şükela:  tümü | bugün
  • birinci dünya savaşı sırasında propaganda filmleri çeken ve 1918 yılında savaşın sona ermesiyle işsiz kalan alman sinemacılar tarafından ortaya çıkan; kişisel düşünceme göre gelmiş geçmiş en stylish sinema akımı. 1930'ların başına kadar güzel örnekleri sergilenmiştir. bu tarzın en önemli özellikleri ışık oyunları ve sürreal set tasarımlarıdır. alman dışavurumculuğunun ilk örneği olarak 1919 tarihli the cabinet of dr caligari kabul edilir. friedrich wilhelm murnau'dan nosferatu ve fritz lang'dan das testament des dr mabuse, metropolis ve m, alman eksprezyonizminin en iyi örneklerindendir.
  • dışavurumcu alman sinemasının en belirgin özelliklerinden biri, dış çekimlerden kaçınmasıdır. sanatçılar kafalarındaki atmosferi yaratabilmek için iç mekanları seçmişlerdir. dekor, kostüm ve ışık önemli öğelerdir. bu akımın birçok örneğinde dekor, oyunculuğa üstün gelmiş ve oyunculuk dekora uydurulmak zorunda kalınmıştır. bu akımın yaşandığı dönem, alman sinemasının en kayda değer dönemidir.

    the cabinet of dr caligari ile yüzeysel dekor anlayışı başlamıştır. bu, derinlik duygusunu sağlayamaz. bilinçli çarpıtılmış bir perspektif ve birbirini kesen eğri hatlar karamsar, içinden çıkılması olanaksız görülen mekanlar yaratmıştır. bu dönem dekoratörleri aynalara ve görüntüyü yansıtan diğer malzemelere de düşkündüler. dışavurumcu alman sineması, doğanın taşıdığı "sahte gerçekliği" kendi algı ve duygu süzgecinden geçirerek teknik olanaklar elverdiğince dekora aktarmıştır.
  • 1919 ile 1933 arasında bulunmaktadır. bu akım sinema dünyasına sıçramıştır. sinemadaki dışavurumcu anlatımlarda trajedi, korku ve kaos göze çarpmaktadır. işık ve gölge arasındaki kontrast sert, dekorlar uçuk, aktör ve aktrislerin mimikleri abartı ve teatraldir. erken dönem dışavurumculuğun en önemli yönetmeni robert wiene’dir. orta dönemde ise fritz lang ve friedrich wilhelm murnau gibi yönetmenler ortaya çıkmıştır. fritz lang’ın mimar olması ve murnau’nun da tiyatrocu, filolog ve sanat-tarihçisi olması bu dönemi oldukça etkilemiştir. 1919 da wiene imzalı das kabinett des dr. caligari bu dönemin başlangıcı olarak görülebilir ve bu film aynı zamanda ilk korku filmidir. 1922 deki murnau imzalı nosferatu ise pastoralizmin dışavurumculuk ile birleştiği noktadır. lang’ın metropolis’i ise –1926- halksal ayrımcılık ve özgürlüğü ele almaktadır. bu film faşist hükümetin ayak sesleri olarakda nitelendirilebilir. 1931 de çekilmiş olan gene lang imzalı m ise halkın isyanı olarak nitelendirilebilir. dışavurumcu sinemanın bitmesinin sebepleri oldukça basittir. sesli film sektörü genişlemiştir ve alman sineması kendine bir yer bulamamıştır burada, bunun yanısıra nazi hükümet başa geçmiş ve sinemada kendi propagandalarını görmek istemiştir, son olarak amerikan filmleri halka daha kolay anlaşılabilir basit anlatımlar sunmuştur.
  • bu dönemde fantastik dünyaya ışık tutan belli başlı filmler şunlardır:

    prag'li öğrenci (1913)-yön:stellan rye

    golem (1914) -yön: henrik galeen

    homunculus (1916) -yön:otto rippert

    doktor kaligari`nin muayenehanesi (1919) - robert wiena ...

    bunlardan doktor caligari'nin muayenehanesi'den kısaca bahsedecek olursak bu film robert wiena tarafından yönetilmiş olup, dışavurumcu sinemanın başlangıcı kabul edilir. psikolojik filmlerin ilk örneği olarak kabul edilen bu filmin senaryosu karl mayer ve hans janwitz tarafından yazılmıştır. filmde dr. caligari adlı birinin "cesare" adlı bir genci hipnotize edip ona cinayetler işletmesi anlatılır. film "öznelliğin" beyaz perdedeki yüzüdür. görsel bir şöleni andıran filmde insanların öfke, şiddet, sevinç gibi duyguları dekorda yer alan simetrik şekillerle anlatılmaya çalışılmıştır. kısaca ekspresyonist sinema "ben'in" derinliklerine inmiş, görüneni görünür kılmış ve kompleksleri ve kötülükleri görüntülemiştir. insan içine ayna tutar.
  • örneklerine aşağıdaki linkten ulaşılabilecek sinema akımıdır.

    http://www.archive.org/details/german_cinema
  • bendenize bir grup helga ve hansın çayır çimen maceraları hatırlatıyor inatla. bir de utanmadan yazıyorum değil mi? hary potter da ne filmdi ama!
  • dönemin almanyasının (i. dünya savaşı sonrası) hakim siyasi ortamı, bu sinema akımının en belirleyici dış faktörlerinden biri olmuştur. mevcut belirsizlik, kriz, otorite boşluğu gibi etmenlerin yansımaları filmlerde, keskin ışık ve gölge kullanımları ve olağandışı dekor uygulamalarında kendini göstermiştir. en basit tanımıyla halet-i ruhiyeleridir filmleri. zaten hiç bir zaman öncelikleri estetik haz olmamıştır, daima heyecan yaratmayı amaçlamışlardır.
  • bir de malavurumcu alman sineması vardır ki biz buna halk arasında yeni realist izdüşümsel ekpresyonist sinema akımı, yani kısaca miki filmi diyoruz. undebah!
  • alman dışavurumculuğunun cadıları, dünyanın “iyi, gerçek ve adil olmayan” bir döneminde yıkıma uğramış bir toplumun attığı çığlıkların bilinçdışında uyanan yarasalarını serbest bırakmıştır. gündüz vakti sokağa çıkan yarasaların saklanmaya ve gölgelere ihtiyacı vardır. bu ihtiyaç, insanın eliyle bozduğu bir dünyanın, bozulmuş biçimiyle hakikate dair ipuçlarını taşıyan bir gerçeklik görüntüsü sunar. görüntü, gerçekçi değildir ve fakat görüntünün işaret ettiği gerçeklik almanya’nın hakikatine dair ipuçları taşır.
  • 1900'lü yıllarda fransa, rusya, ısveç, norveç, çekoslavakya ve polonya ile tek tük ıngiltere ve amerika’da görülen bu akım gerçek anlamda kendini tüm sanatlardaki gelişmesiyle almanya’da göstermistir. normal olanin dışına taşan, insanın bilinç altındakileri dışarı taşıması, yansıtması olarak söyleyebilecegim bu akım dilimizde”ıfadecilik, anlatımcılık, kendilikçilik, ruhsal yaşantının içerikleriyle, tinsel içerikleri dile getiren çağdaş sanat akımı olarak karşılık bulur.” öncelikle resimde görülmüş, daha sonra heykel, mimari, edebiyat, tiyatro ve müzige yansımıştır. “duygusal tepkileri yansıtmak amacıyla çizgi ve rengin doğadan bağımsız kılınarak oldukça özgür bir biçimde kullanımıyla, kalın boya hamuru yoğun renk, karşıt degerler ve biçim bozma resimde kullanılan ekspresyonist üsluptur.dışa vurumcu akım en çok almanya’da talep görmütür. bunun temelinde de germen ülkelerinin yaşadığı toplumsal bunalımlar ve baskı rejimlerinin etkisi vardır.
    1919-1939 yilları arasında almanya’da alman dışavurumcu akımın etkisi ile dışavurumcu alman sineması ortaya çıkmıstır. “disavurumculukta gölgeli bir ışıklandırma, gerçeküstü bir dekor, yapay rol yapma ve gerçek olmayan bir dünyada gezinen kameranın aşırı üslubu dikkat çeker. filmlerde kaba ve barbar görüntüler hakimdir.
    dr. caligari’nin muayenehanesi
    sinema tarihinde çok önemli bir yeri olan dr. caligari’nin muayenehanesi adlı film 1920 yılında robert wiene tarafından çekilmişen önemli dışa vurumcu alman filmlerinden biridir.
    filmde oyuncular oldukça abartılı ve teatral bir oyun ortaya koymuşlardır. özellikle dışavurumcu alman sinemasında oldukça fazla görülen abartılı oyunculuk filmde fazlaca yer alır.dekorlar oldukça göze batmaktadır. doğal olmayan bu dekorlar dışavurumculuğun izlerini taşır. özellikle eğri çizgiler abartılı cisimler(sandalye vs.)simetrik olmayan oda dekorları ön plana çıkmaktadır.
    filmde yer alan konu dönemine oldukça uygundur. bir güç mücadelesi oldukça psikolojik ve dramatik bir biçimde ele alınmıştır. kişilerin ruh durumları filmin konusunda çok önemlidir. bir doktorun uyurgezer bir insanı kontrolü altına alma çabası ve hatta bu konudaki takıntısı oldukça iyi bir biçimde sunulmuştur. ayrıca filmdeki ‘mağdurlar’ çok iyi bir şekilde ele alınmış bunlar anlatılırken soyutlama ve simgecilik gibi yöntemler tercih edilmiştir.
    dışa vurumculuğun en önemli nanesi ise bu filmde de vardır.tamamı doğal olmayan ışıkla çekilmiştir. büyük gölgeler bunun en belirgin göstergesidir. bunun dışında yakın çekimlerdeki gölge kullanımı dramatik etkiyi artırmıştır.