şükela:  tümü | bugün soru sor
  • atlı tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik şişhane yokuşunu çıkabilmek için azapkapı'dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş. tramvay bu haliyle taksim'e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bu gün taksim alanının batı kısmındaki sular idaresi maksemi ile fransız konsolosluğu arasında bir ahırda
    bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak azapkapı'ya götürülürlermiş.

    taksim'deki bu ahırı dingo adlı bir rum ya da ermeni vatandaş işletirmiş. gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki 'burası dingo' nun ahırı mı giren çıkan belli değil' sözünün buradan geldiği söylenir.

    bir başka yorum ise şöyledir: dingo, avustralya'da yaşayan bir cins, evcilleştirilmemiş vahşi köpektir. genellikle ahırdaki hayvanlara dadanan bu köpek, o kadar güçlüdür ki, hiçbir engel tanımaz. dingo'nun ahırı deyimi, hiç engel tanımadan ahırlara dalan bu hayvandan gelmiş olabilir.
  • istanbul'un 100 deyimi kitabına göre taksim'de dingo adında rum'a ait olan bir ahır.
  • 'dingo'nun ahırı deyimi' nereden geliyor

    kimilerine kaba gelse de, hala kullanılan bu deyim, gelen gidenin belli olmadığı karmaşanın hakim olduğu, söz dinlenmeyen ortamları tanımlıyor.

    bu deyimin hikayesi, trt belgesel kanalında ekrem tamer'in sunduğu "taksim'den tünel'e" belgeselinde şöyle anlatılıyor:

    "bir zamanlar istanbul'da tramvaylar atlarla çekilirdi. aşağı yukarı sürekli yolcu taşıyan atlar, haliyle yoruluyordu. o yüzden taksim meydanı'na yakın bir yerde ahır yapıldı. ahırın sahibi de dingo adlı bir rum'du. içkiyle arası iyi olan bay dingo, meyhanelerden çıkmayınca, kimin gelip gittiği, hangi atın dinlendiği belli olmayan ahır, 'dingo'nun ahırı' deyimine ilham oldu.

    bugün dingo'nun ahırı, halen tramvayların bakım atölyesi olarak varlığını sürdürüyor."