şükela:  tümü | bugün
  • ruhu şad olsun.
    bazıları da insanlık öğrensin.
    "sen üzülme biz üzülelim"
  • mekanı cennet olsun..
  • bu ülkenin üzerindeki akıl tutulması bittiği zaman heykeli dikilecek bir insandır. geldi ve geçti ama bıraktığı iz milyonlarca ömre bedel. iyi ki varsın dilek.
  • dilek,sen rabbimin yanındasın.
    seni hayal kırıklığına uğratan o beşer tapıcıları yüzünü gizlemek zorunda şimdi.
    rabbim seni yanına aldı dilek,beşer ile mesgul olan o bayraktar utanç içinde şimdi.
    seni hayal kırıklığına uğratan insanlık gerçekten çok nankördür dilek,ölümü görmezler.

    dilek,canımın içi seni ve tüm çaresiz dürüst ve gururlu insanları çok seviyorum.

    düşürmene kıyamadıkları o paralar rabbimin katında onlara şahitlik edecek.

    dilek canımın içi ve sen onları bağışlamakla daha da boynu bükük bırakacaksın.

    melek yüzlü dilek,nur için de yat.
    seni çok seviyorum
  • geçtiğimiz hafta öldüğünü öğrendiğimde 35 yaşında adamım ama hüngür hüngür ağladım.

    bu dünya gerçekten çok acımasız.
  • bundan yaklaşık tam 6 sene önce..
    peki bu melek kızımızın tam olarak söylemek istediği bugün anlaşıldı mı?
    sanmıyorum!

    ismi dilek özçelik...
    trakya üniversitesi’nde öğrenci.
    üç hafta önce lenf kanseri teşhisi kondu.
    kanser ilaçları pahalı; onun ise maddi durumu elverişli değil!
    her insan gibi o da yaşamak istiyor..

    kemoterapiye başladığı için saçları döküldü; artık aynaya her baktığında gözleri doluyor.

    yaşadığı kentte karşısına tesadüfen bir bakan çıkınca, “gidip durumumu anlatayım. elbette ilgisiz kalmaz” diye düşündü.

    hem kaybedecek neyi vardı ki!

    edirne’ye gelen bakan, çevre ve şehircilik bakanı erdoğan bayraktar’dı..

    dilek, belediye binasının önünde bakan bey’in yanına yaklaştı. kanser tedavisi gördüğünü anlattı, yurt dışından gelmesi gereken ilaçların temini için yardım istedi.

    bakan bey, elini cebine götürdü, birkaç banknot çıkarıp genç kızın eline sıkıştırdı:

    “al işte bu parayı... başka ne yapacağım?”

    sonra da uyardı:

    “cebinden düşürme haa,baya para var orada...”(200 tl)

    sonra arkasını dönüp, yanındaki lacivert takım elbiseli adamlarla birlikte namaz kılmak için selimiye camii’ne gitti.

    donup kaldı dilek.

    bir elindeki paralara baktı; sonra bir de kendisine bakan çevresindeki kalabalığa...

    “dilenci” gibi hissetti kendisini..
    o anda ip gibi yaşlar süzüldü gözlerinden...

    koşarak bakan bey’in arkasından camiye gitti, namazın bitmesini bekledi.

    hayal kırıklığı!

    bakan bayraktar’ın camiden çıktığını görünce, “bakanım bir şey diyeceğim” diye seslendi. bu sırada korumalar genç kızı engellemeye çalıştı ancak bakanın talimatı ile bıraktı.
    bayraktar’ın yanına giden genç kız, cebine konulan parayı iade ettikten sonra ağlayarak, “sadece yanlış anlaşıldım. ben dilenci değilim. insanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız” dedi.

    genç kızın parayı iade etmesine ve sözlerine anlam veremeyen bakan, yanından koşarak ayrılmak isteyen kızı kolundan tutarak, “yardım edeyim, ne istiyorsun?” diye sordu.

    ancak, ağlayan genç kız, koşarak caminin bahçesinden ayrıldı. bu kez donup kalan, vatandaşının talebine yeterince kulak vermediği için onu dilenci yerine koymuş olan bakan bey’di..

    sonrası işte biliyorsunuz vali devreye giriyor bakanlar, devlet falan.
    ama iş işten çoktan geçmişti!
    (alıntı)

    edit: imla
  • görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda.
    kuyunun dibi sessiz, kör
    sönüyoruz, ölüyoruz umrunuzda mı?
    bölüşüyoruz gölgelere bürünüyoruz
    kan kusuyoruz. kanımızda boğulacağız.
    görüyorum ki kötülüğü seviyorsunuz.
    seviyorsunuz umutsuzluğumu. içimdeki koskoca boşluğu.
    yanlış anlaşıldım
    aşinayım sokağın çıkmazına, güneş almayan evime,
    kuyumun en dibine.
    arayıp bulamamaya. elimi uzatıp dokunamamaya.
    gözlerimi kapatınca görebildiğim ışığa.
    siz taş attıkça üstüme,
    daha derine tırmandım
    tırmandıkça parçalandı tırnaklarım
    buraya atılmış, epey para da varmış.
    halatım olamaz ki para. hayatım olamaz ki para.
    pahalı kişiler el uzatıyor bana
    her dokunan bir parçamı alıyor
    dokunuyor, bana.
    duvarların yüzüne dalıp giderken
    boğuluyorum sözünde bir adamın
    cebinden parayı düşürme. sakın.
    -söyleyin düşürmesin
    tek başına, biçare, yapayalnız düşün sen
    ki onlar için işe yaramazsın. sen nesin?
    kanserisin sistemin. engelisin, engel olmak isteyenlerin.
    sistemin işe yaramazı. onlardan olamamışı. ceketini iliklemeyen.
    alınmadık.
    dünyayı yöneten yaşlı adamlar
    alırlar aldıkça senden
    daha fazlasını isterler
    ateşini yaksan toprağını isterler
    çok şeyler isterler. sende hiç yokken.
    yarının daha kötü olacağını düşünürsün,
    bugün yeterince kötüyken.
    inanmak istersin imkansıza
    inatla, daha fazla. boşa. bir avuç umudum derdest.
    sahi yaşamak mı bedava hayatlarımız mı, veli?
    tüm bu menfaatçi dimağlar renk körü.
    mazlumu görünce kaşınır avuçları, açılır gözleri, kameraları ararlar etrafta.
    yardım onlar için meta.
    gösteri kimin için?
    katil kim, nefesimi çalan kim? beni bu karanlığa atan?
    onu tanıyorsunuz.
    zevke katil, hep soyan
    cebe dahi el koyan
    nefret bariz, ser boşta
    ecel halime sokan
    kişi. tanıyorsunuz.
    ben dilenci değilim. insanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım.
    mutlu olurum benim kuruşlarım varsa
    zenginliğim gönlümden
    sizden daha güzelim
    doğuştan baharım, şimdilik güzünde saçlarım
    düşürülmüş kuşlardanım uçlardayım
    kimseyleyim
    üşürür tüm kurtlar artık uslanmazım içsem zehir.
    aşkımdır şimdi ebedi özgürlük
    zaman bizim kafesimizdir artık,
    günler zincirlerimiz
    yollar bizim gökyüzümüzdür.
    nefesin izindeyim. yaşamın peşinden gidiyorum nefessiz.
    tırmanıyorum güneşe, ışığı tanımayan kuyumdan.
    tırnaklarım içinde bulutlar.
    güneş benim olsun,
    hayat sizin.
  • biz dilenci değiliz!

    tarih ve yer: 15 nisan 2013, edirne. bir kadın, bakanın önünü kesip derdini anlatmaya çalışıyor ve sonra…

    erdoğan bayraktar, 61. hükümetin çevre ve şehircilik bakanı: “al bu parayı kızım. başka ne yapacağım. al bunları cebinden düşürme, orada epey var.”

    dilek özçelik, öğretmen: “ben dilenci değilim. insanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda.”

    dilek özçelik ne yazık ki mücadele ettiği hastalığa daha çok direnemedi, geçtiğimiz sene hayata gözlerini kapattı.

    hepimiz için bilindik bir kural, başımıza bu ve benzeri hastalık gelinceye kadar, bana bir şey olmaz diyoruz, hatta şu an bile. yazının girişindeki diyalog, aslında devlet tarafından çaresiz bırakılan bir insanın serzenişi, monoloğuydu. dilek öğretmenin o konuşmasını dinledikten sonra, kanserle mücadeledeki yenilikler veya neden insanca bir sağlık sistemini araştırırken, yazarken zorlandım. fakat, işte bu zorluklara inat, birlikte olmalıyız, mücadele etmeliyiz. çünkü biz yalnız değiliz, bizi yalnızlaştıran onlar!

    kanser tedavisinde son yıllarda tıpta oldukça büyük başarılar sağlandı. son yapılan keşif, kanser hücrelerinin vücutta bağışıklık sistemi üzerinden faydalanmasını, yayılmasını engelliyor. normalde bağışıklık sistemimize ait m1 ve m2 adı verilen kan hücreleri, her türlü patojene karşı savunmamızın ilk ayağını oluşturuyor. fakat kanser ve çeşitli bağışıklı sistemi hastalıkları, bu yapıyı kendisi için baskılayarak, yayılmasını hızlandırıyor. amerika’da bulunan rush ve kaliforniya üniversitesindeki bilim insanları, kanser hücrelerinin bu sistemi kullanmasını engelleyecek cd11b proteinini keşfetmişler. peki bunun sayesinde ne mi olacak? tekrarlarsak, kanserli hücrelerin gelişmesi, bağışıklık sistemimiz tarafından aktif bir biçimde savaşarak baskılanacak.

    peki, diyelim ki, bu tedavi önümüzdeki yıllarda, x şirketi tarafından satılmaya, pazarlanmaya başlandı. bunun ederi sizce ne kadar olacaktır? şöyle bir acı örnekle tahmin etmemiz zor olmaz. keytruda, kanserin son evresinde kullanılan ve muadili olmayan bir ilaç ve başarı oranı oldukça yüksek. ancak yüksek fiyatı yüzünden bu ilaca ulaşamayan hastalar çaresizlik içinde ölümle yüzleşiyor. ne acı değil mi? ilacın aylık bedeli ise 24 bin lira. özel sağlık sigortanız yoksa, sgk tarafından karşılanmıyor.

    ne yapmalı?

    temel sağlık hizmetleri acilen kamulaştırılmalı. evet bu kadar temel bir istek. benim veya birinin başına geldiğinde, şu lanet olası masraflarla ayrıca uğraşmak istemiyorum. hem de, biz çalışanların verdiği vergi, kıymık batsa yurt dışına kaçan o patronlardan çok olduğu halde! keytruda ve benzeri ilaçlar, ihtiyaç sahiplerine acilen ulaştırılmalı. ve bunun için bireysel kampanyalar yetmez, biz bu sistemin kökten değişmesini istiyoruz!

    dilek özçelik anısına saygıyla…
  • unutursak kalbimiz kurusun...
    o güzel insana o muameleyi yapanlar umarım daha beter acılar yaşarlar!
  • küçüklüğümden beri cennetin de cehennemin de bu dünyada olduğuna inanıyorum, çok da netim bu konuda tartışmasına bile girmem he der geçerim en fazla. ama ne zaman dilek aklıma gelse, umarım yanılıyorumdur, umarım bir yerlerde cennet de cehennem de vardır ve dilek cennetinde güle oynaya koşarken o'na bu çaresizliği yaşatanlar da birgün cehennemin dibini boylarlar diye iç geçiriyorum.