şükela:  tümü | bugün
  • ağızdaki bilumum kanlı tükürük,pamuk,diş parçası vs artık ne varsa püskürterek dişçinin amacına ulaşması sağlanmalıdır.
    bak bi daha çalışıyo mu..
  • acı vereceğini bilen herkes karşısındakini konuşturmak ister.

    hemşire iğneyi basacakken neyle geldiniz diye soruverir, sana ne hemşireynım, işinize bakınız diyecekken tam ben mi dediğiniz anda iğneyi daldırır.

    ağdacı, sıcak sıcak ağdayı yapıştırır oranıza buranıza, tam çekecek artık diye beklerken siz ne kadar olmuştu bir önceki ağdayı yapalı diyiverir, siz 3 hafta demenizle cart...

    ancak dişçide daha dertlidir bu eylem, konuşma aracınız aynı zamanda dişçinin de elindedir, mazallah hart diye ısırabilirsiniz doktoru ama onun haberi yok.

    işte dikkati, algıyı başka yönlere çevirmek adına bu konuşturmacalar.
  • hastayı kendine bağlamanın en güzel yoludur. adeta pazarlama dehasıdır. neden mi efendim?

    farzı mahal, hasta dişçilerden nefret etmektedir. aynı anda 20 hemşire kendisine iğne yapsındır ama dünyanın hiçbir dişçisi dişini oymasındır. senelerce dişçiye gitmesin olur. ama artık öyle bir gün gelir ki, yirmilik dişinin ağrılarına 3 sene dayandıktan sonra gözleri yaşlı bir şekilde tanıdıklara bildik güvenilir dişçi soruşturmaya başlar. ve 4 aylık bir hikaye başlar.

    dişçinin kendisi dünyanın en geveze insanıdır, yanındaki asistanıyla zaten her gün konuşmaktadır, ve dolayısıyla abi yeni bir heyecan aramaktadır hayatına.. o yüzden hasta o koltuğa daha oturmadan önce kendisi başlar konuşmaya. *dişi oyarken konuşur, dolguyu doldururken konuşur, yükseltiyi yontarken konuşur, kanalı yaparken hele saatlerce susmak bilmez..* sonra yavaş yavaş sıra gelir hastaya.. önceleri sadece "acıyor mu? ne kadar acıyor? iğne yapayım mı? elma sever misin?" gibi sorular sorarken, zamanla muhabbetin içeriği derinleşir. pek sevgili dişçi bey, haftada bir kendisine gelen hastasının ıcığını cıcığını öğrenir, hastasıyla başka hastaları çekiştirir, beğendiği aktör muayenehanesine geldiğinde pek sevgili hastası için ikisini tanıştıracak konular açmaya çalışır, her seanstan sonra şöyle güzel bir kahve yapar hastasıyla karşılıklı sigaralarını içerler vs. sonuçta, o eskiden çok çok korkulan dişçi koltuğu bir nevi arkadaşın evindeki alalade bir koltuk gibi olur, gelsin kanallar gitsin yirmilikler peheyyyt denir..

    getirisi gerilimsiz dişçi seansları ve sağlıklı dişler, götürüsü ise yıllık maaşın %30luk bir kısmıdır..
  • bir de bu eylemi ağızda dolgu aleti, yardımcı bir elin yarısı ve dolgu yaparken o bir şeyler püskürten alet ve dişçi elinin dörtte üçlük bir kısmı varken yaparlar ki tadından yenmez.

    - bak ağrıyo mu şuraya bastırınca
    + ..gr...grr
    - ağrımıyo mu, devam edelim o zaman
    + ....!!! (kaşlar kalkar, yüzde en belirgin acı ifadesi oluşturulmaya çalışılır.)

    ağız içi boşaldıktan sonra

    + ağrıyoooooooor
    - aa niye söylemiyorsun canım bir uyuşturucu daha yapardık, ağrıdığı zaman söyleyeceksin. olmaz ki böyle
  • eğer aile dostuysa yaşamak zorunda olduğunuz bir deneyimdir. yılların verdiği tecrübe ile artık kaş ve inleme kombinasyonu ile ufak da olsa mealinizi anlatabilecek duruma gelmişsinizdir.
    -ee baba naptı o işi görüşemedik de
    -gmhhhghh(acıyo ulan bastırma)
    -bura acıdı dimi dayan, akşam bir tel açayım o zaman
    -hhhş(inşallah doğru dişi deliyordur denyo)
    -senin de muhabbete doyum olmuyo ya çocukken de böyleydin.
    -tühüürüüüm müü?(tükireyim mi?)
    -ha tükür tükür çalkala iyice.
  • atatürk üniversitesi diş hekimliği fakültesinde konuyla ilgili şöyle bir olay meydana gelmiştir:

    bölümün en sert hocalarından biri orta yaş bir teyzeye bakmaktadır. teyze erzurum'un köyünden gelmiştir. neyse efendim; hoca, teyzemizin dişine birşey yapar ve olup olmadığını anlamak için teyzeyi konuşturması gerekmektedir.

    hoca: nerde oturuyorsun sen?
    teyze: vışşşş goca heriff neetcen!!

    hocamız teyzeyi o halde bırakıp gider. tedaviye asistanları devam eder..
  • ince bir terapidir.
    aslında önemli bir durumun yok imajı vermek ve hastayı kendisi gibi sağlıklı olduğuna inandırır doktor.
    gerçekten de insanı rahatlatır ve zamanın hızlı geçmesini sağlar, bu durumda işkence ortadan kalkar.
  • (bkz: marathon man)
  • mesleki espri anlayışının talihsiz bir sonucudur.. kendisinden başka kimse eğlenmez.. seinfeld'in anti dentite bölümünde çok güzel irdelenmektedir..