şükela:  tümü | bugün
  • günümüz geri kalmis ve gelismekte olan müslüman ülkelerinde (ve belki müslüman olmayan ülkelerde de) yaygin olan bir durumdur. tam bir kisirdongudur, kanayan yaradir. cahil halkin; dogruluguna mutlak olarak inandigi dinin pislik, serefsiz, hain kisiler tarafindan kendi emellerine alet edilerek kandirilmasidir. bunun en güzel ornegi sacma sapan seyler icin kurani "kuranda yaziyor, kuranda var" seklinde kullanarak halki kandirmalaridir.

    din istismari mücadelesi en zor sorunlardan biridir. cünkü isin icinde din vardir ve din
    istismarcilari bu konuda devletten bir adim öndedir, cünkü bir sekilde halk bu sarlatanlara inanmakta ve devletin yapacagi mücadeleye tepki göstermektedirler.

    bir cok sorunda oldugu gibi bu sorunun temelinde de cehalet yatmaktadir. cehaletin sebebi ise devletin bu cahil kesime egitim imkanlarini yeterince goturememesi ve bu halkin bulundugu yerlerdeki otorite boslugunu dolduramamasidir.

    din istismarinin ulasabilecegi en uc nokta ise suan mevcut olan dini terör örgütleridir. bunlar din istismarini en uc noktaya vardirarak nice masumun kanini akitmaktadirlar.

    son söz: müslümanlikta allah ile kul arasina kimse giremez. müslüman olmak icin bir seyhe, dervise, ıvıra-zivira bagli olmak şart olmadigi gibi sizi allaha daha fazla yaklastirmaz, kafanizda soru isaretleri varsa alacaginiz tek referans kurani kerimdir ve islamda hersey akilda baslar, siz allahla kendi aranizda icinize sinen bir sekilde anlastiysaniz bunun günahi da sevabi da sizedir ve hesabini ahirette siz verirsiniz.

    son söz 2: eger bir kisi dini, gereginden fazla diline dolarsa o kisinin o iste mutlaka bir cikari vardir.
  • din istismarı konusuna (bkz: komplo teorisi) eklemek gerekirse; her devlet (ya da erk) kendisine tapacak bir teba ister...ve ancak teba (ya da başka bir isim de olabilir, fark etmez) koyun niteliklerine sahip olursa rahatça yönetilebilir...ve bir koyun niteliklerine sahip bir jenerasyon yetiştirmek istiyorsanız, elinizde de devlet denilen güç var ise ortaya eğitim denen en tehlikeli silahlardan biri çıkar...bu silah (ki bence her erk kendisine göre, kendi üslübunca kullanır) bir az gelişmişlik göstergesi olmasının ötesinde (zira buna kaynak ayırmak o kadar da zor değildir (bkz: banka soymak)) kullanılır...eğitimsiz (yani cahil) bırakılan kitleler her yöne rahatça çekilebilirler...

    bunların üzerine bir de din gibi güçlü bir kurumun varlığından bahsedersek ortada koyun adayı bir toplum, elimizde de eğitim ve din isimli iki silah var...ne yapmak istersiniz şimdi...

    erk (yine (bkz: komplo teorisi)) bu silahlarla az eğitilmiş kitleler üzerinde istediği oyunu oynayabilir...bu kitlelerin hangi dine bağlı olması ile bağıntılı değildir zaten...
  • ikinci maddedeki komplo teorisi (yani halkin kasitli olarak cahil birakilmasi) taa osmanlidan süre gelen ve artik hic bir sekilde kiyisindan kösesinden tutulacak bir yani kalmamis bir uygulamadir. zaten osmanlinin yikilmasinin bircok sebebinden biri de budur.

    her devletin kontrol edebileceği bir teba istemesi son derece normal olmakla birlikte bunu halkini cahil birakarak sağlamasi son derece ilkel bir yöntem olup dis güclerin müdahalesine son derece aciktir (yani halki siz kontrol ettiginizi sanirsiniz ancak dis gucler sizden daha etkilidir); özellikle o dis gücler egitimli ve ileri bir tebaya sahipse.

    halkı kontrol etmenin artik yeni yöntemi onlari egitip (egitimle mesgul edip) bilime, ekonomiye, sanata, spora yöneltmek, mutlu ve mesut kilmaktir. artik devletler, tebasinin cogunlugunu olusturan orta seviye vatandaslarini memnun ettigi olcude onlari yonetebilmekte ve onlari egittigi takdirde elde edecegi kazanc (ister vergi olsun ister teknoloji ister bilim ister sanat olsun) cahil tebadan elde edilebilecekten kat kat fazla olmaktadir.

    bu durumda cahil halkin egitilmesi bir cok sebepten dolayi bir zarurettir. yoksa halki kontrol edecegim derken ülke elden gidecektir.
  • din istismarı denen olgunun "birey devlet içindir" mantığı üzerine kurulu eğitim programı izleyen ülkelerde (büyük bir çoğunluğu orta doğu ve daha da doğudaki ülkeler) görülüyor olması ayrıca dikkati çeken bir noktadır...bu ülkelere yıllardır uygulanan (bkz: böl ve yönet) politikası sanki bu eğitimsizlikten destek alıyor gibi durmaktadır*...
  • atatürk devrimlerinden ödün vere vere, cumhuriyet tarihimizde ilk kez imamların ilkokulda ders verişine de tanık olmuştuk.. çok değil yaklaşık on onbeş sene önce..

    karadeniz'de bir ilkokulda, okullarının tatile girmesine karşın din derslerini* bir imamın 'öğretmenliği' altında sürdürüyorlardı çocuklar.. hem de camide falan değil ilkokulun sınıflarında, ''yaz kursları'' adı altında.. oysa o zamanlar veliler tarafından istenen ve milli eğitimin de onayladığı sadece yaz kurslarıydı, eğitimdi.. derslerinde başarısız olan çocukları, başarısız olduğu derslere (matematik, sosyal bilgiler, fen bilgisi vb) motive etmek, öğretmek, sevdirmek için.. işlerini güçlerini bırakıp, kendilerini bu işe adamış gönüllü öğretmenler tarafından olacaktı tüm bunlar.. ancak istendiği gibi olmamıştı. her şeyde olduğu gibi işin çivisini çıkarmayı çok iyi becerebilenler, şeytana külahını ters giydirmekte ustalar o zamanlar da sahnedeydi..
    işin gerçeğini daha sonra öğrenen öğrenci velileri tarafından büyük tepki(!) gören bu olay üzerine önemli bir gazetenin muhabiri ilgili yerin il milli eğitim müdürü ile görüşmeye gitmişti de evlere şenlik bir görüşme olmuştu aralarında..
    gelin kafalarımızın karışmamasına dikkat ederek hafızalarımızı tazeleyelim:

    muhabir -olayın doğru olup olmadığını öğrenebilir miyiz?
    müdür -şimdi şey.. tam şey değil yani.. nedir adı? yalan haber değil de biraz yanlışı var.. şöyle, o dediği şey var ya, cami var ya.. o camide müftü beyin de müracaatı var zaten.. müracaat üzerine bu oldu. efendim, öğrencilere yetmediği için bir sınıfa kız öğrencilerin konulması, zaten ora ilkokulu farkındaysan iki şeyli, nedir adı.. çift kapılı yer.. yani o bir kapıdan girilen yerden kız öğrencileri, resmi hocaları başlarında.. onlara yani din ve ahlak bilgisi, yani o pratik duaların öğretilmesi ile ilgili.. zaten yaz kurslarının açılması öyle.. zaten başbakanlığın genelgesi var.. şimdi onu müftü arattırıyor.. o genelgeyi size verelim.. yani bir şey yok bunda...
    muhabir -o genelgeden tarih, numara verseniz bize ?
    müdür -ha olur veriyorum. ../../.. sayı, konu..
    muhabir -başlık ?
    müdür -başlık.. kaymakamlığa, valiliğe diyor..
    muhabir -nereden geliyor ?
    müdür -başbakanlık.
    muhabir -direkt başbakanlık ?
    müdür -dur.. tc başbkanlık, diyanet işleri.. ankara..
    muhabir -imza ?
    müdür -doktor hayri demir.. başbakan yardımcısı..
    muhabir -başbakan yardımcısı mı ?
    müdür -pardon.. başbakan adına.. yine pardon, başkan adına, yanlış görüyorum yahu..
    muhabir -gözlük yok mu ?
    müdür -yok.. gözlük yok da.. daha yeni girdim içeri de..
    muhabir -bana bir okur musunuz.. şöyle ağır ağır okusanız ?

    (burada okunan yukardakilerden de acayip olduğundan es geçip anlayışınıza sığınıyorum)

    muhabir -bu ne işlem görmüş peki ?
    müdür -burada o sizin şey yaptığınız.. bahsettiniz ya.. yalnız şeyden talep gelmiş..(nereden geldiği belli değil) bu öğrenciler bizim evladımız.. rusya'dan gelmiyor bunlar malum..
    muhabir -yani imam şimdi bu ilkokulda ders yapıyor, öyle değil mi ?
    müdür -evet, iki dershanesinde..
    muhabir -kuran kursu değil mi ?
    müdür -kuran yok.. ilkokul öğrencisi yahu..
    muhabir -canım, cami imamının ilkokul öğrencisi ile ne ilgisi var ?
    müdür -haa bunlar şeyli değil.. kayıtlı öğrenci olmaz.. orada yani öğrencilere akşamdan deniyor ki, çocuğa yarın şu camiye gidilecek.. çocuklar oraya doluyor..
    muhabir -işte ben bunu soruyorum.
    müdür -ama şey değil bak.. yanlış anlama. kuran kursu değil orası..
    muhabir -nedir ?
    müdür -cami.
    muhabir -ne diyebiliriz ? yazabilmemiz için ne dememiz gerek ?
    müdür -dini bilgileri öğretmek için yaz kursları.. ilkokul öğrencilerine dini bilgileri öğretmek için.. okulda öğrendikleri gibi. okulda da var biliyorsun..
    muhabir -ama öğreten imam oluyor değil mi ?
    müdür -bunlar iki kişi.. birisi imam, birisi müezzin..
    ...
  • öncelikle hatırlamak gerekir ki devlet toplumdan ayrı olarak yaşayan, nefes alan, teba isteyen hatta bu tebaya nitelik biçen bir varlık değildir. devleti toplumdan koparan, başkalaştıran bu bakış açısı sayesindedir ki her şekilde yönetilmeye hazır kullar elde edilebilir.
    din sentetik midir yoksa kendisinin iddia ettiği gibi hep var mı olmuştur? sorunun cevabından çok kendisi önem taşır. dinin hep var olduğunu kabul ile başlayan ve kurallarını tartışmaya kapatan görüşler sayesindedir ki bu tartışmasız alanda az da olsa bilgi sahibi olan veya bilgi sahibi olmadığı halde cahilliğini cilalayıp güzelce satabilen kimseler diğer insanlar üzerinde tahakküm kurmayı başarabilmiştir. engizisyon bunun en güzel örneğini teşkil eder. engizisyon ve onun enstrumanları sayesinde kilise çoktan tamamladığı görevini yeni bir boyuta taşıyabilmiş ve sanayi devrimiyle şekillenen devletler yanında kendine yer bulabilmiştir.
    din istismarı sadece toplumsal yapıyı yönlendirmekte kullanılmaz. kişisel ilişkilerde de kendine yer bulabilmektedir. politika malzemesi olarak kullanıldığında ise toplumsal yapıyı giderek parçalanmaya (kutuplaşmaya) iten, nihayetinde kullanana dönen tehlikeli bir silahtır.
  • din sorulardan çok cevaplarla ilgilenir.

    dogmatik fikirleri sorgulamadan kabullenmeyi dayatır. ve bu davranış kalıbı hayatın her alanında benimsenirse, sorgulamayan bir koyun sürüsü elde edilir. elde edilen koyun sürüsünün de etinden sütünden faydalanılır.

    bu yöntemi benimseyenlerin en önemli ortak özellikleri, iktidarda olmaları veya iktidar peşinde koşmaları ve aynı zamanda dindar görünmeleridir. dindar ve hatta inançlı olmak zorunda olmak zorunda değildirler.
  • ramazan ayında pik noktaya çıkar. özellikle reklamlarda. tadından yenmez, yenmeyince de maaile kola içer, ney sesi eşliğinde. tv'lerde de ramazan müslümanları. satışlar 2ye katlanır. oh dear, hayat ne de zor.
  • dinin kendisidir (...hemen her daim).