şükela:  tümü | bugün
  • dün ustream'den yayın yapan birini izliyorum. semt nişantaşıydı sanırım. insanlar maskeli, gözlüklü, gazdan göz gözü görmüyor. bir yanda yaralılar var, polis sürekli saldırıyor, ortam gergin.

    birden sokağın başından maskeli, baretli, elinde poşetle bir genç belirdi ve çok samimi bir sesle

    "arkadaşlar kola isteyen var mı?" diye bağırdı.

    belki orada olsam lan şimdi ne kolası zaten ortalık karışık diye düşünebilirdim ama, öyle içten sordu ki ben ekran başında gülümsedim. olm ne tatlı insanlarsınız ya.
  • pangaltında polise "teslim ol" diye bağıran direnişçiler.
  • şöyle detaylardır...

    bu gülümsetti: http://www.youtube.com/watch?v=37of96kbpbk

    bu kahkaha attırdı: http://www.youtube.com/…feature=youtu.be&nomobile=1

    adamlar da delirdi sonunda
  • -beşiktaşta, kimsenin tencere tava çalmadığı bir sokakta tek başına bir çocuğun pencereye tüneyip bir elinde cezve bir elinde kaşık "sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım" ritmini tutması.

    -çarşı'nın açıklamasını dinlerken parkın karşısındaki bir evin balkonundaki tencere çalan yaşlı teyzeyi fark etmem, herkese gösterip teyzeye "beyaz" çektirmemiz.

    -binlerce kişi yürürken, balkondan tencere tava çalan bir dedenin gaza gelip tencereyi kafasına koyup öyle çalması.

    -aynı yolda kafamızın üstünden peçete koleksiyonunu döken küçük kız. maske, gözlük, limon, karbonatlı su atan amca.

    -arkadaşımın gaza gelip "tayyip yeter titriyorum bana biber gazı yolla müptezel oldum" diye çığlık atması. aynı arkadaşımın biber gazı kokuları gelince "komşular uyumayın maske atacağınıza parfüm sıkın şu sokağa" diye bağırması.

    -yolun sonunda çevik ve tomalarla karşılaştığımızda "çevik kuvvet beyaz desene" sloganları atmamız, "kırmızı" diye bağırdığımızda, "beyaaz" cevabını alamamızın üstüne "amirim izin ver beyaz desinler" diye bağırmak değil höykürmemiz.

    gülümseten, gurura gark eden, unutulmaması gereken detaylardır.
  • biri şu haklı serzeniştir:

    http://imgim.com/otobisssı.jpg
  • eylemlerin üçüncü gününde "taksimdeki olaylardan haberiniz yok galiba.... ben haber vermek için aramıştım da... bir problem mi var acaba???" diye kanal d'ye ayar veren arkadaş...

    ahanda şeysi
  • bahçeşehir üniversitesi'nin ilk yardım bölümünde gönüllü olarak yaralılara yardım ediyordum. kampüsün gaz bombardımanına tutulduğu günlerdendi. ortalık karışık yani. hararet had safhada. gözleri yanan bir grup gencin gözlerine elime tutuşturulan solüsyondan sıkıyordum. hepsinin suratlar kıpkırmızı, ekşi bir şey yendiğinde oluşan bir ifade var yarı açık gözlerinde. aralarında da şöyle bir diyalog geçmişti:
    - abi yanan gözlere fıs fıs sıkan kız tatlılığı diye bi şey var yea
    - diyolar ya ağaç mağaç bahane diye, hakkatten bahane

    gülümsetmişti.
hesabın var mı? giriş yap