şükela:  tümü | bugün
  • dil canlıdır ve demokratiktir.
    eğer bir dile başka köklü kelimeler giriş yapabilmişse, bu konuşan kişilerin kabulleri ile olmuştur.

    kimse bilgisayar sözcüğünü ya da mause sözcüğünü zorla topluma kabul ettiremez. toplum computer yerine bilgisayarı tercih ederken, fare yerine mause kelimesini seçti, oldu bitti. dinciler, arapça kelimelerden daha fazla sözcük kabullenmiş olabilirler, beyaz yakalılar da ingiizce kelimelerden.

    iki taraf da yaşayıp gidiyor, konuşuyor, düşünmüyor bile.
    bazıları da diğerlerine saldırmak için bahane üretiyor, gereksiz.
  • çevirilere güvenmiyorlar ve arapça öğrenince dini kaynakları doğru tercüme edeceklerini sanıyorlar...gerçek müslüman olmak için de önce arap, sonra suudi arabistan yarımadasından ve sonra da kureyş kabilesinden olmak gerekiyor diye düşünüp komplekse bile girenler var...latince konuşunca iyi hristiyan, arapça konuşunca iyi müslüman mı olacağız...şu anda dünya bunun örnekleri ile mi dolu...
    türkler türkçe konuştukları ve almanlar da almanca konuştukları için kendilerini sorunlu görmesinler...rahat olsunlar...
  • kendilerini arap zannettikleri için olabilir.
  • arap emperyalizminin kurbanlarıdırlar...neyse ki oktay sinanoğlu kitapları var..
  • müslümanın dili türkçe değil arapça olmalıdır ilkesinden yola çıkarak, osmanlının yarım bıraktığı araplaşma çabalarını kaldığı yerden hızlı bir biçimde yeniden sürdürebilmek amacıyla, son zamanlarda özellikle sözlükte arapça sözcükleri özendirmeye yönelik çalışmalar ile kendini gösteren çabadır.
  • antin kuntin kavramları dinleyenlerin anlamadigi bir dil maskesi ardına iteleyip gizem yaratma ve kafa bulandırma amaçlı manevra.
  • ne gariptir ki arapça türkçe bir sözcüktür. ikinc entryde yazar güzelce açıklamış durumu. başlığı açan yazarın entrysinde de yanılmıyorsam 12 kadar arapça kökenli kelime var. türkçe xııı. yüzyılda (roma rakamı vereyim inandırıcı olsun) arapça ve farsça'nın hegemonyasına girdi ve bu durum 600 yıl sürdü. arapça ve farsça kelimeleri dilimizden tamamen atma fikri genç kalemler dergisinde yayımlanan yeni lisan makalesinde ortaya çıktı ama ömer seyfettin ve ziya gökalp türkçeden arapça ve farsça kelimelerin tamamen atılmayacağını gördüler ve türkçeleştirme yoluna gittiler. bağdat zamanında dünyanın bilim merkeziydi meşhur kütüphaneleri vardı(bkz: bağdat kütüphanesi) bu yüzden eskiden arapça ve biraz da farsça dönemin bilim dili sayılırdı. diğer dillerin bu dillerden etkilenmesi çok normal bir durum. ingilizceye ve fransızcaya arapçadan geçen kelimeleri küçük bir araştırma ile bulabilirsiniz. bırakın dinciyi minciyi dile kimse getirip kelime monte edemez onu halk kendi yapar zaten. tdk'nin saçma sapan türkçeleştirme çabalarını unutmayınız.