şükela:  tümü | bugün
  • opera dünyasının günümüzdeki en büyük baritonlarından biri olan rus sanatçı dmitri hvorostovsky , müzik eğitimini doğduğu kent olan krasnoyarsk'ta (siberya) gerçekleştirdi. “batı”daki ilk konserinde, nice operası'nda söylediği çaykovski'nin “maça kızı” eserindeki rolüyle birlikte kısa zamanda dünyanın belli başlı operalarında ve festivallerinde konserler vermeye başladı. çaykovski'nin “eugene onegin” operasındaki onegin, mozart'ın “don giovanni”sinde başrol, verdi'nin “don carlo”sunda posa, “la traviata”da germont ve “maskeli balo”daki renato rolleriyle bu rollerin en başarılı yorumcularından biri olarak anılmaya başladı. haitink, tilson thomas, mehta ve gergiev yönetiminde solist olarak dünyanın başlıca müzik merkezlerinde ve festivallerinde konserler veren sanatçı, giya kancheli'nin kendisi için yazdığı senfonik eseri “do not grieve”i san francisco senfoni orkestrası'yla mayıs 2002'de ilk kez seslendirdi. rusya'yla olan güçlü kişisel ve müzikal bağlarını halen sürdüren sanatçı, ünlü rus besteci georgi sviridov'un kendisi için yazdığı şarkı dizisinde sık sık yer alıyor. rus kilise müziğine duyduğu ilgi sonucu st. petersburg oda korosu'yla kayıtlar yapan sanatçının, geçtiğimiz mayıs ayında moskova'daki kızıl meydan'da verdiği konser 25 ülkede yayınlandı. sanatçı, birçok resital ve arya kayıtlarının yanı sıra, delos records için rus romansları ve rus savaş şarkılarından oluşan kayıtlar da yaptı.

    kaynak : iskultursanat..

    ayrica kendisini ilk defa 8 ocak 2005 aksami 8de is sanat'ta izleme firsati bulucaz. bakalim nasil bir performans olucak,bekleyelim gorelim.

    konser sonrasi edit : ben onu operaci sanmistim, meger opera tanrisiymis.
  • yaşayan en yetenekli baritonlardandır.

    aşağıdaki metnin ilk paragrafı, sanatçının 8 ocak 2005 akşamı iş sanat’ta moskova oda orkestrası eşliğinde verdiği konserin basın bildirisi ile envai çeşit internet sitesinden derlenmiştir. takip eden paragraf ise bahsigeçen konsere dair izlenimlerimi aktarmak niyetiyle yola koyulup, orta yerde çığırımdan çıkmak suretiyle dün gece yatağımda dmitry’yi düşünürken aklıma gelmiş olan şehvet dolu düşüncelere yer verdiğim satırlara dönüşmüştür:

    müzik eğitimini, doğup büyüdüğü sibirya’da almış olan hvorostovsky, rusya’da katıldığı yarışmalarda kazandığı sayısız ödülün ardından, 1989’da cardiff’te en iyi erkek şan sanatçısı ödülünü kazanmış ve bu başarı sanatçının batı’daki şöhretinin başlangıç noktası olmuştur. sanatçı sonradan, çağımızın en yetenekli baritonlarından bir diğeri olan bryn terfel’i alt ettiği bu yarışmanın ardından, o güne kadar tanımadığı terfel sahneye çıkıncaya dek kendi birinciliğine olan inancının tam olduğunu ifade etmiştir. bu yarışmanın ardından dmitry’nin kariyeri hızlı bir yükselişe geçmiş, sanatçı la scala, covent garden, metropolitan, carnegie hall gibi sahnelerde, aralarında la traviata, don carlo, maskeli balo, don giovanni ve yevgeny onegin’ın bulunduğu eserlerde başarılı performanslar sergilemiştir. (en başarılı performansları belki de her daim güleç yüzüne rağmen damarlarında akmakta olan buz gibi rus kanının da etkisiyle yevgeny onegin rollerinde sergilediği fikri, gerek eleştirmenler gerekse kendisi tarafından dile getirilegelmiştir.) 32 yaşına kadar yaşamını rusya’da sürdürdükten sonra 94 senesinde londra’ya taşınmış olan sanatçı 2004 mayıs’ında kızıl meydan’da verdiği konser ile, burada sahneye çıkan ilk rus sanatçı olma ünvanına nail olmuştur. 90’lı yıllarda, resital ve arya kayıtlarından oluşan albümlerinin albenisini artırmak amacıyla üretilmiş ve bir kadın dergisinin ‘operanın elvis’i’ benzetmesiyle doruğa ulaşmış olan ‘beefcake baritone’ imajı çok konuşulmuş da olsa, sanatsal kabiliyeti ve başarısı diğer özelliklerini gölgede bırakacak denli görkemlidir.

    gelelim konser izlenimlerine: sesi öyle ipeksi, öyle pürüssüzdü ki, ne zaman mimiklerini ve bedenini kullanışına karşı koyup da gözlerimi kapatabilsem bu sesin kalbimi yoğurup yoğurup bıraktığını hissediyordum. sahnedeki tavrıyla dinleyiciyi, bırakın bir şan sanatçısını, stand up show'cuda bile kolay görülemeyecek bir güçle kavrıyor ve o sahne üzerinde varolan herşeyi ve herkesi gölgede bırakarak, bir tek kendisine bağlıyordu. sahnede bulunduğu sürece tüm salona cömertçe gülücükler dağıttı. ya bu yüzden, ya da atletik vücudu, gümüş-beyaz saçları, etli dudakları, slavik gözleri ve inci dişleri yüzünden, dmitry her sahneye çıkışında dinleyicinin de yüzüne geniş bir gülümseme yayılıyordu. ah ki rusçam "dondurma ister misin", "ekmek verir misiniz" ve "avukat evde mi" sorularından ibaret olmasa neler neler anlatacaktım dmitry'ye...
  • turkiye'de albumlerini bulmak ziyadesi ile zor olan unlu bariton.

    kendisini merak edenler icin mukemmel bir sitesi oldugunu soylemek gerek:

    http://www.hvorostovsky.com/

    bu sitenin videos kismi cidden basarili. oradaki video klipleri indirip kendisini hem izleme hem de dinleme keyfine varilabilir.

    bilhassa arias & pasta kisminda yer alan goruntulerini izlemeniz tavsiye edilir. insan ister istemez "oh, holy god" diyor insan (malum roportaj ingilizce, turkce olsa "seni yaradana gurban olam" derdik.).
  • kendisinin pieta signore kaydi (ki sanatcinin aryantik cd sinin son parcasidir) insani aglatabilecek derecede duyguludur.
    o soyler, siz dinlersiniz,
    sonra siz soylemek istersiniz, ama meelemek* zorunda kalirsiniz o yorum yaninda.
  • (bkz: nochenka)
  • yakinda tekrar istanbul'a gelecegi haberi bomba gibi dusen bariton.
    kendisini ikinci kez izlemek bir yana, imza alip resim cektirip bir de soracagim sorular var.

    konserde ombra mai fu soylesin, finali de nochenka ile yapsin, jiletlemezsem kendimi is sanat'ta ne olayim.
  • web sitesinden dolayı ellerinesaglık denilmesi gereken başarılı sanatcı,iyi bariton...
  • 20 mart 2007 sali aksami istanbul'lulari yine mest edecek olan opera sanatcisi.

    gunes tutulmasi, ay tutulmasi gibi bir sey bu. her istenildiginde elde edilebilecek bir sey degil.

    buyrun konser programi ve biletler;

    http://www.biletix.com/…wtsevent.do?eventcode=hisa9

    not : arya seslendirmeyecek. program agirlikli olarak rus parcalardan olusacak. finali de nochenka ile yapar insallah. bir onceki istanbul konseriyle en buyuk fark ise, orkestra yerine sadece piyano eslikli olacak olmasi (harika bir eslikcisi olacak) biletler el yakiyor ama o ayri.
  • bu aksam issanat'ta verdigi konser ile, "koku" filminin son sahnesinde katilin insanlari etkiledigi sahneye benzer bir etki yaratti..
    alkislar, bravolar, cigliklar kesilmedi saatlerce..

    her sey tum opera dunyasindan insanlarin saat 8de issanatta yerlerini almasiyla basladi. hvorostovsky gectigimiz konserden farkli olarak sadece bir eslikci piyanistle sahneye cikti. (eslikci dedigimiz ivari ilja nin chopin yarismas odullu muthis bir piyanist oldugunu unutmamak gerek)

    onceki konserdeki rahip yaka sekilli ceket yerine önü acik guzel bir gomlek - pantalon - kemer kreasyonu ve emin adimlarla yerini aldi.
    caykovski, musorgski, glinka, dargomyzhsky, borodin, korsakov, medtner, rachmaninov, vlasov ve sviridov eserleri ile insanlari etkisine aldi.

    ozellikle rachmaninov - ne poi krasavitza pri mne performansini heralde izleyememis olsaydim hayatima dair en buyuk uktem olurdu, sukur ki izleyebildim nefesimi tutarak.

    konser bittiginde defalarca sahneye davet edildi. bu noktada, bir kiz sahneye dogru atlayarak gereksiz bir sekilde kendisine bir hediye sundu, ki henuz bis parcasi seslendirmemisti bile. git kuliste ver, ne sacma is.. neyse..

    son bis parcasi olarak "iago" nun aryasini seslendirdi ve o tatli sert kahkahasi ile bitirip ortaligi yikti. ozellikle iü ve msü'lü opera ogrencileri nin (ve kimi opera sanatcilarinin) basi cektigi kuyruklar olustu kulisinde.

    sansliydim ki ilk kendisini tebrik edenlerden, tanisip az sohbet ettikten sonra resim cektirenlerden ve dunya gozuyle gorenlerden biri oldum.

    bir resim, bir imza, belleklerden kolay cikmayacak bir konser anisi birakti ve gitti..

    viva dmitry..