şükela:  tümü | bugün
  • bizimkilerin hesabını ercan kumcu tutuyor...
  • dünyada liderliğini amerikanin çektiği, brunei, palau, tokelau, norveç, liechtenstein
    isimli ülkelerin sahip olmadigi şey.
  • bir ulkenin diger ulkelere olan borctur.

    cia'e gore en cok dis borcu olan ulkeler soyle imis:

    1 - brezilya / $232,004,000,000
    2 - rusya / $183,601,000,000
    3 - meksika / $159,959,000,000
    4 - cin / $154,599,000,000
    5 - endonezya / $150,875,000,000
    6 -arjantin/ $144,050,000,000
    7 - guney kore / $139,097,000,000
    8 - turkiye / $102,074,000,000
    9 - hindistan / $98,232,000,000
    10- tayland / $86,172,000,000
    http://www.aneki.com/debt.html
  • hükümet borcunun bir parçası olmakla beraber, yurtdışındaki kredi veren kurumlara olan borcu ifade eden bir göstergedir. bu borç ticari bankalardan, diğer hükümetlerden ve uluslararası para fonu, dünya bankası gibi uluslararası finans kurumlarından alınan borçlardan oluşur.
  • john maynard keynes bir keresinde şöyle demiş:

    "eğer bankaya 100 dolar borcunuz var ve fakat bunu ödeyecek gücünüz yoksa ciddi bir sorunla yüz yüzesiniz demektir. öte yanda, eğer bankaya 1.000.000 dolar borcunuz var ve fakat bunu ödeyecek gücünüz yoksa banka ciddi bir sorunla yüz yüzedir".

    konuyla ilgili bir de fıkra anlatmak ister deli gönül:

    solomon’la agop karşı komşularmış. agop iki günde üç günde bir kapıya çıkar bağırırmış “hey solomooon! bana şu kadar borcun var ha unutmayasın!” solomon’u da geceleri uyku tutmazmış. bir gün karısı sinirlenmiş “ulan solomon” demiş, “ne dönüp duruyorsun yatağında?” solomon da durumu anlatmış. karısı da demiş ki “e sen de çık ona şöyle şöyle de”.. bunun üzerine solomon açmış kapıyı “ulan agooop!” diye seslenmiş:

    - sana şu kadar borcum vardı ya..
    - ee?
    - ödemiyorum ulan o borcu, şimdi sen düşün!*

    bu son derece ciddi saptamalarımızdan sonra buradan çıkardığımız dersle politikacılarımıza sesleniyorum: ne sorun yapıyorsunuz manyak mısınız hemen şimdi telefon açın dünya bankası’na deyin ki ödemiyoruz kardeşim biz borcumuzu. bırakın onlar düşünsün allah allaaah!

    not: çok ciddiyim yahu…
  • türkiyenin 2000 den itibaren dış borcu için; http://www.hazine.gov.tr/stat/trnetdisborcstok.htm

    burada şu anki net dış borcun (110 milyar dolar civarı) gsmh ya oranı % 27,4 denmiş. 2001 yılındaysa net dış borcun gsmh ya oranı % 54 müş.

    edit: evet milyar doları milyon dolar yazınca eminim "ulen bumuymuş yarın söyliyeyim muhasebeciye de sevabına kapatsın" diyenler olmuştur, dalgınlık ve hevesi kursağında kalanlar için kusura bakmayın.
  • türkiye'nin dış borcunun yapısal bir sorun olarak gelişmesini sağlayan yalnız imf değildir. örneğin, 1998'deki yakın izleme ve akabinde 1999 yılında imzaladığımız stand-by anlaşmalarından evvel tüsiad üyelerinin kamuoyuyla paylaştıkları görüş ve önerileri inceleyecek olursanız, tüsiad'ın uluslararası para fonu’nun (imf) ileri sürdüğü politikaların bir an evvel ve eksiksiz bir şekilde uygulamaya konulması yolunda mevcut hükümetleri ve kamuoyunu 1997-1999 arası dönemde nasıl şekillendirmeye çalıştığını göreceksiniz.

    korkut boratav'ın, türkiye'nin dışarıya bağımlı olduğu yolundaki söylemin gizemlileştiriciliğinin ipliğini pazara çıkarmasını ayakta alkışlıyorum. cem somel'in benzer uyarıları vardır. fakat şunu da göz ardı etmemek gerekir ki, bunların sonucunda ülkenin bağımsız olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. nihayet türkiye kapitalist dünya ekonomisinde belli mal ve sektörlerde uzmanlaşma yoluyla küresel iş bölümünde kendisine ancak yarı-çevrede yer bulabilmiş bir ülkedir.

    memlekette ne kadar ciddi mesele varsa ancak bir hafta tartışılıyor, akabinde bunlar yürürlüğe giriyor,, gündemden düşmeyen tek konu ise ya türban üzerinden olsun, ya terör örgütü üzerinden olsun, birlik ve bütünlüğümüzü tehdit eden mihraklar. daha iki hafta olmadı ki üniversitelerin ücretli olmasını tartışıyorduk. ne oldu ona? baskın oran ezber bozdu, murat belge aklı selime davet etti, tartışma bitti. yakında bu da yasallaşır.

    "eğer bir ülke, nesi var nesi yok borç ödemeleri, kâr transferleri, sermaye kaçışı, eşit olmayan değişim sonucu ticaret hadlerinin sürekli aleyhte gelişmesi gibi mekanizmalarla dışa aktarıp sahip olduğu zenginliği elinden kaçırırsa, elbette temel alt-yapı için, eğitim için, sağlık için, sağlıklı beslenme için velhasıl toplumun bugünkü ve gelecekteki refahı için yeterli kaynağa sahip olması mümkün olmaz. bir de çevre tahribatı yaratarak..." *

    * başkaya, f. (2004) "çığırından çıkmış bir dünya", ankara: özgür üniversite kitaplığı: 225.
  • akla hemen lozan gorusmeleri sonrasinda, lord curzon ve inonu arasinda gecen ve inonu'nun borclanma konusundaki tutumunun kaynagi olan diyalogu getirir, dis borc sozu...

    lozan gorusmeleri sirasinda inonu, lord curzon ve amerikan temsilcisi otururken lord curzon soyle der: "'muahededen memnun ayrılmıyoruz. hiçbir şeyimizi kabul etmiyorsunuz, hepsini reddediyorsunuz. hepsini cebimize atıyoruz. harap bir memleket alıyorsunuz, bu memleketi imar etmeyecekmisiniz, bunu neyle, nasıl yapacaksınız.' amerikan sefirini işaret ederek 'para bir bunda var, bir de bende var. geleceksiniz diz çökeceksiniz, para isteyeceksiniz, reddettiklerinizin hepsini cebimden çıkarıp size göstereceğim"*.

    (*) ismet inönü' nün televizyona anlattıkları nazmi kal., bilgi yayınevi.