şükela:  tümü | bugün
  • diyanet işleri başkanlığının kaynaklık yaptığı bilgi, imam hatip ve ilahiyat mezunlarıysa niteliksizmiş. olumsuz islam algısı yerleştiriyorlarmış. dernek ve vakıflar kontrolsüz cami ve kuran kursu inşa ediyor, hurafe ve batıl inanışlar buralarda yaygınlaşıyormuş. esasen bunu görmesi için diyanetin rapor hazırlaması gerekmiyordu lakin bir adımdır.
  • yanlış bir yorum sonucu ortaya çıkan yargı.

    dindarlık değil o dincilik. aradaki farkı fark edemiyorsanız zaten ahlakla da bir işiniz yok demektir.
  • dinci öğretinin etik değil kimlik öğretisi olmasındandır. dindarların da dinlerini kimliklerinin bir parçası olarak taşımalarındandır; ki zaten çok istisnai ve az kişi hariç bütün toplumlarda dindarlar böyledir. bir dinin dindarı o dini seçmez; ama, toplumsal yaşantısında bir kimlik, aidiyet olarak edinir. kimlik ise özünde biz ve ötekiler ayrımının ve belirli bir cemaate/topluluğa aidiyetin pratiğidir; yoksa, genel insanlığa aidiyet hissiyatının pratiği değildir. kimlikliliğin aşırılaşması, ahlâki değerlerin aşınması olarak da ifade edilebilecek grup içi ahlâkı ile aynı şeydir ve sürdürülmesinde içsel dürtünün yerine dışsal zorlayıcılığın yani cemaatin bekçiliğinin payı seküler ahlâkta olduğundan daha fazladır. grup içi ahlakı, grubun dışındakileri "insan" olarak değerlendirmeye almaz; "onlar" bütün kötülüğün kaynağı "düşman"lardır.

    edit: "laisist" yazmıştım; "seküler" yaptım; daha doğru oldu. uyarana teşekkürler.

    edit ek: dindarlar, dindarlığı bir ahlak öğretisi değil de kimlik olarak taşıdıkları oranda dinci olma potansiyelini taşıyan kişilerdir; ki, dünyada çoğunluk için olan -maalesef- budur. yanlış anlaşılmasın, dindarlık toplumun normali ise, dahil çoğunluktan bir kısmı doğal -denilebilecek- ve evrensel etik standartlarında da olabilecek ahlâklılıklarını dindarlıkları çerçevesinde anlamlandırabilirler; keza yine dindarlıklarını bir ahlak standardı olarak etkin biçimde inşa eden kişiler de olabilir; ama, bahsedilen konu bu değil. diyanet daha çok "dindar"ların kendi öğreti ve kontrolündeki pratiklerinden sapmasından kaygılanıyor gibi.
  • dindar insan, benim bildiğim tüm kutsal kitaplarda haram yemek, yalan söylemek yasaktır. iyi, düzgün, sözünün özü insan ol der vs..

    birde dincilik var, dini kullanarak herkesten fazla allah, tanrı, peygamber deyip her türlü pisliği yapıp, birde dini kendine gör yorumlar vs..

    bu ikisi sap saman ortaklığıdır. bizde maalesef dincilik daha fazladır. gittikçe de artmaktadır.
  • ha dindarlık ha dincilik. ikisinin çok olduğu ülkelerde tecavüz, hırsızlık, üç kağıtçılık, yolsuzluk tepelerde geziyor. hadi siktirin gidin amk yobazları.

    dinini kendi kendine yaşayana lafımız yok.

    edit: dindarların hristiyan, yahudi, ateistlerin yanlış düşündüğünü beyan ettiği an, dinciden farkı kalmıyor benim gözümde kişisel yorumum bu. mesela ben gidip yahudiye o şapkayı niye giyiyorsun, müslümana niye içki içmiyorsun dememem gerektiği gibi. o zaman dinini kendi kendine yaşamış olmuyor.

    (bkz: #26359057): bir de bu terim var tabi.
  • yanlış tespittir. daha doğrusu, sebep sonuç ilişkisi tersinedir. ahlaksızlık arttıkça dindar görünüm artmıştır. insanlar kendilerine otomatik olarak artı saygı seviyesi kazandırıp toplumsal değer yargılarından neredeyse muaf tutan maskeyi keşfettikleri anda takmıştır.
  • en temel değerleri yok sayıp sadece şekil üzerinden yaşatılan inançtan kaynaklı bir durumdur.doğaldır. tarihsel süreçte çok kez ayni halin yaşandığı birçok yerde anlatılır.en temel insani değerleri değil yok saymak, ihlal edilmesine olanak sağlayan fetvalar çıkardıkça daha da acınası haller ortaya çıkarcaktır.
  • gerçekten dindarlık artsa ahlaki değerler aşınmazdı. kendini dindar olarak adlandıran sayısı arttı. dindarlığın artması ile aynı şey değil bu.
  • raporun tamamını okumak isteyenler için tıklanabilir bağlantı

    diyanet gibi bir kurumun stratejik plan hazırlarken kullandığı normları görmek enteresan oldu. mesela swot analizi gibi bir çalışma var içinde:

    fırsatlar kısmında geçen bazı başlıklar:

    - ülke nüfusunun %99’unun müslüman olması
    - başkanlığın kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları nezdinde itibarının artmış olması
    - islam ülkelerinin ve müslüman topluluklarının başkanlığımızdan beklentisinin artması

    bunların tamamı kerameti kendinden sayılabilecek ön kabuller.

    tehditler kısmı ise daha gerçekçi, iki kısmı da aynı kişi yazdıysa ya hakkaten zeki birisi ya da fırsatlar kısmını olayı bütünleyebilmek için mecburen yazdı ya da ikisi de doğru ya da bu adamın burada ne işi var:

    - dinin terör ve şiddet içeren yapılanmalarla ilişkilendirilmesi ve bu durumdan din algısının olumsuz etkilenmesi
    - ulusal ve uluslararası din referanslı siyasal yapılanmaların sayısının artması
    - bölgesel siyasi gelişmelerin değişkenlik göstermesi
    - iç ve dış göç olgularıyla karşılaşılması
    - ilahiyat ve imam-hatip lisesi mezunu sayısının kontrolsüz/plansız artışı ve mezunların nitelik sorununun bulunması
    - plansız/güvencesiz istihdamların (fahri ve vekil görevlilerin beklentileri ve kurumun onayı dışında kadroya alınmaları) gerçekleşmesi
    - islamofobi ve olumsuz islam algısının yaygınlaştırılması
    - kurumun üzerinde siyasi etkinin olması
    - dernek ve vakıfların kontrolsüz şekilde cami ve kur’an kursu inşa etmesi
    - hurafe ve batıl inanışların yaygınlaşması
  • dindarların "çok sevap işledik, ee artık biraz da günah işleyelim dimi" tadındaki geleneksel yaklaşımından kaynaklanır.

    bunların tanrıları oyun hamuru gibidir. akşam yatarken veya haftalık bilançolarla tanrılarıyla ödeşirler. aynı din ve mezhepten olsalarda davranışlarına bakıldığında hepsinin tanrısı farklıdır aslında hatta aynı kişinin tanrısı bile sabah akşam farklılık gösterir.

    örnek bir iç ses diyaloğu;

    tanrı: ya şimdi torpil arıyosun da kul hakkı biliyosun.
    kul: başka nasıl işe giricem ben. hem herkes yapıyor , sen bizi bile ceheneneme atacaksan o zaman bu ilişkinin bir anlamı yok?
    tanrı:gerçi sabah dilenciye para vermiştin neyse.
    kul: yaani.
    tanrı: sen yinede dikkat et, böyle şeylere
    kul: ya tamam ayarlarız, akşam geliyorum teravihe sıkıntı yok.

    gayrimüslim kitle bunlar için kombo dur. biraz günah ama aynı zamanda sevap.

    gayri müslimin malı, canı,namusu bunlar için sevap point üretir. içlerinde vicdanına yenik düşenler de olur ama genel olarak kural budur. o yüzdendir ki birbirlerini gebertseler de suçlu hep ateistler ya da diğerleridir, değişmez.

    ya tanrı(lar)da bir sıkıntı var ya da bu dincidarlarda.