikerdi gozlerini ustume
    bir ulu kervan gelip gecerdi samanyolundan
    aklim takilip giderdi o kervanin ardina
    daha siz yoktunuz....
    ne karaydi, ne karanlik benim sevdam
    zuhre yesili bir askti yuregimdeki
    herkes duyardi herkes bilirdi
    gizlim saklim yoktu allah sahidim
    rodos heykeli gibi dikilirdim kiyilarda
    daha siz yoktunuz...
    simdi cikip geldiniz ansizin!
    nicin geldiniz, nasil geldiniz sasirdim?
    dun bir minyatur sayfasinda at kosturuyordum
    butun kanunlar, kayitlar yikiliyordu onumde
    bir ceylan derisine adlarinizi yaziyordum
    daha siz yoktunuz....
    guluyordunuz, disleriniz bembeyaz
    dudaklariniz kanim gibi kirmizi
    kahkulleriniz vardi, gamzeleriniz vardi onca...
    sizi bu cizgilerle ben dusunmustum
    beni tanimiyorsunuz....

    bundan sonra boyle guzel siirler yazamayacak ve de icindeki guzellikleri diger insanlarla paylasamayacak olan hocama sevgilerimle
  • bir söz ustası, sözü yüreğe işleyenlerden hem de...
    mısralarıyla uçsuz bucaksız orta asya bozkırlarında at koşturuyorsunuz bir gün,
    diğer bir gün develerin ahengine uymuş çölde yıldızlara kaside okurken buluyorsunuz kendinizi, göç duyguları filizleniyor ruhunuzda, uyanıyor kervansaraylar atayurdunda, gökten firuze yağıyor ve düşüyorsunuz yollara...
  • bugün itibarıyla vefat etmiş şair-yazardır... allah rahmet eylesin...
  • geçirdiği trafik kazası sonrasında hatıralarını kaybeden, 28 mayıs 2008 tarihinde de hayatını kaybeden şair. ünlü türkiyem in şairi olarak anıldı bültenlerde filan ama daha nice güzel dizeler bıraktı yeryüzünde.

    (bkz: sitare)
  • özellikle bestelenen türkiyem şiiriyle adını geniş kitlelere duyuran şairdir.

    cenazesi, 30 mayıs cuma günü emekli olduğu marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi'nin camisi'nde öğle vakti kılınacak namazın ardından istanbul'da toprağa verilecek.

    dilaver cebeci'nin ilk şiiri 1965 yılında defne dergisindeydi. şiir, hikaye ve mizah yazıları, devlet, töre, bozkurt, türk edebiyatı, türk yurdu, güney su, ortadoğu, hergün, yeni düşünce, ayrıntılı haber, türkiye 'de yayımlandı.

    cebeci'nin kitaplarının yanısıra kendi sesiyle şiirlerini okuduğu ''kandahar dağlarında sabah namazı'' adlı bir kaseti ile çeşitli kitapları bulunuyor.

    bir dönemin yakın tanıklarından olan dilaver cebeci karikatürist çağrı cebeci'nin de babasıydı.

    allah rahmet eyleye mekanı cennet ola!
  • kim olduğunu ölümünden sonra öğrendiğim şair.
    "yalnızlığa övgü, şimdiki zaman çekiminde bir mahkuma mektup, kandehar dağlarında sabah namazı, sitare" en güzel şiirlerindendir.
    ülkücü, milliyetçi, idealist bir şairdir.
  • milliyetçiliği öven, 'benim islam gibi bir davam yok' diyen türkeşi yücelten şiirlerini çıkarın, alın sitare'yi, koyun türk yazının en müstesna köşesine..hiç bir şey yazmasaydı da sadece sitare'yi bıraksaydı bizlere, yine onu anadan doğma bir şair olarak kabullenirdik..

    "bakışlarımı sunuyorum tereddütsüz alıyorsun
    gizli bir tebessümle çağırıyorum geliyorsun
    kaşı karam gözü karam saçı karam
    umay gibi yumuşak huylum
    nerden çıktın karşıma böyle
    sesin ılık bir bahar güneşi gibi
    ığıl ığıl akıyor içime..."
  • sitare şiirinin şairi olarak tanınıyor oluşundan kendisi kadar benim de rahatsız olduğum, çok daha güzel şiirleri olduğuna inandığım şair.
  • şafağa çekilenlerin şairidir. şiirlerinde, ömrünü yanlarında saf tutarak geçirdiği adamların hayatını ve ölümünü anlatmış; ölümlerini sanki bir kez de kendisinin yaşadığını hissettirmiştir. orta asya bozkırını yalnız anlatmamış, yaşamıştır: dönence ile apakayının elinden tutmuş, sonsuzluğa at sürmüştür. rivayet odur ki; göçüp giden o çocuklarla birlikte, huzur içindedir şimdi.
  • gümüşhane'nin kelkit ilçesindendir. bu yıl adına bir şiir yarışması tertip edilmektedir. detaylı bilgi için;

    http://www.gumushane.bel.tr/