şükela:  tümü | bugün
  • kesinlikle katildigim onermedir. cunku benim de gozlemledigim dindar ailede yetisen cocuklar kendilerini secilmis veya dogru yolu secmis olarak goruyorlar. ornegin bizler "her cocuk musluman dogar" sozunu duyduk daha cocukken. ayni sekilde bir hiristiyan da musevi de bunun tam olarak aynisi olmasa da benzerini duydu, "ben hiristiyanim dogrulari musevi arkadaslarima anlatmaliyim" "ben museviyim bu topraklar tanri tarafindan bana verildi o nedenle baskalarinin burada yasamasini istemiyorum" "ben muslumanim bana haram olan seyleri baskalarinin da yapmamasi lazim" vs.

    din gibi ilkcagdan kalan bir adeti hala takip eden ailelerin cocuklarina uzuluyorum.
  • dindar ile dinci arasındaki farkı bilmeyenlerin açtığı başlık. dindarın ve dincinin anlamını öğren hangisi gaddar olurmuş görürsün zaten. sen, kim dindar kim değil nereden biliyorsun lan ? sen allah mısın? dincilerle sekülerler s..sin seni! bir de dindar çocuk demiş geneli kastettiği belli olmasın diye.
  • şeriat,tarikat,hakikat yolculuğunun doğal olarak en başında oldukları için yumuşayabilmek için olgunlaşmaları ve büyümeleri gerekir,ayrıca ahir zaman karışıklığı,moden yaşam mecburiyetleri kafa karıştırmaya uygun şeyler onlar gaddar olmasında kim olsun.birde onlar birbirlerine gaddar olmaz.bunlar hep yanlış bakış açısı.şöyle anlatayım karşısında nefsini kontrol etmeyen onu kabul eden insanlar varken onlar nefisleri ile savaş halindedir.
  • biri zorla yatılı kuran kursuna,diğeri zorla imam hatip okuluna gönderilmiş 2 arkadaşımda gördüğüm olay.hem gaddar oldular hemde dinin 'd' si yok hayatlarında.biri güneyde bar işletiyor,sulu kuru affetmez,bayram cenaze dahil camiyle namazla işi olmaz.diğeri yunan kız arkadaşıyla nikahsız ve pek mesut yaşıyor,güzel şarap meraklısı ve doğru bildiniz onunda camiyle dinle ilişkisi sıfır.oğlum hiç mi bodrumun minik beyaz camisini merak etmiyorsun diyede takılırım.ve olayı genellersek;akp ile gerçek dindarlık iyice geriliyor,oruç tutan,namaz kılan azalıyor.çakal,rant için yapmayacağı hiçbişey olmayan,gösteriş meraklısı,vicdan yoksunu,din bezirganlığında uzman muhafazakar bir toplum yeşeriyor....
  • dinci insanlar da genellikle seküler insanlardan daha gaddar olduğu için şaşırtmamış bir gerçek, zaten bi bu iç anadolu akp'lisinin kafasında var bu seküler=dinsiz anlayışı.

    bugün istediğin kadar kıçını yırt, islami terör diye bir şey yoktur diye, yine benim aklıma "allahuekber" diye kafa kesen insanlar gelecek, ondan sonra yok "gerçek islam bu değil" he he değil, doğru.

    neyse, demek istediğim şu ki, koyu dinci insanların hepsi böyledir, doğal olarak çocukları da böyle yetiştirmeleri normaldir.
  • dindar olmayı sayısal olarak ölçtüklerini sanmaları çok şeker. ya da dindarlıktan anladıkları farklı, sırf nicel bir şey anlıyorlar. bilimin klasik her şeyi ölçmeye/saymaya çalışma hastalığı. takva sahibi bi insan eminim ki -takva'nın da tanımı gereği- en altruist çıkar (ki altruizmin de böyle ölçülebildiğinden çok emin değilim). ama işte takva nedir, nasıl ölçülür, ölçülebilir mi vs. gibi sorular duruyor. niceliğin hakim olduğu bu devirde ise bu tarz akıl yürütmeler çok olağan şeyler tabii ki.

    böyle çalışmalara bu sebeple itibar etmek zor. müslüman dediğimiz/sandığımız çoğu insanın -müslüman sıfatlarını hakkıyla taşımak bir yana- aslında müslüman bile olmadığını falan da düşünmek lazım burada. türkiye'de mesela müşrik olup kendini müslüman sanan birçok insan var. konu münasebetiyle bahsetmek istedim.
  • birincisi; dindarlık ile sekülerlik zıt değil, iç içe kavramlardır. dinin olmadığı yerde dinin diğer alanlara etkisi, bu etki olmadan da sekülerlik -yani bu etkiye karşı kurumların izole edilmesi- var olamaz. bu nedenle başlık hatalıdır. makalede de "religiousness" sıfatı kullanılıyor zaten.

    ikincisi; makale şiddet eğilimleri ile değil genel olarak bencillik eğilimleri ile alakalı. makalenin orjinal başlığı da "dünya genelinde dindarlık ile bencillik eğiliminin negatif etkileşimi" olarak çevriliyor. şiddet eğilimlerinden çok daha genel bir konuya hitap ediyor yani, saldırırken de savunurken de buna göre hareket edin.

    üçüncüsü; denek seçiminde uygulanan metodla ilgili biraz sıkıntılar var gibi. ortaya koyulan tek kriter dini yön olduğu ve denekler sadece buna göre seçildiği (deneklerin rastgele seçimi metodu -adını hatırlamıyorum- zaten tartışmalı bir yöntemdir) için ortada bir "ceteris paribus" durumu yok. şöyle ki: abd'de ekonomik durumu "orta sınıf" olarak kabul edilen 100 kişi ile türkiye'de ekonomik durumu "orta sınıf" olarak kabul edilen 100 kişi arasında bu kıyaslama yapılsa idi, sonuç daha sağlıklı olurdu. deneklerin tek incelendiği nokta dinleri; eğer öyle ise ben de izmir'de bir seçim anketi yaparak bunu türkiye'nin genelini yansıtacağı fikri ile yayabilirim çünkü tek kriterim türkiye'de yaşıyor olmaları olur.

    dördüncüsü; dünya genelindeki sosyal bilim akademilerinde dine yönelik ciddi bir önyargı gelişiyor, bir etki-tepki zincirinin parçası olması şeklinde bir meşruiyet iddiasıyla. bu nedenle, bu çalışmada yer alan isimlerin her birinin hayata bakış açılarını bilmeden hareket edemeyiz. bir nevi objektivite-subjektivite sorunu yani.

    özetle; hem makalenin kendisi tartışılır, hem de başlık ciddi sorunlu durumda. bu sıkıntılar çözülürse elbette ki ortadaki veri tartışmaya değer.

    edit: dinin başlı başına bir subjektif alan olduğu gerçeğini yazmayı unutmuşum; dinle ilgili her iki başlıktan birinde bunu hatırlatmak zorunda kalmamdan olsa gerek. afedersiniz.
  • söz konusu çalışma olmadan da etrafımıza bakarak bunun doğruluğunu görebiliriz. ülkemizde müslümanlar bu ülkenin %90'ı müslüman gibi ifadeleri pek severler ama toplumun olumsuz yönleri konuşulduğunda birdenbire bu müslümanların müslümanlıkları tartışılmaya başlanır. bu sefer de halkımız yeteri kadar müslüman görülmez, gerçek müslümanlık övülür ve konu kapanır.

    ateistler çoğu zaman hayatı çocuklarına anlatmak için daha fazla çaba sarfederler. en basitinden bir örnek vereyim: bir çocuğa arkadaşının eşyalarını ondan izinsiz almaması gerektiğini nasıl anlatırsınız? müslüman aileler genelde çalmak günahtır, cehennemde yanarsın, allah seni sevmez şeklinde anlatmaktalar bu olayı. ama günah kavramını bir kenara koyup açık açık neden bunun kötü bir davranış olduğunu, neden başkalarının eşyalarına izinsiz el sürmemesi gerektiğini açıkladığında çocuk korkmak yerine yanlışı anlıyor. doğru bir iletişim kurulmuş oluyor. bu şekilde çocuk da etrafında yanlış bir şey yapan bir arkadaşını gördüğünde anne ve babasından gördüğü gibi iletişim kurmayı deniyor. "sen cehennemde yanacaksın" demiyor.

    bunu esasında müslüman ailelerin de yapmaması için sebep yok. ama maalesef çoğunun hayata bakışı günahlar, sevaplar, ahiret günü, cennet-cehennem ekseninde olduğu için, doğrular ve yanlışları onları cennetlik veya cehennemlik yapacak olan şeyler olarak düşünüyor ve çocuklarına da bu bakış açısını geçiriyorlar. bir başka insana neden zarar verilmez? çünkü günah. o insanın ne hissedeceği anlatılmıyor, o insanla empati kurulmaya çalışılmıyor. çocuk bunu öğrenmediği için etrafındaki insanlara karşı daha hırçın olabiliyor sonuç olarak.

    ayrıca dindar insanlar kendileri gibi olmayanları yargılamaya eğilimliler. ne biçim giyinmiş, günahkar, bunların ana babası yok mu, ahlaksızlar vs gibi konuşmalar duyan çocuk kendisi gibi olmayana hoşgörülü bakmayı ne kadar öğrenebilir ki? o çocuk büyüyüp ateist olsa bile büyüdüğü ortamdan dolayı bu sefer de dindarlara karşı daha hırçın olabiliyor mesela. çünkü ana babasından bunu görmüş.

    sonuç olarak meselenin esasında sadece dindarlıkla değil ama dindar insanların genelde sahip olduğu hayat görüşü ile alakalı olduğunu düşünüyorum. çocuğuyla doğru bir şekilde iletişim kuran, sürekli dinsiz veya kendisinden daha az dindar insanları yargılamayan yani diğer insanların hayat tarzıyla ilgilenmeyen, çocuğuna doğru ve yanlışı anlatırken din eksenli konuşmak yerine doğru ve yanlışın yaşantımız üzerindeki sonuçlarını açıklamaya çalışan dindar ailelerin çocuklarının da merhametli, hoşgörülü, empati kurabilen insanlar olabileceğini düşünüyorum. ama maalesef dindarların büyük bir çoğunluğu böyle insanlar değiller.
  • (bkz: #11887696)
  • bu başlıktan, biri dindar diğeri seküler iki arkadaşınıza bahsedin. anında doğrulayacaksınız.

    bu arada, önerme değil, bilimsel bir çalışma. tanımlara böyle geçsin.