şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: dip boyası)
  • turkiyenin icinde bulundugu kaygi verici duruma karsi ulusal degerleri on plana cikaran bir cesit toplumsal
    tavir alis hareketinin, dinamigin adi... atilla ilhan olumunden sonra bu isim daha bir benimsenmistir
    bizden olmayan ve dis guclerin tezgahladigi kurgusal rejim degisimine karsi halkin uyanisi diye nitelenebilir
  • sandığımızdan daha da "deep" olan dalga..

    ben de çoğu türkiye cumhuriyeti vatandaşı gibi siyasete bulaştığım ilk yıllarda, elimin altında daha düşünsel ve daha eylemci fikirler olmadığından dolayı, başta kemalist kaynaklar olmak üzere birçok milliyetçi yazın okumuştum. özellikle attilâ ilhan çok bahsederdi bundan.. ne olacaktı? ab ve abd emperyalizmine karşı halkın "ulusal çıkar" güdüsü alevlenecek ve "düşman"ı altüst edecekti..

    onlara göre, türkiye'de olan her sorun, dış güçlerin tezgâhladığı bir oyundu, ya da "istisna" olarak bu ülkenin "içkin" siyasal atmosferinden oluşabilirdi -ki bu da çok "düşük bir ihtimal"di. eh, bizim de "milli bilinç"imiz kabarmadı değil.

    ama ben her düşünce akımı gibi bu düşünceye "ekleme" yapmak istedim. yani, "şöyle olsa, böyle olsa" diye akıl yürüttüm. ama olmadı, "kemalizm"e ve "ulusal çıkarlar"a aykırıydı. zaten bu görüşün sahipleri, dergilerinde, gazetelerinde ve kitaplarında inanılmaz bir şekilde sindirme harekâtı başlatıyor, kimilerini hiç hakları olmadan "suç"luyorlardı.. ben de bir süre bunlara inandım ve "paranoyamsı" bir bakış açısı geliştirdim: ülkede tek güvenilir kurum kendileri ve onların "sempati" beslediği; tek güvenilir düşünce milliyetçilik; düşman ise "biz dışındaki herkes"!

    bendeki huzursuzluk artıyor ama "olur canım öyle şeyler" diye geçiştiriyordum. ama bu görüşün yayınlarına art arda gelen tekzipler, yalanlamalar güvenimi sarsmaya başladı. arkasından da, çoğu hak ihlâllerine karşı hepten suskun kalmaları ve bu hak ihlâllerine tepki gösterenleri "satılmışlık"la "devleti yıpratmak"la suçlamaları bende kuşkulara yol açtı.

    ayrıca, kendi yolundan ayrılanları "dönek" diye karalayan bu güruh, basbayağı "eli kanlı aşırı türk milliyetçileri" ile ittifak yapıp ve daha dün "şeriatçı" diye niteledikleri kesimlerle şimdi ortak eylemlere imza atıp beni dehşete düşüreceklerdi.

    bardağı taşıran son damlalar şunlardı: sırf siyasal çıkarlar uğruna patrikhane açılmasın diye hıristiyan yurttaşların "istisnasız" hepsinin emperyalizme hizmet ettiğini, sırf israil'le antlaşmalar olmasın diye ülkedeki kimi yahudi asıllı futbolcuların mossad ajanı olduğunu, sırf rakip partide kitlesi var diye eşcinsel insanların "çürümüş" olduğunu -alaycı değil- ciddi ciddi belirteceklerdi. hadi, sırf kendi gibi düşünmeyenleri "ajan", "işbirlikçi" diye "çamur at izi kalsın" politikası izlediklerini bir dereceye kadar sindirebiliriz ama dozu giderek artan ulusal nefret ateşi affedilemezdi.

    anlayacağınız, benim görüşüme değer vermeyen, "sadece" kendi şurekasının fikirlerinin sürdürülmesini isteyen, başkalarını saçma sapan ithamlarla susturmaya çalışan, habire yalanlar üreten bir düşün deryasında kalmam ne derece mümkündü?

    elbette kalamazdım...

    ama en önemlisi, sarsıcı bir "gerçek"i keşfettim sayelerinde:

    "dip dalgası" dedikleri şey, ne benim ne de başka bir yurttaşın inisiyatifi ve mücadelesi değil; bizzat insanı pasifleştiren, düşünce gücünü körelten, insanı "amaç" olarak değil sadece basit bir "araç" olarak gören, söz hakkı tanımayan derin mi derin bir tuzakmış...
  • vural savaş'ın bilgi yayınevi'nden çıkan kitabının adıdır aynı zamanda.
  • rahmetli attila ilhan'ın hazırlayıp sundugu program. çeşitli kanallarda yayınlanmakta hala
  • ulusal kanal'da pazartesi günleri 18:05 ile 19:00 arası yayında olan attilâ ilhan programı.
  • gezi parkı ile başlayıp tüm yurda yayılan eylemlerin destekçileri midir diye kendime sorduğum dalga.