şükela:  tümü | bugün
  • dinci dinine sekteryen bir gözle bakıp başka tüm doktrin ve inançları dışlarken dindar dinini tanıyan ve yüksek bir ihtimalle dinini kendi isteğiyle seçmiş insandır, veya olmalıdır. bu tanıma göre örneğin benim ailem ve memleketin çoğunluğu boyuna dincinin önde gidenidir, zira inandığı şeyin ardı arkasını bilmez, bildiği de kulaktan gelişi güzel doldurulmuştur. futbol takımı, hatta düzeltiyorum, klübü gibi bir din anlayışı vardır memlekette, günde ben 5 vakit okunan şeyi ülkenin yerlisi olarak anlayamıyosam bu ülkeyi dinciler basmıştır bi kere hacı. (bkz: hacı)
  • bir de parti falan kapatırken kendimizi iyi hissetmek için üstüne parmak basılan farktır bu. "bak bak sadece allahla arasında ah ah ne güsel bak çok dindar."

    ulan sorsan 2 ile 2'yi toplayamaz. ama çoook dindar, e süper. hayır değil kardeşim din-ci, başka bişi-ci olamıyo çünkü. okul sana budizmi öğrettiydi ted'deyken hatırlıyor musun? "ımm, ehe unutmuşum." yaa yaa.
  • kökten dinci kavramı vardır ama kökten dindar kavramına rastlanmamıştır mesela..
  • dindar başkalarıyla dinin muhakemesini, dinci ise maddi veya manevi ticaretini yapar.
  • dindar din ile, dinci siyasetle ilgilendiğinden ve meseleleri de bu açılardan değerlendirdiklerinden ilk hece dışında ortak noktaları olmayan iki kelimedir bunlar.
  • dinci namaz kilarken yan odada konustuklarinizi dinleyen ve namazi bitince gelip konu uzerine yorum yapan kisiyken, dindar; "lavabo ne tarafta" diye aranizdan ayrilan ve bir sure sonra "kubura mi dustu a.k." diye pesinden gittiginiz de usulca namazini kilarken gordugunuz kisidir.
  • ne düşüncesi, ne inancı, ne inancı yaşayışı, hiçbirisi değildir; hiçbirisi tam ifâde edemez bunu.

    tokat'ın bilmemne köyünde bağı ile bahçesi ile uğraşan adam şalvarlı, sakallı da olsa, kafasında şeriat özlemi de olsa dindâr tipik türk köylüsü olurken, böyük şeere gelip de kendisine çizilmiş sınırı zorlamaya kalktığında dudağındaki nem miktârından kollarını sıvayış şekline, hapşırdıktan sonraki hareketlerinden diz kapağındaki kıl sayısına kadar bir sürü ayrıntıya bakılarak hakkında karar verilir. bu adam balolarda kadınlarla kucaklaşsa bile dayısının oğlunun arkadaşı cumaya gitti diye dinci olabilir.

    yâni, okumak, çalışmak için kadınların başını açmak zorunda kaldığı üniversitede, hastanede, hizmetli başını örtmediği için azar işitiyor, ihtâr alıyor ise, aradaki farkın "kendine çizilen sınırı zorlamak", "haddini aşmak" olduğunu söyleyebiliriz.
  • yurdumda genel olarak şu şekilde ayırt edilir:

    vatandaş bayram namazlarını kılıyorsa, arada bir cuma'ya gidip akşam da rakısını yudumluyorsa, dindardır. burada rakı önemli, içmezse, allah korusun, dinci eğilimleri olabilir.

    ama vatandaş sırf inancı gereği, alkol kullanmıyorsa, allah emretti diye 5 vakit namaz kılıyorsa, yine kendi inancı gereği başını örtüyorsa, o zaman dincidir, din üzerinden çıkar elde etmeye çalışıyordur, en azında din tacirlerinin kuklasıdır, kullanılmakta olan 2. sınıf insandır.
  • -tdk-
    dindar: din inancı güçlü, din kurallarına bağlı (kimse), mütedeyyin.
    dinci: dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse.

    bu tanımlar açısından bakarsak, islamiyet açısından dindar ile dinci aynı şeydir, zira dini yaymak için mücadele vermek, her müslüman için bir görevdir, öyle sıradan bir görev de değil, büyük bir görevdir.

    yanında birileri dinine karşı konuşurken öylece dinleyemez müslüman, dinini ve dininin meseleye bakış açısını ortaya koymak zorundadır, dinle ilgili bildiklerini, bilmeyenlere, diyaloğa girme ortamı varsa inanmayanlara vs anlatmak zorundadır.

    dolayısıyla tdknın tanımına göre, dindar olan kişi dinci olmak zorunda, dindar din kurallarına bağlılıksa, dini yaymakta dinin kuralı, dini yaymak dincilikse de dindar olmak dinci olmak demektir.

    aslında, dindar/dinci vs ayrımları, cumhuriyetimizin bakış açısı yaratmakta.

    cumhuriyetin kendisine yaratmak istediği, dini kişi ile allah arasında, fakat sadece o kadar, gören kişi, yani etliye sütlüye dokunmayan müslüman tipi ile, dininin gereklerine göre yaşamak isteyen müslüman tipi çelişmekte, karşı karşıya gelmektedir.

    kısacası modern müslümanlarla, harbi müslümanlar (daha iyi ifade edemedim) arasındaki bir tür çatışma doğurmakta bu dindar/dinci ayrımını.

    başını bağlayıp tarlasında çalışan, atatürkü ve cumhuriyeti seven sevimli teyzemiz dindar iken, cumhuriyetin ilk yıllarındaki çeşitli etkinlikler nedeniyle bunlara karşı olup dile getiren kişi dinci oluvermektedir.

    ya da modern hayatın gereklerine(!) uygun olarak, "namazımı da kılarım içkimi de içerim keraneme de giderim" adamcıkları dindar sayılırken 4 karılı, çember sakallı bir şahsiyet dinci, vatan haini, bölücü, gerici, "türkiyeyi irana afganistana çevirecez"ci olabilmektedir.

    elde ettiğimiz sonuçsa şudur:

    uysal ol, ister komünist, ister müslüman, dokunan olmaz, ama sakın sesini çıkarma!..
  • dindarların olduğu bir köyde gençler akşam çayıra uzanıp bira içerlerse "evladım yapmayın etmeyin" sözünü alırlar anca. fakat dinciler hakimse bir köyde, zaten o köyün gençleri buna cesaret edemezler, etseler bile çok sert biçimde cezalandırılırlar.