şükela:  tümü | bugün
  • "din din din" diye ses cikartma eylemi
  • (bkz: oylama) (bkz: igrenc espiri)
  • (bkz: telekulak)
  • dinleme en genel anlamıyla sözsel bir girdiyi anlama ve yorumlama sürecidir. bu süreç; içinde bulunduğumuz duruma, algıladığımız sözsel gitdiye, bizim durumumuza göre değişiklik gösterebilir.

    dinleme, söylenenlerin yüzde yüzünün belleğimize aktarımı değildir. duyduklarımızın belleğimizden geçerek anlamlandırılmasıdır. bu durumda söylenenle anlaşılanın büsbütün ayrı olma olasılığı da olabilir. ama iletişimin gerçekleşmesi için bu olasılığı ortadan kaldırmamız gerekir. dinleyici, konuşucunun söylediklerini en yakın anlamında kavramaya çalışır, konuşucu da söylemek istediklerini anlaşılır kılmaya çalışır ve ortak bir paydada buluşurlar. sonuç olarak dinleme, anlamya dayalı, birçok işlemin bir arada, etkileşimsel olarak gerçekleştiği bir edimdir.
  • düşünce gücüyle ego kaldırma.
  • gelen iletiye yönelmek, tüm dikkatini vermek, iletiyi almak ve yorumlamaktır. iyi bir dinleyici olmak için, konuşan kişiye odaklanmayı dikkat dağıtıcılara zihinsel olarak kapanmayı öğrenmek gerekir. etkin dinleme, alıcı açısından iletişimdeki gürültüyü azaltma ve iletiyi tam ve doğru alma etkinliğidir. iletinin alındığına dair geribildirimi de içerir.
  • olduğu yerde medeniyet varlığına işaret eder.
  • sözlükte fazla bahsedilmediğine şaşırdığım eylem.
    etrafınızdaki insanlara bir bakın gerçekten de sizi dinlemediklerini farkedeceksiniz. şahsen insanların dediklerini anlama çabasında olduğum için zaman zaman garipsendiğim dahi oldu.
  • bazı insanların ne anlattığı önemli olmaksızın yaptığımız eylem. ne anlatsa dinlenir zaten. böyle insanlarla karşılaşınca kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. anlattığını merak etmediğim için dinlemek istemediğim o kadar çok kişi var ki etrafta; bir de bunlara bak, anlattığını merak etmesen de dinliyorsun.
  • dinleme işitme değildir.
    dinleme becerisi dogal değildir.
    bütün dinleyiciler ayni iletiyi almaz.