şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'nin çok da farkında olmadığı sorunsaldır ama var böyle bir şey.
    akp bildiğiniz gibi 16 yıllık bir parti. iktidara ilk geldiğinde "milli görüş gömleğini çıkardık" demişlerdi. bu şu demekti: dindarlığı temsil eden milli görüş anlayışıyla yollarımızı ayırdık. gerçekten de öyleydi. akp'liler rotayı doğu'ya değil batı'ya çevirdiler. soluğu amerika'da ve avrupa başkentlerinde aldılar. işi israil cumhurbaşkanı ile kadeh tokuşturmaya kadar vardırdılar. o dönem akp'nin bu politikasından dolayı kemalist sistemle barışık olmayan pek çok dindar, partiye mesafeliydi. ancak, akp'ye, "iktidarlar ama muktedir olamadılar henüz" gözüyle baktıkları için, akp'nin icraatlarını tolare edebiliyorlardı. yıllar geçti, akp kemikleşti, yerleşik bir parti oldu ve sistemin pek çok noktasına nüfuz etti. kemalist sistemle hesaplaşmaya başladı. en sonunda dindarlar için bir beka sorununa dönüşen başörtüsü yasağını kaldırdı. artık kadınlar meclise bile başörtüsüyle girebiliyordu. dindarlar için psikolojik eşik aşılmıştı. akp ile aralarındaki mesafe kapandı ve aynı hizaya geldiler. gezi parkı olayları ile birlikteyse, akp ile dindarlar bütünleşti.
    ancak kimsenin beklemediği bir şey oldu. akp'de parti içi dengeler bozulmaya başladı. her kesimden insanın yer bulabildiği konsensüs partisi akp'de hızla politbürolaşma, yani küçük bir grubun kontrolüne girme eğilimi başgösterdi. partinin kuruluşunda yer alan pek çok isim bu süreçte kendini kapı dışında buldu. partide daha oportünist olan kesimler ise güçlendiler. omurgasız, her dönemin adamı olan, geçmişin sol tandanslı çıkarcı tipleri partiyi kuşattı. belli bir süreden sonra, bu tipler partinin esas temsilcisi vasfıyla medyada yer bulmaya başladılar. bunların kemalizmle bir sorunu yoktu. hatta her şeyin unutup, kemalizm zırhından yararlanmaya istekliydiler. yerine göre washington taraftarı, yerine göre ise moskova holiganı oluyorlardı. sabit bir düşünceleri, idealleri, hayata dair kaygıları yoktu. makam, mevki ve para kıbleleri olmuştu. partinin çevresini örümcek kozası gibi sarıp, toplumla olan bağlarını zayıflattılar. hayatlarında, partiyi on yıl boyunca ayakta tutan özeleştiriye yer yoktu. kendileri çalıp kendileri oynuyorlardı. dindarları ise omurgalı olmalarından dolayı en büyük tehdit olarak algılamaya başladılar. hepsi birer yılmaz rejim bekçisine dönüşüp, dindarlara tekkenin yolunu gösteren umacılara evrildi. partinin liderliği de onların istedikleri şekle girmelerinden memnundu, çünkü kullanışlılardı. itiraz etmiyor, denileni yapıyorlardı. toplumda karşılıkları olup olmadığının, partiyi dindarlarla karşıya getirip getirmediklerinin pek bir önemi yoktu. gelinen noktada artık bu tipler, akp ile özdeş hale geldi ve dindarlara kemalistlerle aynı zaviyeden bakmaya başladı. partiyi chp'nin çukurambar şubesine çevirdiler.
    işte bugün dindarların oy verme konusunda tereddüt yaşadığı ortam budur. bir tarafta chp, diğer tarafta ise chp'ye öykünen kemalist akp. akp dindarlar için artık ehven-i şer hale geldi. alternatifsizlik rahatlığıyla hareket eden akp şu an sistemle dost olup gemisini yürütmenin dayanılmaz hafifliğinin yaşıyor. bunu açık bir şekilde 16 nisan referandumunda, "bizim rejimle sorunumuz yok, sadece yönetim şeklini değiştiriyoruz" diyerek deklare etmişti. belki 24 haziran dindarlar için akp'ye verilecek son şans olsa da, dindarlar şunu diyor: "akp ehven-i şer olabilir ama ülkede chp varken, yenisine ne gerek var."
  • gerçek dindarsa iyi olana, kul hakkı yemeyene, dürüst olana oy verecek... yani akp'nin hiç şansı yok...