şükela:  tümü | bugün
  • gerçekten aklımın almadığı bir olay.
  • anlamak ve inanmak arasındaki farkı anlayamamak gibidir, anlayana.
  • aklını çok abartan birinin yaşadığı hezeyan. ziya paşayı dinle evladım:

    idrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez. zira bu terâzi o kadar sıkleti çekmez.
  • anlamaya çalışmamanın sonucudur. çünkü inanırlar. ama yav nasıl anlamıyorlar aklım almıyor diyenlerin de birçoğu çok düşündüğünden, sorguladığından değil yetiştiği ortam anlamasını sağladığı için dinlerin uydurma olduğunu anlamıştır.

    ya da şöyle anlatmaya çalışayım: bilimin hızla gelişmesinden dolayı, dinler zayıflamaktadır doğrudur. birçok insan dinlere inanmayı bırakmıştır o da doğrudur. fakat bu birçok insan bu sefer bilime inanmaya başlamıştır. dini kavramlar kadar saçma değildir inandıkları şeyler fakat aynı derecede bağnazca inanırlar. biraz abartılı gelebilecek bir örnekle bu prensibi açıklamaya çalışayım: "fiziğin binlerce yıldır bırakılan taşın yere düştüğünü gözlemlemesi, bir sonraki taşın yere düşeceğini garantilemez." yani ortada sadece gözlem var, yani ortada inanç duyulacak bir şey yok. etrafınızdaki ateistleri gözlemlediğinizde daha iyi anlarsınız belki, muhafaza edecekleri inanç değerleri yok gibi gözükse de bilimsel bilgilerin değişebileceğini kolay kolay kabullenemezler.

    dinlere inanan insan sayısı azalsa da gerçekten sorgulayacak zekaya sahip insanların oranında değişim yok. bu durum da, dinlere inanmamaya bir din gibi inanan, fizik kitaplarını kutsal kitabı sayan bir güruh oluşturuyor.
  • ilginçtir. uydurma şeylere inandığını kabul eden inançlıların olduğunu da göstermiştir.
  • çocukluk çağlarında vücudun belirli kesimlerine dayatılmış 'saf korku'nun sonucudur.
  • ilkel varlıklar olduğumuzun göstergesidir.

    not: herhangi bir dini hedef almıyorum.