şükela:  tümü | bugün
  • çok da belli olmayan

    mesela deniyor ki “küresel finans çevreleri türkiye’yi batırmak istiyor”

    ee iyi de aynı küresel finans çevreleri türk devleti’ne, bankalara, şirketlere milyarlarca dolar borç vermiş. herifler ülkeyi batırsa alacaklarının üzerine bir bardak su içecek. gerizekalı mı lan bunlar?
  • bizim dünya'da söz sahibi olmamızı istemiyorlar.
    boşuna dünya liderimiz demiyor dünya beşten büyüktür diye..
  • türkiye'nin dış güçler için, diğer 3. dünya ülkelerinden veya ortadoğu ülkelerinden farkı olmadığını idrak edemeyenlerin var sandığı bir algı. bir alıp veremedikleri yoktur demiyorum, elbet vardır ama özel bir anlam yüklemeye gerek yok.

    sanıldığı gibi korkulan, bölgede söz sahibi (olsak bile birilerinin amacına hizmet içindir), kıskanılan bir ülde değiliz. zaten devletler (akıllı devletler) çıkarlarına bakar. çıkarına uyuyorsa kullanır, uymuyorsa uydurmaya çalışır. bunun başka bir kriteri yoktur, olması da düşünülemez. romantik tavırlarla siyaset yapılamaz, ülkeler duygularıyla değil çıkarları ile hareket eder. halk bunu idrak edemediği sürece, ''bizi gısganıyorlar yehu'' diye düşündüğü sürece ne yazık ki bir ilerleme kaydedemiyoruz, kaydedemeyiz gibi de duruyor.
  • ne yaparlarsa yapsınlar;

    benim çorumlu'mun çankırılı'mın yozgatlı'mın üstün büyük resmi görme kabiliyeti karşısında apışıp kalmaları.

    roket takımı gibi ipne dış mihraklar hep kaybediyorlar hiç vazgeçmiyorlar be!
  • alıp veremedikleri yok. sadece atatürk’ten çok korkuyorlardı şimdi çok rahatlar. onun güzelliği var üstlerinde
  • olayın sosyal medyada yandaş medyanın rezil abartmaları ile lanse edilmesinin yanı sıra, belli ölçüde gerçeklik payını ekonomi ve tarih okumuş biri olarak, yıllar yılı süre geldiğini söyleyebilirim ki bu konuda isteyen olursa tartışabilirim.

    kısaca değinmek gerekirse, "dış mihraklar" yani, yatırımı olan şirketler, bankalar, bireysel yatırımcılar elbette paralarını isteyecekler ve elbette batmamızı istemezler.

    fakat zaten türkiye ve benzeri gelişmekte olan ülkeler son yıllarda çok fazla kriz ve darboğaz yaşamış ancak hepsinden normal şekilde çıkmışlardır. para babalarının bu ülkeler ile olan çıkar ilişkileri klişe tabir ile "arka bahçe" olarak kullanmalarına dayanmaktadır. türkiye de bu noktada "too big to fail" statüsündedir, yani kaybetmeyi göze alamazlar.

    ancak ekonomi kötü gidip bir kriz çıktığında, destek ve yardım paketleri ile toparlanması sağlanır ki bu paketler iyiliğimiz için gibi gözüküyor olsa da uluslararsı alanda pek çok hakkımızı satmış oluruz.

    yandaş medya türkiye'de birinin burnu kanasa dış mihraklar kanattı olarak lanse etmese belki de bu konuda herkes daha duyarlı olabilecek.

    bu benim nadide düşüncem, gözlemim. eğer bunların hayal dünyasından olduğunu düşünüyorsanız, tarihsel ve ekonomik olarak daha fazla örnek sunabilirim, yeşillendirmeniz yeterli.
  • dış mihrakların bölgede demokrasi getiremediği tek ülke türkiye. daha önce sırasıyla komşularımız ve yakın ülkelerimiz ırak'a ve suriye'ye demokrasi armağan eden dış mihraklar, iran'a da müthiş bir ticaret anlaşması armağan etmiş ve iran'ı dünya ticaretinin merkezine koymuşlardır.

    işte bu demokratik rejimlerin ve ekonomik gelişimlerin öncüsü olan dış mihraklar türkiye'ye hem ekonomik gelişmişlik hem de demokrasi armağan etmek istiyorlar özellikle son 20 senedir. efendim 28 şubat idi, e-muhtıra idi, 17-25 aralık idi, 15 temmuz idi çok uğraştılar ama bize demokrasiyi bir türlü getiremediler. bu çabaya hâlâ azimle devam ediyorlar.

    dış mihrakların türkiye ile alıp veremediği şey demokrasidir yani.
  • tam yönetilemiyor...

    hiçbir zaman.
  • patates üzerinden ülkeyi bölmeye çalışmalarıdır.
  • güçsüz olursanız, en küçük organizasyonlardan tutun, en gelişmiş ve kamu gücünü kullanan devlet organizasyonlarına kadar her daim dış mihrak olur.

    aynı ülkede yaşamanıza rağmen dış mihrak kimi zaman komşu ildir ( kocaeli - sakarya ), aynı ilde olursunuz yan ilçedir bu kez, hatta aile içerisinde yeri gelir teyzedir, kuzendir.. kısaca " dış mihrak " en kaba tabiri ile sizin iyiliğinizi istemeyen ve başarılarınıza hasetlik besleyen her türlü oluşuma denilebilir.

    sanıyor musunuz batı ülkeleri kendi içerisinde çok barışık birbiri ile yahut şu an dünyanın en nefret edilen ülkelerinin başında gelen a.b.d. ve israil'in hiç mi dış mihrakı yok ?

    güçlü ve başarılı olmanın bedeli özelde akraba, eş, dost hasetliği ve devletler arası ilişkilerde ise bizde hep yapılan yanlışları kamufle etmek için kullanılan "dış mihrak" etkinliğine maruz kalmaktır.

    şimdi gelişiyoruz diyorsunuz ama her taşın altından yine sana göre dış mihrak çıkıyor ise bu senin zaafiyetini gösterir.

    aslında bu kadar eylemin failinin dış mihrakların olması dahi yönetimin başarısızlığını gösterir, yönetimin yegâne görevi bir yandan gelişirken bir yandan da ülkeyi dış tehditlere karşı korumaktır, lobiler bize saldırıyor diyerek insanların dikkatini başka yöne çekmek değil.

    ama hem gelişeyim hem de hiç dış oyunlar olmasın deniyor ise bunun ile ilgili " hem ayranım dökülmesin hem de saçım bozulmasın " atasözü cuk oturacaktır.

    baylar ve kadınlar; ( korkudan bayan diyemedim *) paranoyayı bırakın, dış mihraklar virüs gibidir, bağışıklık sistemin zayıf olur ise, beyin fonksiyonunu yerine getirmez ise vücudu her an istila etme imkânına sahip olur.

    umarım-ki zor görünüyor dış mihraklara değil, dış mihrakları telaffuz eden ve gerekli tedbirleri almaktan imtina eden insanlara tepki gösterecek olgunluğa ulaşır millet.