şükela:  tümü | bugün
  • ağızda diş kalmayacağının ilk işaretidir..
  • dişçiden "buyrun, tükürebilirsiniz" sözünü duymakla uzayıp giden salyayı silme çabası arasında, muhtemelen dişçide yok olmakta olan duyguların hastadaki karşılığı. ayrıca, kişinin başka bir dişçinin koltuğunda çıkaracağı canhıraş sesleri çıkaramama, morarma, ama aşık olunan dişçiden "bravo çok dayanıklıymışsınız"* * şeklinde bir iltifat alma sebebi.
  • sonrasında "diş doktoru" lafının öğrenilmesi gereken olay.

    (bkz: dişçilerin diş doktoru kompleksi)
  • korkulana ilgi olgusuyla açıklanabilir.
    ahmet mete ışıkara da deprem zamanında en seksi erkek seçilmişti neticede... olur.
  • ortodontik tedavi gören bir çocuksanız, bu uzun ve çok acılı süreci atlatmanıza çok yardımcı olacak heyecan.
  • britney spears ın paparazzilerle flört etmesiyle aynı parelellikteki davranış biçimi. namı diğer stockholm sendromu.
  • ağız ve diş sağlığınızla ilgilenen doktora hasta olmaktır. psikiatristine aşık olan deli misali.
  • sık sık çektiğim diş ağrıları fiziksel olarak bana en çok acı veren şeyler listesinde her daim üst sıralarda olagelmiştir, zira dişlerimin sorunları, daha çok kalıtsal nedenlerden, bitmek bilmemiştir. oysa ki ortaokul yıllarında diş doktorumu değiştirene değin bu sorunum benim için bir baş ağrısı olmaktan oldukça uzaktı.

    ilk diş doktoruma o zamanlar yaşadığımız apartmandan bir komşumuzun tavsiyesiyle gitmiştim. diş macunu reklamlarından aşina olduğumuz kır saçlı, bakımlı, karizmatik erkek dişçilerden değildi. tersine, güleryüzlü, sempatik, genç ve işinde çok başarılı bir kadındı ilk diş doktorum, füsun abla. bekleme salonunda beklemek bile bana çok çekici gelirdi. şehirlerarası otobüsler kadar olmasa da oldukça kısık bir sesle hoş ve sakin parçalar çalan bir radyo istasyonu açık olurdu genelde. orada bir aktüel derginin son senenin tüm sayıları bulunurdu. o sıralar başka bir yerde pek göremediğim için ilgimi çektiğinden ben de mümkün mertebe göz atardım onlara.

    pek çok çocuğun ilk dişçi anıları kabus gibidir. oysa benim için durum tam tersiydi. füsun ablaya o sıralar mümkün olduğunca gitmeye çalışırdım. diş sağlığı için bu yapılması gerekli bir aktivitedir şüphesiz, ancak ben, evet kendime bile yeni yeni itiraf ediyorum, füsun ablaya aşık olduğum için gidiyordum bu muayenelere daha çok.

    yıllar yılı, o zamanki evimizden taşınana kadar dişlerime hep füsun abla baktı. ama onu bırakmamın nedeni taşınmamız değildi. inanmayacaksınız ama onun evlenmiş olmasıydı neden. kendisi gibi bir dişçiyle evlenmiş ve aynı muayenehanede beraber çalışmaya başlamışlardı. bir süre denedim ama sevdiğim kadının evlenmiş olduğu gerçeğinin yüzüme bu kadar vurulmasını daha fazla kaldıramadım. füsun ablaya en son, yapmış olduğu bir dolgu düştüğü için gitmiştim, ve o anda acil bir işi çıktığı için -oyun bozan- kocası bakmıştı bana onun yerine. o günden sonra oraya bir daha ayak basmama kararı aldığımda yeniden düştü dolgu. ama kendimi yine de içi boş bir dişle yaşamaya alıştırdım.

    o'ndan sonra dişlerim konusunda hiçbir şey eskisi gibi olmadı. artık 3-5 yılda bir, ancak dişlerimde ciddi bir sıkıntım olduğunda, füsun abladan daha tecrübeli ve yetenekli, ancak erkek olduğu için haliyle daha az çekici olan diş doktoruma gidiyorum. her seferinde gitmekte geciktiğim için tedavilerim de her seferinde oldukça zorlu geçiyor. içi boş olan dişim de durumu daha kötüleştiği için çekildi, hayatımdan da çıkmış oldu böylece tamamen...