şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: küçük adam)
  • --- spoiler ---

    avustralya-abd'li ünlü psikanalist ve psikiyatrist wilhelm reichin bir manifesto şeklinde yazdığı ve okuduğunuzda dayak yemiş hissi uyandıran kitabının adı.

    yazık ki, kendisini de kitabını da pek bilen yok sanırım.(umarım yanılıyorumdur)

    kendisi aynı zamanda sigmund freud'un öğrencisidir ve özellikle freud'un cinsellik temelli çözümlemelerine ciddi katkılarda bulunarak geliştirmiştir.

    aslında dinle küçük adamdan bahsetmek istiyorum ama vermek istediğim mesaj, bu kitabı okumadan önce wilhelm reich ile ilgili biraz bilgi sahibi olunması gerektiğidir. yoksa ilk etapta kitabı, nefret dolu bir adamın hezeyanları/saçmalıkları olarak yorumlayıp uzaklaşabilirsiniz.
    bu uyarıyı yapmamın sebebi ise şudur: wilhelm sansasyonel bir bilim insanıdır ancak toplum tarafından anlaşılamadığından dışlanmış hatta bir dönem sapık damgası yemiş ve toplumla olan tüm bağları zorla koparılmış bir insandır.

    günümüz dünyasında birçok insanın psikolojik olarak yaşadığı sorunların temelinde genel olarak bastırılmış cinselliğin olduğunu savunmuş ve cinselliğin dışa vurumunu bir tedavi aracı olarak kullanmak istemiş. hatta bazı kaynaklarda seans esnasında hastalarına dokunarak temasta bulunduğu veya hastaların içlerindeki orgazm potansiyelini görebilmek amacıyla iç çamaşırlarıyla seansa girmeye teşvik ettiğinden bahsediliyor. ayrıca sağlıklı ve doyumlu cinselliğin var olabilmesi için özgür, sınıfsız bir toplumun varlığını öngörmüş kendisi.

    eeee, sanırım şimdilik biraz daha anlaşılır oldu wilhelm'in neden bu kadar sansasyonel bir kişilik olduğu ve tabularıyla çevrili bir toplumdan cüzzamlı gibi neden dışlandığı.

    kitaptan bahsedecek olursak; dili oldukça akıcı ve sade ancak üslubu bir o kadar ağır. her sayfasında aynı soruyu sordum kendisine: "bu anlatmak istediğini biraz daha yumuşatarak anlatmayı deneyemez miydin?", "bu kadar keskin ve kırıcı olmak zorunda mıydın?"

    cevabı nerede buldum, biliyor musunuz? tabii ki, kitabın son bölümünde! biliyorsunuz çoğu kitabın alamet-i farikası ve en vitaminli yeri sonudur.
    işte orada anlıyorsunuz aslında bu kadar sertliğin bu kadar kızgınlığın altındaki o naif kırgınlığı, serzenişi, küskünlüğü ve üzüntüyü. yani kısacası; attığı her tokadın altında bir nefret değil, aksine seni kedine getirme çabası var aslında.

    her ne kadar zor olsa da, konusuyla ilgili de bir kaç kelam etmek isterim.
    hepimizin içindeki o küçük adama sesleniyor. ve şöyle diyor; "biliyorum küçük adam bir gerçek işine gelmediğinde hemen deli damgası vuruyorsun. ve sen kendini normal insan kabul ediyorsun. delileri içeri tıktın ve bu dünyayı normal insanlar idare ediyor..."

    başka ne diyor, biliyor musunuz? "başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam." (bu noktada en çok da kendi üstüme alındığımı söylemeden geçemeyeceğim)

    son olarak verdiği mesaja bakar mısınız? "bütün büyük insanlar yalnızdırlar" ve artık sitemin dibine vuruyoruz hep birlikte bu son cümleyle "her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle."
    iki yüzlülüğü bırakıp bizleri dürüst ve büyük adam olmaya davet ediyor. açıkçası benim şimdilik yapacağım daha iyi bir eylem yok, o yüzden bu davete yürekten icabet etmek istiyorum. başkaca bir işi olmayanları da beklerim.

    bitirmeden son olarak, kitabı aşırı ciddi bir biçimde herkese tavsiye ettiğimi söylemek istiyorum fakat her kitaptan herkesin anladığı ve kendi adına aldığı şey, çok farklı olabiliyor. ama inanın bana, bu kitaptan aklınızda ya da cebinizde ne kalırsa kalsın, asla boşa zaman geçirmiş olmayacaksınız.

    yaa size ne diyorum, adam tutmuş kendimizle yüzleşebilmemiz için bize; sormamız gereken ne kadar soru varsa, düşünmemiz gereken ne kadar mevzu varsa hepsini üşenmeden (hatta yaşadığı örnek olayları da not ederek) avuçlarımıza kitap olarak bırakmış. ancak şöyle bir durum yaşayabilirsiniz okurken ; okuduğunuz dönem, o dönemdeki ruh haliniz ve kendinizin farkında olup olamama hali, bakış açınızı ve kitaba yaklaşımınızı etkileyebilir. bunun çözümü de çok kolay; birkaç yılda bir kez tekrar tekrar okumak. ancak o zaman bu kitaba karşı samimi bir duruş geliştirebilirsiniz.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    gerçeğin küçücük bir parçası için yanılgılardan kurtul. politikacı ve diplomatların cehenneme gitsinler. yazgına sahip çıkıp yaşamını kayanın üzerine kur. komşularına aldırma, kendini dinle. komşun da sana bu yüzden teşekkür edecektir. dünyadaki bütün iş arkadaşlarına artık ölmeye değil, yaşamaya hazır olduğunu söyle. cellatlarının ve asılmışların yanına yaşasın diye bağırarak koşacağına, insan yaşamı ve iyiliğinin korunması adına bir yasa çıkar. bu tür bir yasa evine temel olacak bir granit kütlesidir. çocuğunun sevgisini kösnül kadın ve erkeklerden koru. evde kalmış dedikoducu kızları zincirlere vur ya da iyileşmeevlerine gönder. sömürücülerin sana işi yürütme ve denetleme hakkı verdiklerinde, sömürüyü yoğunlaştırmamaları için, hayır de. çıkar at şapkanı ve smokinini; karına sarılmak için kimseden izin alma. dünyanın öbür ülkelerinde yaşayan benzerlerinle ilişki kur, çünkü aşağı yukarı onlar da senin gibi yaşıyorlar. çocuğunu doğanın ya da tanrı’nın yarattığı öze uygun büyüt. doğayı düzeltmeye çalışmak yerine, kavramayı ve korumayı öğren. boks maçı izlemek yerine, kitapçıya git; eğlence merkezleri yerine uzak diyarlara yolculuk et. bütün bunların ötesinde, doğru düşün, seni içinden usulca uyaran sese kulak kesil. hayatın senin elinde, onu başkasına bırakma hele kendi seçtiğin önderlere hiç güvenme. kendini tanı! bu, sana daha önce de, büyük adamlar tarafından söylenmişti. şu gerici, bencil küçük burjuvaya kulak verin! bakın! o, kendisini gübre yığınına götürecek tarihin acımasız ilerleyişini bilmiyor, «kendini tanı» diyor. eşsiz bir burjuva herzesi, bütün ülkelerin devrimci işçi sınıfının, bütün halkların, bütün rusların, bütün prusyalıların, bütün panslavistlerin babası olan bir önder kurtaracak halkı. kahrolsun benciller ve anarşistler. yaşasın bütün halkların ve slavların babası küçük adam! yaşasın!.. yaşasın! şimdi de sen kulak ver, küçük adam! olabilecek en kötüyü önceden duyuruyorum sana. dünyanın egemeni olmamı istiyorsun fakat yaprak gibi titriyorsun, farkındasın. asırlar boyunca daha dostlarını öldürmeyi sürdürecek; bütün halkların, işçi sınıfının, prusyalıların, rusların liderlerini efendin olarak ödüllendireceksin. zamanlar ve zamanlar boyunca efendilerden birini bırakıp diğerini yücelteceksin. bebeğinin, yetişkinlerinin inlemelerini, karının ya da erkeklerinin özlediklerinin ne olduğunu bilmediğin için acılanacak, burjuva bencilliği olarak kabul edeceksin bunu. sana diyorum ki sen asırlar boyu, hayatı korumak yerine kan dökeceksin, özgürlüğünü celladının yardımıyla hazırladığına inanacak, kendini hep kir pas içinde bulacaksın. asırlar boyunca yalancıların ardına takılacaksın. hayat, kendi hayatın çağırdığında seni, süslü sözcüklerine karşı kör ve sağır kesileceksin. sen canlı hayattan korkuyorsun küçük adam, kıyasıya korkuyorsun. o canlı hayatı sen, «sosyalizm»e veya «devlet»e ya «ulusal onur»a ya da «tanrı onuru»na inandığını sanıp öldüreceksin. bir tek şeyi bilmeyecek, öğrenmek istemeyeceksin de: her gün aralıksızca kendi fenalığını kendin üretiyorsun, henüz ayakları üzerinde durmadan önce çocuklarını anlamayıp omurgalarını kırıyorsun. sevgiyi çalıyorsun. para ve erk düşkünüsün. «hükümranlık» adına köpek besliyorsun. sen ve benzerlerin yığın halinde beklerken ölümü, varlığının ilk cılız anlayış ve ışığı bilincinde ateşleninceye kadar yanlış yollarda yürüyecek, hatalar yapacaksın. giderek, usulca ve özenli, arkadaşını denetleyip, sevgilini, işini, bilgiyi aramayı öğreneceksin; bulmayı, kavramayı, hakkını vermeyi, yüceltmeyi. sonra hayatın için kitapçının boks maçından, bir koruda dolaşmanın kibirlilikte, sağaltmanın can almaktan, kendi bilincini öldürmekten, kendi bilincinin ulusal bilinçten, alçakgönüllülüğün vatanseverlik diye haykırmaktan daha öncelikli olduğunu anlayacaksın. kullandığın araçlar aşağılık da olsa, amaçlarını haklı çıkardığına inanıyorsun. ben yine de şunu söylüyorum: amaç; ulaşacağın yollardan biri. yarınki hayatın bugün attığın her adımdır. yüksek amaçlara aşağılık araçlarla varılamaz. toplumun geçirdiği büyük her dönüşümde doğruladın bunu. amaca varmak için başvurulan alçaklıklar ve gayri insanilikler seni yalnızca alçak ve gayri insanı biri haline getirip amacı gerçekleşemezleştirir.
    --- spoiler ---