şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle her troll gibi gerçekten troll değilim diye başlayayım entry'me*
    ama gerçekten değilim, ekonomiden anlayan bilgili yazarlarımızdan bilgi almak derdindeyim sadece.

    ağalar şimdi kızacaksınız, linç edeceksiniz de artık dış mihrak denen olay, son bir kaç günlük kurla beraber biraz ayarı kaçırıp iyiden iyiye kendini belli etmedi mi? her şeyin gün yüzüne çıkmış olması lazım

    tamam şimdi ben demiyorum ki ülkecek üretimde coşuyoruz, müthiş politikalarımız var, damat acayip biçilmiş kaftan bu iş için, ben de her şeyin farkındayım

    lakin 10 dk.'da bir bi 6.40, bi 5.80, sonra tekrar 6.30 sonra yine 5.90, 3 gündür böyle bu kur bu nasıl iş anasını satayım ?!?

    hayır damat yeteneksizse düzenli artar, üretim yapmıyoruz, düzenli paramız değer kaybeder, bu ne anasını satayım, bariz oynuyorlar işte paramızın değeriyle...

    bitcoin pump dump'ına döndü iş, bir para birimi 10-15 dk.'da bir 10% değer kazanıp, 10% değer kaybeder mi? tamam anlıyoruz herşeyi yanlış yapıyorlar değer kaybediyor o yüzden de, o düşen aralarda ne oluyor da zırt pırt 10% değer kazanıyoruz, senin benim kâr satışı yapmamla olacak iş değil bu...

    not: her türlü medeni yazardan, yeşillenip, aydınlatıcı bilgi almak isterim
  • spekülasyon ve manipülasyon arasındaki farktan bahsedelim. mesela sen, sıradan orta sınıfsın. doların yükseleceği beklentisiyle ayın 15'inde maaşın çoğunu dolara yatırıyorsun. bunun adı spekülasyondur. sonra berat albayrak önce açıklamayı erteleyip panik havası yaratıyor, ardından ekonomik realitenin farkında olmadığını gösteren açıklamalar yapıyor, yabancı yatırımcı ümidi kesip toplu satış yapıyor ve dolar 6,4'a yükseliyor. sen bunu görüp "e ama fazla yükseldi bu, o kadar da değil, dur biraz dolar satayım düşecek bu" dedin. ve sattın, böylece kur 6,4'ten aşağı inmeye başladı. bunun adı da spekülasyon. spekülasyon nedir, bir şeyin ederinden düşük değerde olduğuna inandığında onu satın almaya, ederinden yüksek değerde olduğuna inandığında satmaya denir. spekülasyon kötü değildir, ahlaksızlık değildir, yasalar karşısında suç da değildir. suç olan manipülasyondur yani bu alım-satımı kötü niyetle yapmak suçtur. oysa burada bahsettiklerim gibi gayet iyi niyetli spekülasyonlar da kurda dalgalanma yaratabilir.

    şimdi gelelim dün ne olduğuna, aslında çok da karmaşık değil durum. birincisi büyük resmi görelim: hükümetimiz 2013'ten beri sıcak paranın bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri terkettiğini görüyor, kör değil. sıcak para gelmeyince haliyle büyüme rakamları küçülecekti. ama hükümetimiz büyüme rakamları küçülürse seçim kaybedeceğini düşündüğü için, memleketi ateşe atmayı göze alarak özel sektörü dövizle borçlandırmaya devam etti. bu bir seçim iki seçim idare eder de, 2013'ten beri sürekli artan cari açık, sürekli artan döviz borcu artık iyice kendini belli eder hale gelmeye başladı bir zahmet. bu kadar büyük döviz borcumuz olduğu için de kırılgan narin bir ekonomiye dönüştük.

    yani özetle ufak olaylardan bu kadar kur dalgalanması olmasının temel sebebi hükümetin büyüme rakamlarını şişirmek için vatanı milleti ateşe atmasının bir sonucu. döviz borcumuza dur deseydi birkaç yıl büyüme yavaşlardı, ama döviz borcumuz normalleşince güzelce büyümeye devam edebilirdik.

    büyük resmi bitirdim, şimdi küçük resme gelelim. yani dün ne olduya. şimdi yabancı yatırımcı zaten azaldı. ama burada kalan yabancı yatırımcı da sürekli zarar ediyor bu ekonomik tablodan. hükümetten beklentiler aslında çok açık. birincisi faiz arttırımı: faiz arttırmak iyi değil, ama doların bir günde 5.2'den 6.5'a çıkması kadar kötü de değil. merkez bankasının bu kadar pasif kalmaması lazım. merkez bankası sus pus oturup harekete geçmek için emir bekleyince verdiği güven yerle bir oluyor. bir nevi "tl sahipsiz kalmış ve doların yükselişini kimse durdurmayacakmış" imajı veriyo. bu imaj dünkü panik satışların nedenlerinden biri. merkez bankasının bağımsızlığı konusu bu yüzden önemli.

    ikincisi dün berat albayrak'ın açıklamalarına gelelim. bi kere memleket yangın yeri, ama adam hala samimi gözükmeyen vaadlerde bulunuyor. mesela "merkez bankası bağımsızlığı" dedi dün, ama bağımsız olmadığı gün gibi ortada dün sus pus izledi merkez bankası. başka mesela "yüksek teknoloji üretime geçeceğiz" dedi, bu biraz dalga geçtiği imajı veriyor çünkü memleket yangın yeri sen yıllar sonra gerçekleştirebileceğin hayallerden bahsediyorsun, çok acil sorunlara odaklanman lazım. kamu tasarrufundan bahsetti, zaten bahsetmesi gereken şeyler bunlar, ama konuşmada ufak bir bölümde geçti sadece, halbuki konuşmanın odak noktası bu olmalıydı. gibi gibi, sonuçta hem konuşmanın baştan ertelenmesi, hem konuşmanın içeriği, yabancı yatırımcıda hükümetin bu işleri yeterince ciddiye almadığı imajı oluşturdu.

    üçüncü sebebe gelelim, sayın muhterem cumhurbaşkanımız amerika'yla aramızdaki gerginlik konusunda hep diklenmeci bir tavırda. ben diz çökelim kulu köpeği olalım demiyorum ama durum ciddi, çözümden yana olduğunu hissettiren bir imaj vermemiz piyasalar için çok önemli. amerikan yaptırımları bizi çok kötü etkileyebilir ve yabancı yatırımcı çok para kaybeder. daha da kötüsü sayın başkanımızın evvelsi gün "onların doları varsa bizim allah'ımız var" demesi meselesi var. gerçekten dış piyasada ekonomik realitelerle dalga geçtiğimiz imajı oluşturuyor bu söylem.

    yani sonuç olarak ortada ekonomi yönetmeye değil işi allah'a havale etmeye niyetli bir iktidar varmış gibi gözüküyor. yabancı yatırımcı da "eeee, s.kerler bunlarla mı uğraşcam, çıkıyorum ben türk piyasasından haydi eyvallah" dedi. o uçuk yükselişin anlamı bu. sonrasındaki düşüş yükseliş senin benim başta bahsettiğim spekülatif hareketler.

    daha da özet geçiyorum, dün iktidarın ekonomiyi sahipsiz bırakmasının yaratabileceği panik ortamı görmüş olduk, özeti bu. türkiye tarihi için kara bir gün.
  • o zaman gerçekten reyiz haklı, eğer hakikaten

    - "e ama fazla yükseldi bu, o kadar da değil, dur biraz dolar satayım düşecek bu"

    diyerek bozdurmakla, (ki şu anda büyük çoğunluğun bozdurmadığı ortada), paramıza 15 dk.'da 10% değer kazandırabiliyorsak, ben de çok yadırgıyorum bu nasıl ekonomi yönetimi diyorum ama, hakikaten herkes çıkarıp gidip bozdursun, eğer üstteki entry iddaalarında haklıysa demek ki hatırı sayılır bir kitle gidip bozdursa 10 saatte paramız 100%'den fazla değer kazanacak

    yanlış mıyım?
  • çok değil daha geçen yıl kurduğum şirketi batırdım. baya battı yani firma.

    neden battı sorusuna cevaplar

    1- vergi yükü ağır, kazanılan paranın yarıya yakını kdv, gelir vergisi vs. olarak devlete dönüyor.
    2- piyasada para hareketi yok. herkes yatırımını korumaya çalışıyor.
    3- sektörde durağan dönem.
    4- maliyetler fazlaca arttı.
    5- şirketi kötü yönettim.

    şirket yokuş aşağı giderken ayakta tutmak için çalışmalar yaptım.

    1- pazarlamaya ağırlık verdim. ürün satışlarını artırmak için kampanyalar yaptım. olmadı.
    2- dış pazara açılma yollarını araştırdım. ancak maliyetler ile pazar fiyatları arasındaki makas çok fazla idi. tabi negatif yönde. dolayısıyla 5'e mal ettiğim ürünü 4'e satmak mantıksızdı.
    3- baktım çok kötü durumlar, arkadaşlarımdan borç istedim. veremediler. çünkü onların da şirketleri var ve buna göre program yapıyorlar.
    4- bankaya başvurdum. en azından süreci uzatıp piyasa toparlanana kadar idare edebilirim diye düşündüm. kredi istedim. beni kurtaran miktarın çok altında kredi açtılar. parayı aldım ama kurtarmadı. bankaya borcum katlandı.

    sonuçta ne oldu. şirketi kapattım.

    şimdi bu dış mihraklar meselesi çok önemli değil. hatta o kadar tırt bir laf ki kahvedeki adam bile aynı şeyi söyleyerek kendini zeki sanıyor.

    bak kardeş, dost ülke, arkadaş ülke diye bir şey yoktur. bütün ülkeler her daim kendi çıkarlarını düşünürler. dolayısıyla senin mal gibi ülkeyi yönetmen onların sikinde bile olmaz.

    anlamadın. ama tekrar anlatıyorum bak.
    sen ülkeni doğru yönetmemişsin, boka battıkça batmışsın, sonra aman bana yardım edin diye başka ülkelerin kapılarında borç ister hale gelmişsin, bu aşamaya gelene kadar hiç bir şey üretmemişsin, üstüne üstlük herkesle kavga etmişsin, şimdi dış güçler viyaklaması yapıyorsun.

    dış güçler yok. sen varsın. sen de bir bok değilsin. şimdi anladın mı?
  • şimdi öncelikle yaşanan iki süreci birbirinden ayırmak lazım .

    1) kurdaki anlık dalgalanmalar
    2) kurun uzun vadeli dalgalanması

    bu iki süreci iklim/hava durumu ikilisi gibi inceleyebiliriz.

    ilk olarak ikinci kategoriyi yani kurun uzun vadeli hareketini açıklamak daha doğrudur.

    öncelikli olarak şunu aklımızdan çıkarmamakta fayda var :

    eğer para biriminizin değerini arttırmak istiyorsanız yapacağınız tek bir şey var o da paranızın talebini arttırmak. bunun en kolay ve garanti yolu üretiminizi ve satışınızı arttırarak paranızın uluslar arası piyasalarda işlem gören bir duruma getirmenizdir. bunu yapmadığınız sürece paranız uzun vadede sürekli olarak değerini kaybedecektir.

    peki diyelim ki paranızın değerini yükseltecek kadar üretim yapamıyorsunuz - ki zaten kısa vadede bu denli bir üretim kapasitesine erişmeniz oldukça zordur özellikle türkiye gibi ağır borçlar altında ezilen bir durumdaysanız. - o zaman paranızın değer kazanmasa bile en azından değerini korumak adına ne yapmalısınız ?

    bunun için başta hukuk ve ekonomi sisteminiz olmak üzere sistemlerinizin tam bağımsız ve tutarlı olması ve ülkede güvenlik probleminizin olmaması gerekiyor . eğer bunu sağlamazsanız başınıza ne mi gelir ?

    günümüzde ülkemizin yaşadığı ekonomik krizin sebeplerinden biri olan güvensizlik ortamına kurban gidersiniz .

    peki nedir bu güvensizlik ?

    en basit tabiriyle sizin ülkenize misalen 10 milyon dolar yatırım yapacak bir yatırımcının " yarın bir gün rte ile ters düşersem illegal ilan edilirim, günah keçisi olurum ve eninde sonunda yatırdığım parayı kaybederim. " veya "ulan ben bu ülkenin doğu illerindeki gap projesine çok düşük maliyetle büyük kazançlı yatırımlar yapabilirim ama yarın bir gün terör oraya sarkarsa bu yatırımdan kar edemem. " düşünceleriyle ülkenize yatırım yapmaktan vazgeçmesine sebep olan durumdur bu güvensizlik ortamı dediğimiz durum. bu durumda ülkenize sermaye girişi sağlayamazsınız ve eninde sonunda ekonominiz durma noktasına gelecektir.

    zaten son günlerdeki fahiş kur artışını tetikleyen temel unsur da budur. abd'nin bizden istediği şey " kardeş biz nasıl rezayı vs halka açık yargıladıysak mahkeme tutanaklarına mesafe ve zaman farkına rağmen türkiyede isteyen herkes ulaşabildiyse siz de aynısını yapın eğer hukuken haklıysanız biz de mahkemelerinizin aldığı karara saygı duyalım." önermesiydi ki oldukça haklı bir önermeydi. ama biz tam tersini yaptığımız gibi bir de keyfi hukuk müdahaleleri ile rahibi bir kapalı ceza evine bir ev hapsine gönderince ülkenin hukuki güvenirliği yerle bir oldu. bunun üzerine bir de ekonomi, eğitim, hukuk gibi sistemlerin işinin ehli olmayan insanlar tarafından yönetilmesini ve ülkede yaşanan her olayın, verilen her kararın bir kişinin keyfine bağlı olmasını eklerseniz ülke itibarının ve dolayısıyla güvenirliğinin ne kadar zedeleneceğini tahmin edebilirsiniz. bunun sonucunda bırakın ülkeye yeni yatırım çekmeyi ülkede halihazırda var olan yatırımcıyı bile tutamaz hale geliyorsunuz ve sıcak para akışı olmadığı için ekonominiz durma seviyesine geliyor. sandığınız gibi birilerinin elinin altında ülkelerin ekonomilerini istediği gibi manüpüle etmesini sağlayan bir düğme yok yani.

    buraya kadar saydığımız etmenler kurun uzun vadeli yükselişini açıklıyor.

    peki neden kur bir kaç saat içinde bir 5.5 seviyesine yükselip sonra tekrar 4.90 seviyesine gerileyip sonra tekrar 6 seviyesine çıkıyor.

    bunun sebebi de şahıs veya kurumların bu dalgalanmadan kar etmek amacıyla elindeki dövizi bir bozdurup tekrar döviz almasından sonra tekrar bozdurmasından kaynaklanıyor.

    uzun entarinin sonuçta anlamamız gereken nedir peki ?

    kur farkında önemli olan uzun vadedeki trend'tir yani iklimdir çünkü iklim hangi sınırları emrederse hava durumu o sınırlar içinde kalmakla yükümlüdür.
  • bu dış mihrak palavrası vasat kişilerin başarısızlık ve yetersizliklerinin kılıfı sadece.
    şöyle tarif edelim: uluslararası satranç turnuvasına katılıp ilk turda elenen sporcu -"oradakilerin hepsi yenilmemi istiyordu" diye çapsızlığını gizlemek istese ona ne dersin? -ulan dangalak senin kazanmanı niye istesinler, amaç zaten bu!" demez misin?
    yani dış mihrak dediklerin oyundaki rakiplerin. kısa süreli ittifaklar senin çıkarın için yapışmaz eşşeğin evladı.
  • türkiye gibi orta doğu pertrollerine sınır komşusu olan bir ülkenin dış mihrakların etkisi altında kalmaması imkansızdır. batı endüstrisi petrole bağımlı olduğundan beri osmanlı da türkiye de batının emperyalizmine maruz kalmıştır. osmanlı imparatorluğu da sahip olduğu orta doğu petrolleri yüzünden parçalanmıştır. osmanlının petrol çıkmayan toprakları oralarda kurulan küçük devletlerin ellerine bırakılırken, osmanlı ortadoğusu ingilizler ve fransızlar tarafından paylaşılmıştır.

    bu yüzden atatürk türkiye'yi anti-emperyalist doktrin üzerine kurmuştur. türkiye'nin kuruluş felsefeleri olan misak-ı milli, kuvay-yi milliye, tevhid-i tedrisat, devletçi ekonomi sistemi tamamen ani-emperyalist doktirinler olup türkiye'nin güvenlik, iç-dış politika, savunma, eğitim ve ekonomi alanlarında tam bağımsızlığını hedefler.

    türkiye atatürk tarafından kurulan sosyal ve ekonomik sisteme geri dönmediği sürece dış mihraklarından oyunlarından kurtulamaz. türkiye'nin dış mihrakların oyun alanı haline gelmesinin nedeni dış mihrakların güçlü olması değil, türkiye'nin kötü yönetilmesidir.

    dış mihraklar kurtuluş savaşı yıllarında da çok güçlüydüler ama atatürk liderliğindeki ankara hükümeti dış mihrakları geldikleri gibi gönderdi.

    özetle bu iş rte ve akp ile olmaz, olamaz ve olamayacak da. bunu biliyoruz ama artık bunu yaşayarak göreceğiz. 2023'e kadar bugünlerden daha da kötülerini göreceğiz, maalesef.
  • babam tayyar, üstünüze afiyet biraz keyif düşkündür. daha geçenlerde abd'de çalışan tanıl(d) dayımdan aldığı borç ile daha geniş bir eve taşıdı bizi. dayımlar'ın bizim alt komşu ir(f)an ile arası bozuk, komşu irfan buna kazık mı atmış ne, o yüzden tembihledi babamı, ama o irfandan uzak dur, sakin iş yapma diye.

    neyse geçen bir öğrendik, babam ne yapsa, bizim rıza ile atilla vasıtasıyla irfan ile dayıdan aldığı paralarla iş çeviriyormuş.

    dedik baba, böyle olmaz, tanıl dayı öğrenirse bizi fena yapar, daha borcumuz bitmedi. yok dedi, böyle evlat olmaz olsun, hainsiniz, sizi evlatlıktan atacam falan dedi, kestirip attı.

    geçen duyduk ki babamın parayı batırmış rıza.
    bizim rıza bakmış durum kötü, tanıl dayıya anlatmış durumu, abi affet, bu atilla yedi tüm boku tayyar ile demiş, sıyrılmış işin içinden.

    hikayede dış mikrak, papaz mı nerde?

    dış mihraklar hikaye, abd'ye atılan kazık şahane!
  • doların yükselmesi millet reis konuştukça döviz stoğu yaptığı için oluyor. boşuna bas bas bağırmıyor adam yastık altını boşaltın diye. ülkede döviz var, sadece dolaşımda değil. ondan bu fırlama. adamın kafası bozulur bayburt'dan amerika'ya savaş ilan edip obüs ateşleyebilir, o kapasite var. millet de bunun farkında. döviz stoklayıp pozisyon alıyor kendine göre.

    bayburt mitingi sırasında istanbul'da bir çok banka şubesi döviz taleplerine yetişemedi, bir çok şubede döviz bitti. işte bu sebepten ötürü.