şükela:  tümü | bugün
  • temelinde "önce dil mi vardı yoksa düşünce mi?" sorusu yatan teoriler bütünü.
  • ilkel çağlarda her göçebe topluluk aralarında söz ve el hareketleriyle ortak bir işaret dili geliştirmeye çalışmıştır. ancak topluluklar arası haberleşme ve göç olayı bulunmadığı için her topluluğun dili diğeriyle uyumsuz kalmıştır. etimologlar ortak dillerin bu bölük pörçük dillerden nasıl geliştiğini incelerler. yazının keşfi öncesi toplayabilecekleri hiç bir bulgu yoktur. değişik yerlerdeki yazıların o zamanki dillere göre deşifre edilmesi sonucunda büyük göçler ve kavimlerin birleşmesi ile ilgili paralellikler gözlenmiştir
  • insanın fiziksel bir evrenin yanı sıra simgesel bir evrende de yaşamasını, başka bir deyişle olanın yanı sıra olanaklıyı da görebilmesini, düşüncesinin-bilincinin gelişmesine borçludur. "kültür" buradan doğmuştur. bunu sağlayan ise, dildeki seslerin çokluğu ve doğal olarak gösterenin zihinsel kabiliyetidir. bu dildeki seslerin çokluğu ise, insan damağının kubbeli yapısından kaynaklanmaktadır.

    dilin* hareket imkanının artmasıyla, insan daha fazla ses çıkartabilmiştir. daha fazla ses sayesinde, daha fazla farklı gösterilen yaratabilmiştir. bu yaratım insanın kültür birikiminin ilk aşamasıdır.
  • her ne kadar bir efsane olsa da bugün kimi dilbilimciler, dillerin doğuşu ile ilgili babil kulesi efsanesini kitaplarının ilk sayfalarında anlatmadan geçmiyor gördüğüm kadarıyla.

    efsaneye göre babil halkı, tanrıya yakın olmak için büyük bir gayret ve ahenk içinde bir kule inşa etmeye başlıyorlar. kule gün geçtikçe yükseliyor ve babil halkı tanrıya her geçen gün biraz daha yaklaşıyorlarmış. tanrı ise babil halkının kendisine ulaşmasını engellemek için kulede çalışan her işçiye farklı bir dil vererek anlaşmalarını engellemiş. böyle olunca kulenin inşası durmuş ve herkes başını alıp farklı yerlere gitmiş. gittikleri yerde çoğalarak farklı dillerde konuşan topluluklar oluşturmuşlar.

    dillerin ortaya çıkışı ile ilgili kutsal kitaplarda da (kur'an,tevrat, incil ) bazı ifadeler yer alıyor: adem'e tanrı tarafından bazı kelimelerin öğretilmesi şeklinde.

    bunlardan ayrı olarak, insanların doğadaki bazı sesleri taklit ederek dili ortaya çıkardıkları varsayımına dayanan 'yansıma teorisi' ise gayet mantıklı görünüyor. çünkü ilkel insanlar doğa ile bir bütün halinde yaşayan canlılar. çevrelerini anlamlandırmak,hayatta kalabilmek, birlikte yaşayabilmek için doğayı izlemek ve dinlemek zorundalar. bu durumda içinde yaşadıkları zorlu doğa koşullarıyla mücadele edip birtakım sesleri taklit ederek birbirleri ile iletişim kurma yoluna gitmiş olmalılar. mesela, ilk çağlarda yaşayan bir aile karınlarını doyurmak için avlanmak zorunda.ava çıktıklarında buldukları bir avı diğerlerine haber vermek için o hayvanın sesini taklit etme yoluna gitmiş olabilir. ya da avlanmaya gittiğinde çeşitli doğal tehlikelerle karşılaştıysa ( geçilmesi zor bir nehir,şelale, farklı yabani hayvanlar vs.) bunları bir başka insana işaret edebilmek için seslerini taklit etmek gayet mantıklı.böyle sayısız tekrar sonucu artık bu taklit sesler birer kelimeye dönüşebilir. yaşadıkları koşullarda hayatta kalabilmek birinci amaçları olan insanların, sırf bu amaca hizmet eden tamamen doğa ile ilgili kelimeler üretmeyi öğrenmesi ve sonra değişen şartlarla, bu yolla üretmeye başladıkları kelimelere yeni kelimeler eklemesi bana son derece mantıklı geliyor.
    insanoğluna yaşam veren doğa, kendisiyle çetin şartlarda mücadele etmek zorunda kalan insana yaratıcılık kazandırıyor.dil de doğanın insana kazandırdığı bu yaratıcılıktan sadece biri, kanımca.
  • bunla ilgili en sevdiğim teori şudur:

    (bkz: doğa olmasa dilin neydi bilmezdin şerefsiz)
  • islam dinine göre; allah, ilk insan'a eşyaların, varlıkların ismini yani dili öğretmiştir. yani insan ilk andan itibaren konuşan bir canlı türüdür.

    allah, âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti... (bakara 31. ayet)
  • havva'nın bebeği oldu
    bebek memeye dokundu
    dudaklarını açtı kapattı
    memenin adı doğdu...
  • birçok araştırmacı, dilin ilk kez bundan 200 bin yıl önce (tam olarak mö 200 bin-50 bin arası) homo sapiens tarafından kullandığı konusunda hemfikir.

    ancak bentley üniversitesi'nden daniela everett, dilin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili olarak yaygın görüşün aksine bir iddia ortaya attı. daniel, homo sapiens'ten önce homo erectus'un 1.9 milyon yıl önce dil diye tanımlanabilecek bir şeye sahip olduğunu ve bunu kullandığını düşünüyor.

    the economist, october 7, 2017
  • ses yansımaları teorisi bunlardan biri. bu kuramı savunanlara göre ilk insanlar doğadaki sesleri taklit ederek bugün ki dilleri oluşturmuşlardır. (bkz: platon) bu teorinin taraftarlarından biri.
    doğuştanlık kuramında ise insanların konuşma yetisiyle dünyaya geldiğini öne sürer.
    ünlemler teorisinde insanların üzülme sevinme korkma gibi istemeden çıkarttığı seslerden yola çıkılmış bir dil kavramı mevcut.
    beden dili kuramını savunanlara göre de ilk insanlar işaret diliyle anlaşmaya çalışmışlar ama yetersiz bulununca sesler çıkmaya başlamış ve sesleri düzenli ve biçimli kullanarak dili oluşturmuşlar. en saçması bu kavram olabilir.