şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda iyice üredi, sayısı arttı bunların. özellikle memleketimizdeki suriyeli göçmenlerin de mecburen dilenmeye başlamasıyla doruğa ulaştı.

    bir insan dilenecek duruma geliyorsa, gelmişse ona kötü gözle bakmak yerine devleti sosyal sorumluluk projelerine itmek lazım aslında. "ay dilenciler de çok arttı, sıtarbaksta rahatça kahve içemiyorum cicim." triplerine yerine lap diye gözünüze sokulan eşitsizlikten şikayet etmek, "ya geliyor camı siliyor, sanki sil dedik. mafya bunlar mafya!" diye sayıklamak yerine insanı o hale getiren düzeni sorgulamak lazım.

    hırsızlıklar arttı, artması normal. dilencilik arttı, artması normal. gasp arttı, artması normal. gelir dağılımındaki eşitsizlik bu şekilde devam ettiği sürece, devletin yardımları sadece hükumetin seçmenlerine gittiği sürece, sosyal sorumluluk projeleri belediyeler tarafından dikiş kursuna indirgendiği sürece bunların hepsi gayet normal.

    herkes düşer bir gün, düşmek anormal değil, düşeni görmemek anormal.
  • "dilencileri yok etmek gerek.
    insan onlara para verince de pişman, vermeyince de."

    (bkz: friedrich nietzsche)
  • kafası çalışan insandır.
    amk memleketinde hala ama ihtiyaçdan dileniyorlar yok sistem yok çaresizlik diye inanıp bunlara para veren salaklar var. sanıyor ki adamın/ kadının çok acil paraya ihtiyacı var çok kötü durumda o yüzden dileniyor. lan gerizekalı adam dileniyor çünkü bu işi meslek edinmiş. adam bu işi meslek edinmiş çünkü çalışmak adama zor geliyor. haftada 50 saat eşek gibi çalışıp 1000 tl kazanmaktansa salakların kendi ayaklarıyla yanına gelip para vermelerini bekleyerek daha fazla kazanıyolar
  • mantıklı insanın bakış açısıdır. el kadar bebeleri uyuşturucuyla, hapla uyutup üstünden geçinen zalimlere, sırf iki kuruş daha fazla dilenebilmek için çocuklara zarar verip sokağa atan gaddarlara mı acıyalım? evet her yerdeler. artık yaşlı nüfus da az dilencilikte. genelde yaşlı ve sakatlar mendil, kalem, su vb şeyler satarak alınterleriyle kazanmayı doğru bulmuşlar. saygı duyarım. öylesini gördüğümde destek olurum. peki ya genç olanlar? metro, metrobüs ve kalabalık caddelerin bir köşesine konuşlanıp kağıt tutan, dilenen gençler? elleri ekmek tutabilecek enerjide ve güçte olan gençler? neden acıyalım arkadaşım? çalışsınlar, araştırsınlar. hayat bana tekmeyi vurdu diyip insanların da bir tekme atmasına müsade etmesinler. bu tarz insanlara destek olmuyorum, olmam da. dilenen çocuklara da. biz ne kadar verirsek onlar o kadar çoğalacak. zalim aile ve sermaye ilişkisi...

    bakın bu fotoğrafı taksim'de çektim. bu yaşlı teyze gitar çalmayı ve söylemeyi bilmiyordu ama dilenmiyordu da... çabalıyordu. tüm demek istediğim bu.

    mesaj editi: devleti ittirerek insanlara destek olmak en doğrusu. gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yaptığı, olması gereken şey. ne yazık ki bizim ülkemizde bu mümkün değil. bizim devletimiz ya kanserli muhtaç kıza para uzatıp ağlatır, rencide eder ya da sofrasına gelen besinlerin üreticisi olan çiftçisinin şikayetine ananı da al git der. fayda göremeyeceğin bir devlet başındayken kendini sokak köşelerine atmamalısın.
  • aynı zamanda kendinden de rahatsız oluyor olabilir.

    "şimdi bu kadın gerçekten yardıma muhtaç mı, yoksa yıllardır mesleğinde kendini geliştirmiş bir profesyonel mi lan? kaç defa gördük haberlerde, günde binlerce lira indiren dilencileri, bu da onlardan biri olmasın? ama yok, cidden çok acıklı konuşuy-- ulan acındırmak da zor değil ki. ama ya gerçekten yardıma muhtaçsa... allah'ım eğer muhtaçsa bu kadına yardım et, beni de affet..."

    bir dilencinin yanından geçerken 5 saniyede böyle düşünüyor olabilir.

    bu işin günahı; gerçekten dilenmek zorunda kalan yardıma muhtaç bir yoksul taklidi yaparak, insanları kendine acındırarak her gün binlerce lira kaldırmayı başaran o iğrenç insanların boynunadır. "ben sadakamı vereyim de, eğer dilenci değilse günahı onun boynuna" da demem çünkü ihtimal hesabıyla sevap işlemek de bana samimi gelmez. yine de bu, durumdan ve kendimden rahatsız olduğum gerçeğini de değiştirmez.
  • benim bu insan.
    gururlu olmak öğretildi bana çünkü. açlıktan ölsem elimi açmam. çevremdeki kimse açmaz, açmadı. ınsanları dürtmeden bir köşede su sat, tezgah aç. komşundan borç al. ama tanımadığın insanları rahatsız ederek dilenme. bu yüzsüzlüktür, profesyonelliktir, ar damarının çatlamış olmasını gerektirir.
  • aklı başında olan insandır. 20-25 yaşında istese iş bulabilecek ama tembelliğinden dolayı kıçını kaldırmak istemeyen üçkağıtçı tiplerin beleşten geçimini sağlamasını hazmetmeyen insandır ayrıca. ne dilenciler gördü bu gözler, eli ayağı tuttuğu halde kendisini çaresiz durumda göstermeye çalışan insan kadar zavallısı yoktur gözümde. kimileri metro istasyonlarında dolaşıp her gün mekan değiştiriyor ayrıca. muhtemelen senin acıyıp para verdiğin adam senden daha fazla gelir elde ediyor dilencilik yaparak, sen hala uyumaya devam et.
  • hangi dilenciden, ne için rahatsız olduğuna bakmak lazım. bir defa herkes dilenciler yüzünden rahatsız oluyor üzülüyoruz çünkü. bir de üçkağıtçı dilenciler var. daha geçen hafta haberlerde yine vardı bir kadın bebeğiyle dileniyor, zabıta fark etmiş bebek oyuncak bebek. ilk olay değil son da olmayacak.

    gerçek bebekle, ufak çocuğuyla dilenen insanları görünce sadece rahatsız olmuyorum sessizce kızıyorum da. çocuğun yeri sokakta dilenmek değildir. orası çocuk için ne fiziksel, ne ruhsal olarak sağlıklı bir ortam değildir. herkes bir gün zorda kalabilir maalesef, ama bu zorluğun üstesinden yetişkin gelecektir. çocuğu o zorluğa sokmak sorumsuzluktur. her şehir için konuşamam ama istanbul'da yaşıyorum. sığınma evleri var, hayır dernekleri var, o ebeveyn bilinçli olmak, araştırmak, ve bunlardan birine gitmek zorunda çocuk için. onun yerine çocuğu yanına alıp sokakta dileniyorsa bu çocuk için yanlış hareket. yine o kadına kızılmaz, mahçup edilmez, ama uyarılır, yol gösterilir.

    suriyeli dilencilerden kesinlikle rahatsız olmuyorum, ama bir arkadaşım facebook'da başkalarıyla yorumlarda konuşurken okumuştum, şöyle bir bakış açısı: "özellikle mülteciler için kamplar varken, oradan çıkıp, türkiye'nin en pahalı şehrine gelip neden dileniyor?" biri demiş, "burada daha çok iş var diye iş aramaya gelmiştir. bulana kadar mecbur dileniyordur," ki doğru bir cevap. arkadaşım o kısmını düşünememiş, biri söyleyince fikrini değiştirmişti.
  • (bkz: ben)

    hastaneden çıkıyorum. fizik tedavi adına gidip gelmekten bıkmışım artık. boynum sanki benim boynum değil, başkasınınkini takmışlar da vücut benimseyememiş, öyle ağrıyor. söylene söylene arabaya yürürken bir kadın kesiyor önümü:

    "abla" diyor, "allah rızası için şu sabilere bir ekmek parası"

    kadına bakıyorum. benden genç. yanında elinden tuttuğu taş çatlasa 3 yaşında bir çocuk, kucağında da daha ufağı.

    durum ne bliyor musun çok duyarlı sözlük yazarı?

    o kadın senden benden genç,
    o kadın senden benden sağlıklı,
    o kadının senden benden daha aktif bir cinsel hayatı var,
    ve muhtemelen o anda o kadının cebinde senin banka hesabındakinden çok daha fazla para var.

    ama devlet, ama onu bu duruma düşüren düzen bik bik bik yapmayın. mal olmayın. hümanizminizi de siktirtmeyin.