şükela:  tümü | bugün
  • ön bilgi: deistim, ateist değil
    aradım, uygun bir başlık bulamadım. gösterilirse giriyi oraya taşırım
    bu da burada dursun
    skocax üstat dincilerle tartışırken safsata üstüne safsata ile uğraşmaktan sıkılmış bunu yazmış ama hala safsatalarla cevap veriyorlar.
    ilk safsata: ispat yükümlülüğü safsatası
    adamlara diyoruz biz kuranın insan yapımı olduğunu ispatlamakla yükümlü değiliz, tıpkı bu güne kadar yazılmış belki bir milyar diğer kitabın insan yapımı olduğunu ispat etmemiz gerekmediği gibi. ama siz kuran’ın yazarının tanrı olduğunu söylüyorsunuz bunu ispatlamak zorundasınız diye. peki ne görüyoruz: tam tersi oluyor. biz kuran’ın insan yapımı olduğunu ispatlamaya çalışıyoruz. adam 100 kusür tane delil sunuyor aslında tam tersi olmalı, iddia sahibi iddiasını ispatlamak için 100 küsur tane delil sunmalıydı.
    ikinci safsata: döngüsel nedensellik
    tekrar soruyoruz: kuran’ın allah kitabı olduğunun ve değiştirilmediğinin kanıtı ne diye. kendi kaynaklarını gösteriyorlar. döngüsel nedenselliğe girme dediğimizde far tutulmuş tavşan gibi kalıyor kendi cephelerinden sifil bile bu durumu kavramış, kendi camiasına bu soruyu yöneltmiş ama bu soruya cevap vermeye çalışan tek adam kim tahmin edin: edip yüksel. o da tevbe süresinin son iki ayetini yok kabul ederek ortaya attığı 19 mucizesi ile. diğer sözde islam bilginleri henüz sifil’in sorduğu en temel soruyu cevaplamadılar.
    üçüncü safsata: yanlış sebep, genel kanı ve adam karalama safsataları
    adamlara soruyoruz: doğduğun köydeki dinin doğru din olduğunu nereden biliyorsun diye. adamlara diyoruz: “sevgi imandan üstündür” diyen hristiyanların tanrısına değil de “penisilini bulup ortalama insan hayatını iki katına çıkaran artık insanların basit bir çıbandan ölmesini (bakınız yavuz sultan selim) engelleyen alexander fleming’i bile bana iman etmezse sonsuz acılar içinde yakarım” diyen kuran’ın tanrısına tapayım. elektriksiz dönemde akıllı telefon tasarımı yapan ve sıfırı ilk keşfeden mayaların kutsal kitabı popol voh’taki tanrıya değil de dünya düzdür diyen kuran’ın tanrısına inanalım diye (bu arada madem kuran’da o kadar büyük bilimsel mucizeler varsa neden bir tane bile müslüman bilim adamı bunları bulamadı diye de sorarız) adamların verdiği cevap islam çok süper, o insanlar katil cani idi, üstelik bu bizim dinimiz, kutsalımız tamam mı?
    dördüncü safsata: çöp adam ve sümen altı safsatası
    adamlar der ki: ateistler insanın tesadüfen ortaya çıktığını iddia eder. hayır hocam, ateistler tesadüfü savunmaz. evren senin hayal edemeyeceğin kadar büyük. sadece samanyolu galaksisinde bile trilyon kere trilyon yaşanabilir gezegen var. panspermia diye bir şey var. meteorlar üzerinde aminoasit bulunuyor. yani yaşam dünyada değil uzayda başladı. senin sözde kanaat önderlerin bir olayın ihtimalini hesabını yaparken diyor ya 10 üzeri 1218’de bir ihtimal bu olayın olması diye. merak etme evrende o olay en az 10 üzeri 10000 kez oluyor ve çok defa başarı ile sonuçlanıyor. sonsuz maymun teoremi diye bir şey var. oku istersen. olay o kadar fazla tekrarlanıyor ki en sonunda bir edebiyat eseri ortaya çıkabiliyor.
    beşinci safsata: kaygan zemin safsatası
    islamcılar ikide bir başlık açar: şöyle ahlaksız ateistler, böyle ahlaksız ateistler diye. hipotezleri de şudur: din olmazsa ahlak olmaz. bu adamlar doğal seleksiyon diye birşey bilmezler. insanların adapte olabilme kapasitesini bilmezler. ensest ve cinayete karşı durmak için din gerekmez. doğal seleksiyon işini yapacak, enseste ve cinayete karşı çıkan toplumlar bunları kabul eden toplumlara göre avantaj sağlayıp doğa tarafından seçilecektir. doğada yardımlaşan hayvanların hayatta kalıp yardımlaşmayanların ölmesi gibi. ya da demokrasinin monarşileri yenmesi gibi. belirli ahlak kurallarının işlemesi için dine gerek yok. doğa zaten üstün olanı seçecek. 1000 yıl sonraki kuşaklarla da bizim ahlak ve toplum anlayışımız aynı olmayacak merak etme.
    altıncı safsata: sümen altı safsatası
    dinciler ikide bir sorar: şu gördüğün her şey kendi kendine olabilir mi diye. ama “her şeyi allah yarattı ise allah’ı kim yarattı.” sorusunu sümen altı ederler. oysa onların bu soruya vereceği yanıtı sadece allah yerine evren koyarak ateistlerin birebir verebileceğini sümen altı ederler.
    bu adamların ellerinden safsatalarını al, gel rasyonel bir tartışma yapalım de, islamcıların fikirlerini (siyasi olanlar da dahil) savunabilecekleri hiçbir argümanı kalmayacak.
  • (bkz: beğen)
    (bkz: favorilere ekle)
    (bkz: badilere ekle)
  • su konuyu atlamamak lazım, adamlar reel bilgi degil huzur istiyorlar. yani bir noktada tatmin olmak istiyorlar vicdanen. cok soru sorduklarında kendilerinden bile rahatsiz olduklari icin bunlari tek tek izah etmenin bir işe yaramadıgını yillardir tatbik ediyoruz.

    hak veriyorum herkese, inanın herkesi haklı buluyorum ve herkesin kendince sebepleri var ic dunyasında fakat, işi zorbalıga ve ben en dogrusunu bilirim demeye getiren cahil sürüsüne normal olarak tahammul edemiyorum. sevdigim ve teist bir cok arkadasimla uzun suren tartismalar sonunda genel olarak anladıgım hemen hemen sunlardı, ''benim inancımı lütfen degistirmeye calisma, ben sorguladim kendimce cevaplar buldum ve bunun simdilik degismesini istemiyorum, biz, dusuncenin cok ustunde kavrayamadigimiz seylere inanıyoruz bu yuzden her seyin mantikli izahını yapamayız..'' vesaire.

    yani bulunduklari noktadan kıpırdamak, risk almak istemiyorlar ve kendilerince haklı nedenleri olabilir. kimisi de huzursuz oluyor abi dogruyu, en net ve akilci bilgiyi aramakla gorevlendirilmis gibi. ben dinler varsa dahi kimsenin sorumlu olduguna inanmıyorum bu durumdan. cunku gercekten boyle bir adalet sistemi olmamalı.

    cok onemli bir izahat bırakacagım buraya degerini bilecekler icin,. kimse herhangi bir seye bilerek ve isteyerek inanmaz. inanmak kavramı bu şekilde işleyen bir sistem degildir. inanmak bir seçim değil, reflekstir.
  • malesef birçok dinci için doğru olan önermedir. evet dindar geçinen birçok insan okumaz, araştırmaz, kendi kutsal kitabını dahi hocaların vaazlarda anlattığı kadarıyla bilir. (o hocalar da yoruma açık ayetleri o kadar güzel politikaya yem eder ki ayetin yorumsuz mealini okusanız dudağınız uçuklar)

    doğal olarak okumayan araştırmayan adamı kandırmak da oldukça kolaydır, kimse gelip de bu adamlara dinler tarihi, din felsefesi anlatmamış çünkü. tek söylenilen; senin dinin bu kardeş bundan sonra buna inanacaksın. allah var, varlığından şüphe dahi edersen küfre girersin ateşlerde yanarsın. sen okuma, düşünme sadece sana söyleneni yap o zaman cennetlik olursun.

    şimdi ateistler de bu durumun bilincinde olduğu için adamın üzerine oynuyorlar cevabını veremeyeceği, bilmediği hatta ve hatta sorgulamasının dahi yasak olduğu sorular soruyorlar. doğal olarak dindarımız da apışıp kalıyor. tartışmayı kazanamayacağını anlayınca da ya safsataya ya da direk hakarete başvuruyor. burada ateiste de suç bulmuyorum çünkü o kişi de sorgulamacı bir yapıya sahip ki okuyarak araştırarak kendince bir doğruya ulaşmış ve yahu ben böyle bir çıkarım yaptım buna göre allah yok, yaptığım çıkarım çok da mantıklı ve doğa yasalarına uyuyor, yok mu tezimi çürütebilecek biri diye sorgulamaya devam ediyor.

    şimdi tasvirini yaptığımız bu iki arkadaşı bir tartışma ortamında karşı karşıya getirince şu dünyada sadece 7 kişinin cevabını bildiği soru gibi bir paradoks meydana geliyor. yani bu iki karakteri çarpıştırınca ortaya net bir cevap çıkması mümkün değil.

    inanç denilen şeyin her ne kadar kendi içinde temelleri, kuralları ve kanıtları olsa da objektif ve şüpheci, sorgulayıcı bir bakış açısıyla bakıldığı zaman somut kanıtlar elde edilemeyeceği aşikardır. yani ateist arkadaş hiçbir zaman sorularına tatmin edici cevaplar alamayacaktır. tabi bu hiç düşünmeden biat eden dindar arkadaşın yaptığının doğru olduğu anlamına da gelmez, o beyni kullanmayacaksan insan olduğunu iddia edemezsin.

    inanmak bir seçim değil, reflekstir diyen arkadaşa katılmamak elde değil. zira benim metaforum da şu şekilde; inanmak bir aşktır bence.

    nasıl ki bir kişiye aşık olduğun zaman gözün bir şey görmez ya, içinde bulunduğun duygudurumdan o kadar memnunsundur ki sana o kişinin düşündüğün gibi biri olmadığını söyleyen tüm seslere kulaklarını tıkarsın. ilerleyen zamanda kendi idrakınla birşeylerin yanlış olduğunu anlayıp da kendi iradenle sorgulamaya başladığın zaman bu sefer inancını daha geniş perspektiften görüp gördüğün şeyin hoşuna gidip gitmemesine bağlı olarak inancın değişebilir, ya da daha sıkı bağlanabilirsin.

    şahsi yorumuma göre; her birey için dünyada bir tek mükemmel eş(kişi) olmaması gibi, mükemmel bir din ya da inanç (inançsızlık vs.) yoktur. mükemmel zannettiğimiz eşimiz aslında geniş perspektiften bakacak olursak hayatımızda karşımıza çıkan maksimum 1000 kişi arasından bizim mükemmel olduğuna inandığımız kişidir, halbuki dünyada 7 milyar insan daha var hepsini tek tek değerlendirme şansın olmayacağına göre mecburen önüne koyulanla idare edeceksin ve kendini bulduğunun mükemmel olduğuna inandıracaksın.

    bu kendini inandırma işlemi ise bilinçli yapılan bir şeyden ziyade refleksif bir hareket, her ne kadar tüm yönleriyle açıklayamasak ve kişiden kişiye tanımı değişse de aşk dediğimiz bir şey var ve hayatımızda çok büyük bir yer kaplıyor.

    son olarak da kafalarda soru işareti kalmasın; kendimi müslüman olarak tanımlıyorum ancak sorgulayan bir kişiliğim var. inancımla alakalı cevabını veremeyeceğim sorular olduğunun ve hatta bazı çelişkiler olduğunun da bilincindeyim. hatta tüm semavi dinlerin (ve hatta deistliğin) müspet olabileceği gibi çılgın düşüncelerim var ki dindarlara sorsanız sadece bunu düşünmem bile dinden çıkmış olmam anlamına geliyor. ama bu beni çok da rahatsız etmiyor açıkçası ben şu an kendime bir inanç bulmuşum ve bununla yaşamayı seviyorum, varsın dindar da beni kendinden görmesin deist de, ateist de.