şükela:  tümü | bugün
  • yüzücü kulağı - otitis externa olarak da bilinen dış kulağın ve dış kulak yolunun enflamasyonu, irritasyonu veya enfeksiyonudur.
    dış kulak iltihabının birçok sebebi vardır:
    kulak kirini, pamuklu çubuklarla veya küçük nesnelerle temizlemeye çalışmak kulak yolu derisinde tahrişe neden olabilir. bu hasarlı dokuya mikroplar kolaylıkla yerleşerek, enfeksiyon oluşturur.
    yüzücü kulağı, bazen orta kulak enfeksiyonu veya soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında da oluşabilir.
    kulağın nemli olması, sulu ortamı seven pseudomonas gibi bakterilerin enfeksiyon meydana getirmesine zemin hazırlar.
    diğer bakteriler ve nadiren mantarlar da dış kulakta enfeksiyona neden olabilirler.
    tüm bu faktörlerin dışında; kirli sularda yüzmek, kulağı kaşımak, karıştırmak, kulak içinde yabancı cisim olması, alerji, kulağın yıkanması da dış kulak yolunda iltihaba sebep olabilir.

    yaklaşık 1 haftadır yaşadığım hastalık. kulağı acayip kaşındıran, geceleri ağrıdan uyutmayan, üst solunum yollarımı şişiren iğrenç bir durum. bugün kbb doktoruna gittim. 2 tane kulak damlası, 1 adet antibiyotik yazdı. "ilaçları düzenli kullanırsan 15 güne kalmaz bişeyciğin kalmaz" dedi.
  • kulak kepçenize bile dokunduğunuzda canınız acıyorsa bu hastalığa yakalanmış olma ihtimaliniz var. bekliyim geçer demeyin, boşuna eziyet etmiş olursunuz kendinize. hemen hekiminize, hemen.
  • (bkz: otitis eksterna)

    çok sık başıma gelen durumdur. olmamak için kulağa herhangi bir cisim sokulmamalı, kaşınmamalı, ıslak bırakılmamalıdır. havuza girerken kulak tıkacı kullanılması gerekir. kulak içi ıslandıysa kulak kepçesi aşağı gerdirilip uzaktan saç kurutma makinesi ile hafifçe kurutulabilir. kepçe veya içeride hafif bir ağrı başladığı anda hemen hindistan cevizi yağı damlatıyorum. bu da bazen durumu kurtarabiliyor.
  • östaki disfonksiyonu üzerine inim inim inletmektedir. tedavisi olmayan bu orospu çocuğu östaki disfonksiyonunun ağzınıza daha çok sıçmaması için bu iltihaptan olabildiğince kaçınmak mesela kulağa hiç su kaçırmamak gerekiyormuş. kulağa hiç su kaçırmamak. mümkünmüş gibi.

    yani halk diline çevrilirse şu: lütfen fönü bozulmasın diye kafası denizaltı dürbünü gibi yokardan yokardan giden chp teyzesi köpeklemesi yüz. aksi takdirde kulağı eline alırsın.

    kulağım şu an 100 derece. yangın alarmını kulağımla aktive edicem şimdi izleyin.
  • tanrıtanımaz adam bir bakmışsın ki diz çökmüş halıya "allahım yardım et" diye yalvarıyor inayet dilenen gözlerle. imana geldim yemin ediyorum üç gündür. bu nasıl bi zonklamadır, bu nasıl bir ağrıdır ya! üç gün önceye ışınlanalım. n'oldu da düştük bu hallere? gece osura osura yatarken affedersin, kulağım içini kudretli bir kaşıntı alıverdi. sağ el işaret parmağımı kulağın içine montelemek suretiyle ilk müdahaleyi yaptım. yaptım yapmasına da kesmedi. kaşındıkça kaşınan kulak organı en sonunda delirtmeyi başardı beni ve tırnağımla adeta kazı-kazan oynattı.

    sabah 10 sularında başlayan ağrılar kısa zaman içinde çenemi, boynumu, kafatasımı, beynimi ele geçirdi. her kalp atışı birer "zonk." zonk zonk zonk! dakikada 82 zonk! 75 zonk! işte mutluluğun tanımı. :-)

    dünyayı unuttum resmen ya! bir günlük firariliğin ardından teslim oldum neyse ki hastaneye. dedim suçlu benim, kabul. verin hükmü, asın darağacına. iki damla verdi uzman hekim. 8 saatte bir, ikişer damla damlatacaksın dedi. ilaçlar arasında 5-10 dk olsun diye ekledi.
    (bkz: siprogut)
    (bkz: onadron)

    24 saattir istirahatteyim, güç bela dindi ağrı. allah parol'dan da razı olsun! parol mu? ağrı kesici. işini düzgün yapan, verdiği sözde duran, kalender bir kardeşimizdir parol.

    estetik kaygılarla kulak içi kılları cımbızla alan biriyim ben. bu yanlışmış arkadaşlar. :( burun içi kılları almamız gibi bu da yanlışmış. ben yine de alacağım gerçi. kulak içinden fışkıran üç beş siyah kıl görmeye pek tahammülüm yok açıkçası. kulak üstü tüyleri de alıyorum tümüyle. burun içi kılları da. içeriye toz ve benzeri şeylerin girişini engelliyormuş kıllar.

    kulak içi sıvısı var ya hani sarı, ben onu "kulak çubuğu" adı verilen bim meyvesiyle defediyordum. bu da yanlışmış. kulak içine çubuk sokmak "tehlikeli ve yasaktır" dedi uzman hekim. banyodan çıkınca tuvalet kağıdından tek yaprak koparıp, serçe parmak ucuna "mantar" biçiminde şapkalayıp, kulağın içini temizlemek gerekiyormuş. serçe parmak ne kadar girerse o kadar, fazlası yasak dedi.

    bazı durumlarda iyileşme 10-15 gün sürebiliyormuş. bu sebeple ara ara çağırır yoklarız hastayı diyor. ağır seyreden bazı durumlarda, "tampon" adını verdikleri fitilleri dürterlermiş kulak yoluna ki oranın nem dengesini nötrlesin. gerekirse özel bazı kremler veririz dedi, herhangi bir mantar üremesi durumunda falan... hatırlatma! öyle her kremi süremezmişiz kulak içine. kulağın kendi ürettiği o sarımtrak sıvı, üzerindeki bakterileri öldürme potansiyeline sahip bir kimyaya sahipmiş. rastgele krem kullanmak, hekime danışmamak, kulaktaki bu asit dengesini bozup çeşitli infeksiyonlara sebebiyet verebilirmiş. o sarı sıvı, sağlık göstergesiymiş meğer.

    bana çok iyi bir ders oldu ama bu! daha parmağımı sokar mıyım lan içeri? tövbeeeee!!!
  • nötrlemek için çok pis tampon sokarız adamın aklı gider böyle yazar satırlarca işte.

    ayık olun !

    edit: doğrusu dış kulak yolu iltahabı.