şükela:  tümü | bugün
  • zamanında bulgaristandan göçüp anadoluya yerleşen, izmirde karşılaştığım bir şahs-ı muazzamadan aldığım derstir. unutamadım, afif bi gaz ver deyişini.
  • ehliyet kurslarında teorik olarak verilen motor, ilkyardım ve trafik derslerinin yanısıra pratikde sürece adaylarına nasıl araç sürüldüğünün öğretildiği şeydir. sürücü adayı aracın direksiyon koltuğunda oturur ve aracı kullanmaya başlar. bu arada yanındaki koltukta direksiyon hocası bulunmaktadır. bu tarz eğitimlerde kullanılan araçlarlar özel olark üretildiği için fren, debriyaj gibi pedallar iki tane vardır. yani yanda oturan hoca da aracı kısmen de olsa (direksiyon bir tane) yönetebilmektedir. eğitim süresince yanındaki adaya bu kişi bir çok talimat verir. aslında bunlar adayın iyiliği içindir ancak bir noktadan sonra aday kendini sadece talimatları yerine getiren biri olarak da hissedebilir.
  • yeni nesil "bel fıtığı" olmasından şüphelenilen ve altında bir telefon numarasıyla birlikte gelen duvar yazılarının başlığı.
  • benim gibi hiç araba kullanmamış ve nasıl gidiyor bu araba diyerek merak bile etmeyip arkadaşlarınızın yan koltuk gülü olmuşsanız, oldukça canhıraş geçebilecek derslerdir. bir kere yan koltuk gülü olduğunuz için arabaya binince kullananın siz olduğunu unutup sağ tarafta emniyet kemeri arayabilirsiniz, olmaz olmaz demeyin. tur bittiğinde kan ter içinde kalıp, direksiyonla güreşip zar zor galip gelmiş olabilirsiniz. ilk araba kullandığım akşam gerginlikten kastığım bacak ve kol kaslarım bir şeylerin yolunda gitmediğini halihazırda söylüyordu..

    hocadan sık sık duyduklarım:

    -sıkma direksiyonuuu!!! sıkmaa! bırak, bak kendi gidiyor araba zaten. sen hafifçe yön ver. (ama sanki sıkınca ben iterek arabayı götürüyormuşum gibi geliyor??!! -neyse, öğrendim gibi)

    -gazı ezmeeee!! (ayakta botlar, gaz pedalı zaten ciklet kadar. nasıl bastığımın farkında mıyım ki.. -öğrendim artık, hafif hafif dokunuyoruz dostum!)

    -seyretmeee!! bakıyosun öyleee!! kırsana direksiyonuuu!! (vitesi mi değiştirsem? sinyali kapattım mı? anaa! gaz pedalı nerdeeee?? ve paylaştığımız hava zerreciklerini yalayarak geçen bir araba! -bak bunu öğrendim artık galiba sanırım)

    bu sözlerin yerini yavaş yavaş şu aldı:

    -sen şu paniğini biraz atsan süper araba kullanacaksın ama.... (şimdilik büyük bir ama..)
  • lan arkadaş ne stresli bir dersmiş ya. ben çelik dersini geçerken bu kadar strese girmedim. yakında hocayla pis bozuşacaz ya bilmiyorum. bi sus bıdır bıdır emir verip durma, her şeyi akışına bırak dimi ama.
  • d: dreamscape
    h: hoca

    (sakin sakin yolda ilerlerken yandan bir araba önümüze fırlar)

    d- oha napıyo bu ya
    h- (kornaya uzanır) daat daaaat
    d- cık cık cık
    h- ...
    d- burda küfretmemiz gerekiyodu di mi?
    h- .mına kodumun çocuğu!
    d- ?!
    h- oldu mu?
    d- euhe evet
  • bugün yan koltukta oturan ve sıcaktan bayılma derecesine gelmiş eğitmen yüzünden 4. viteste kamyonun altında kalmaktan son anda kurtulduğum tutorial tadında deneyim şeysi.
  • muhabbet gazdan frenden nasıl buraya geldi bilmiyorum ama ben direksiyon başında çırpınırken şöyle bir diyalog, aslında monolog da diyebiliriz, hatırlıyorum;

    - bak bi kız arkadaşın olsun onu sev
    + ?
    - o da seni sevsin
    + ?
    - sonra evlenin
    + ??

    adam işini o kadar ciddiye alıyormuş ki direksiyon ile yetinmeyip hayat dersine de geçmiş heralde.
  • benim için fiyasko ile başlayan ders anlamına gelir. nasıl mı?

    sene 1996, artık yaşım gelmiş ve her 18 yaşını dolduran genç erkek gibi ehliyet alma telaşına düşmüşüm. gerekli bütün prosedürler tamamlanmış, bir ehliyet kursuna yazılmışım ve sıra gelmiş direksiyon dersine. o zamanlar sakarya üniversitesinde öğrenci olduğumdan dolayı kursada orada yazılmıştım.

    ilk direksiyon dersimizde direksiyon hocam beni doğal olarak eğitim pistine götürmüştü, orada direksiyona geçtiğimde daha önceden hiç trafiğe çıkmadığım fakat araba kullanmayı bildiğim için hiç zorlanmadığımı ve araba kullanmayı bildiğimi gören direksiyon hocam:

    hoca: murat sen araba kullanmayı biliyorsun
    murat: evet hocam biliyorum ama hiç daha önce trafikte kullanmadım
    hoca: o zaman burada boşuna vakit kaybetmeyelim, trafiğe çıkalım daha iyi
    murat: tabi bencede çok iyi olur hocam, çıkalım...

    adapazarında olduğumuz için trafikte ki direksiyon dersleri köy yollarında veriliyor ve gerçekten direksiyon dersi almak için gerçekten çok müsait yollar mevcut. hocamla beraber kazımpaşa tarafına doğru yol almaya başlıyoruz. mevsim kış olduğu için hava soğuk ve yağışlı. dolayısı ile yollar kaygan. biz ilerlerken aniden önüme bi rköpek çıkıyor ve bende doğal olarak refleks gereği frene basmamla araba biraz kayıyor, yolun dışna çıkar gibi oluyor fakat süratli olmadığımdan dolayı kolaylıkla toparlıyorum. bunun üzerine hocam:

    hoca: murat, bak bu gibi durumlarda bu şekilde yapma
    murat: nasıl yapayım hocam?
    hoca: köpeğe vur!
    murat: nasıl hocam köpeğe vur, olur mu?
    hoca: bak demin araba kaydı dimi, düşün ki arabada seninle birlikte başka insanlarda var, köpeğe vurmamak için kaçtığında yoldan çıkıp kaza yapsan daha kötü olur, arabada ki yolcuların hayatı bir köpeğinkinden daha değerlidir bunu unutma. yoldan çıkıp kaza yapmaktan iyidir köpeğe vurmak
    murat: mmm... peki hocam.

    aradan bir kaç gün geçtikten sonra tekrar yollardayız. ben bu gayet mutlu ve keyifliyim, hem araba kullanıyorum, hemde işin sonunda ehliyetimi alacağım. neyse gidiyoruz yine sohbet muhabbet bir şekilde. tam sırada bu sefer önüme bir tavuk çıkmaz mı??? ayağımı hiç gazdan bile çekmeden geçtim tavuğun üzerinden...

    bunun üzerine hocam aniden bana dönerek...

    hoca: çiğnedin tavuuuuuu.....
    murat: evet hocam, siz demiştiniz ya hani geçen gün...
    hoca: oğlum bas gaza kaçalım
    murat: neden hocam ne oldu???
    hoca: oğlum burası yobaz köydür, şimdi bir tavuk için linç ederler bizi..
    murat: tamam hocam, basıyorum o zaman.

    ulan be adam, sen önce vur de, bişey olmaz de, insan hayatı vs. de, ondan sonra da direksiyon dersi verdiğin adama bas gaza kaçalım de. zaten işte ders alıyoruz, sözde sen bana doğru olanı öğretmeye çalışıyorsun, hatalarımı düzeltiyorsun teorik olarak daha hazır değilim, ehliyetimi almamışım, tecrübesizim ve sen bana bas gaza kaçalım diyorsun. tavuğu ezdirmeseydin bana daha iyi değil miydi???
  • azımsanamayacak kadar çok sürücü kursunun direksiyon sınavından çat pat geçecek kadar araç kullanımı öğrettikleri derstir. bunun bir sebebi de ehliyetinizi aldıktan sonra aynı veya bir başka sürücü kursundan şehir içi sürüş eğitimi almanıza imkan sağlamaktır. güzel yurdumun güzel kanunları nedeniyle sözde kaliteli ve iyi eğitim vermek için açılmış olan sürücü kurslarının kanunlardaki açıklardan yararlanarak daha fazla zengin olmasını sağlamaktan öteye gidememiştir.