1. peygamberlerden sonra gelen biz pezevenklerin yediği boktur. bakınız üç büyük dinden hikayeler anlatayım. yalnız hikayeye başlamadan önce şu açıklamayı yapayım; evet her peygamberin yaşamında ağır basan bazı farklılıklar var hikayenin sonlarına doğru bu farklılığın sebebini açıklayacağım gibi kurandan da şu ayeti hatırlatmak isterim (hangi surenin kaçıncı ayeti hatırlamıyorum); "elbette sizden öncekilere serbest olan bazı şeyler size yasaklanmıştır". zannedilmesin ki allah din ayrımı yapar. hayır tüm insanlığı bir insan gibi düşünürsek bilinçli bir ebeveynin çocuğunu yetiştirmesi gibi bazı kural veya beklentiler belli yaşlara gelince değişir. sanırım bu nedenle biz ileri yaştaki nesillerden allahın daha çok beklentisi var. neyse hikayeye başlayayım zaten kısa da bir şey;

    efendim hz. musa'nın hayatına bakacak olursak daha çok "kuralcılık" ın ağır bastığını görürüz, yani yumruk atıp öldürdüğü bir adamdan sonra yaşadıkları, sonra tanıştığı bir çobanın kendisine belli kurallar karşılığında kız vermesi, "on emir" yine on emirin hitab üslubu derken hayatında diğer özelliklerine nazaran kuralcılığın ağır bastığını görürüz. ancak gelin görün ki, yer yüzünde kurallara en aykırı toğlumlar "ben museviyim" diyen toplumlardır. hatta onlar ki, hz. musa tur dağına çıkar bir kaç günlüğüne, daha o sürede bile altından bir buzağı yapıp ona taparlar. 1499 yılında ispanyada neredeyse yok edilmeleri de bundandır, buyrun araştırın. ve bu gün yine kurallara en aykırı onlar değil mi, filistinde yaptıklarının hangisi bm kararlarına uygundur (filistindeki angutların da sütten çıkmış ak kaşık olduklarını söyleyemeyiz tabi) ve zaten bakınız dünyanın çarkı etrafında dönmemişler kendi çarklarını oluşturup nihayet dünyayı o çark etrafında döndürmeye başlamışlardır.
    hz. isa'nın yaşamında ise, sevgicilik ve hoşgörücülük daha ön plandadır, "sana biri tokat atarsa öbür yanağını dön" sözü en çok ondan kalmıştır, tabi diğer peygamberlerde de bu özellik vardır elbet, ama ondan hatırlarız hani o mana da. yine ben-hur filmi ne kadar sağlam kaynaktır bilinmez ama köleye yasak yere su vermesi, çarmıha gerilirken "baba (filmden alıntı) onları affet bilmiyorlar" demesi, ve incilde (incil müjde demek, ne güzel sevgi dolu bi isim:)) hep sevgi-hoşgörü veya zıtlarının konu olması bunlara örnektir. ancak gelip görünüz ki dünyanın sevgi ve hoşgörüden en yoksun toplumları "ben hristiyanım" diyen toplumlardır. onlar değil midir orta çağda kaşları bitişik diye insanları şeytan ilan edip diri diri yakanlar... ve daha nice böyle öyküler. yine bu gün hollanda değil midir çocukların porno filmlerde oynamasından yana siyasi parti kurulan hristiyan devlet. ve daha pek çok hikaye...
    hz. muhammed'in hayatında ise bilgicilik, bilimcilik ağır basar. netice de kuranın ilk ayetinin "oku" olması, yine ondan kalan sözlerden en meşhurunun "ilim çinde bile olsa gidip alınız" hadisi olması bunun işaretidir. bir de olaya şurdan bakıcak olursak belki de şu hadisin en doğru açıklaması veya yorumunu yapmış oluruz; "ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim". güzel ahlakın en önemli üç unsuru; kuralcılık, hoşgörücülük ve bilimcilik değil midir... ancak gelin görün ki bu gün dünyanın en cahil toplumları "elhamdülillah müslümanım" diyen insanların toplumları değil midir...

    işte sevgili sözlük dostlarım biz insanlığın bütün çilesi iddiasıdır... evet iddiası ben şuyum ben buyum sen şusun busun iddiası. ankebut suresi ikinci ayet çok güzel açıklar; "insanlar imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle serbest bırakılaverileceklerini mi sandılar". evet allah insanı iddia ettikçe imtihan edeceğini söylüyor. ayrıca bu ayetten şunu da anlayabiliriz ki bizler imtihan için yaratılmadık. nede olsa allah onu bir iddianın arkasına koymuş onu da şu başlıkta açıklarız belki (neden yaratıldık) konuya dönecek olursak, ben müslümanım dediğiniz anda allah sizi başlıyor işte imtihana; "oku" hadi ilk bundan imtihan edelim bu kulu diyordur belki; peki kaç müslüman kuran'ı baştan sona okumuştur.... hop kaldık, bunu geçince ikinci sonra üçüncü vs. özellikle bu örneği verdim ki bunu okuyan çoğu kişi müslümandır hani anlasınlar allahın çalışma mantığını (nasıl bi ifadeyse bu benimki... neyse). yine shakespare ağabeyimizin çok güzel bir sözü de konuya güzel bi detayı oturtmakta; "şeytan bir günah işleteceği zaman, onu kutsal kılıfına kor öyle işletir". evet biz ilk "oku" dan imtihan ediliyorduk değil mi; peki ne halt ettik, günahtır diye önce belden aşağı indirmeyelim dedik. sonra tozlanmasın diye bze sardık ee sonra astık duvara, ordaki kitap mıdır nedir haberimiz olmadı. bel mel dinlemeyip sehpaya serseydik şöyle eminim gelen misafir de göz atar evde çocuklar da okur vs. he dağılır kirlenir yırtılır mı, evet olur, ama okunmadıktan sonra pırıl pırıl olsa ne olur bir kağıt altı üstü, ha yok okunduktan sonra ayak altına da düşse günah olmaz korkmayın allahın hoşuna bile gider belki. hem zaten onu belden aşağı tutmasanız ne olcak üst komşunun ayağının altında, napıcaksınız terasa mı çıkarcaksınız!

    (bkz: neden yaratıldık)
    (bkz: hz musa)
    (bkz: hz isa)
    (bkz: hz muhammed)
    (bkz: hz muhammed in müslüman olması)
    (bkz: dinler)
    (bkz: allah)

din ayrımcılığı hakkında bilgi verin