şükela:  tümü | bugün
  • sorulan bi soruya evet cevabını verdiğiniz an'da bile gidebileceğiniz yer ..
    öğretmen : ben salak gibi mi gözüküyorum
    öğrenci: hı-hı
    öğretmen: yürü hadi ..

    haa şudur ki disipline gitmenin hiç bi negatif yönünü görmedim ...
  • caesar'la derste güreş yaptığımız nedeniyle olan olay.
    (bkz: yuh artık)
  • ileri görüşlü insanların,mezuniyetin üzerinden yılar geçtikten sonra arkadaşlarıyla biraraya geldiklerinde birbirlerine anlatmak için lise yıllarında yaptıkları aktivite
  • dosyanıza işlenir, universite sonrasında başınıza çok büyü belalar açar diyekorkuttukları ama genelde lafta kalan kurul. okulu hapishaneye benzeten oluşum.
    -n yıl okudun kendini eğitilmiş hissediyormusun?
    -evet

    (bkz: shawshank redemption)
  • sürekli isteyip bir türlü basaramadigim aktivitedir.hep ders esnasinda soguk müdiriyet koridorunun tozlu yollarini asik suratla asma fantezisi kurmama ragmen olmadi olamadi.ilginic bir gidisat olsa gerek ki bu yasta bile anisi tazedir.
  • ortaokulda disipline gitmenin anlamı yoktur. hocalar çağırıp, uyarı aldın zart zurt dese de bunlar hiçbir yere işlenmez. lisedeyse işler biraz daha tehlikeli bir hal alabilir. tasdikname alan garibaları* bile gördüm. daha eğlenceli olanları sınıfın toplu halde disipline gitmesidir, daha doğrusu disipline gidilmez, disiplin size gelir. tabii ki hiç bir şekilde geri dönüşümü olmaz.bu minvalde bir anımı serpiştirmek isterim.
    yıllarca ders anlatmayan, sınıfta söylediği tek laf "fotomaçınız var mı?" veya "kalksın biriniz anlatsın" olan ünlü bir türk büyüğünün* aklına nerden estiyse ders anlatmak gelmiştir. hoca güzelce dersini anlatırken dalan bir öğrenci* kendi kendine şarkı mırıldanmaya başlar. hasan bey bir an durur. "kim söylüyor, ders anlatıyoruz burada" diye çıkışır. tabii kimseden cevap gelmez. neyse töbee töbee der ve anlatmaya devam eder. bu sefer de dalan başka bir öğrenci* uu just a girl, in the world meyanında bir parçayla derse eşlik etmiştir.
    ama hasan bey bu defa dayanamaz, çıldırır. sınıfa bunu kimin yaptığını sorar, cevap gelmeyince de bütün sınıfı disipline vermekle tehdit eder. bir iki salak kimse söylesin modunda insanlara pis pis bakar. tehdit bir işe yaramayınca disiplin kurulu üyesi olan hoca, yanına kurul başkanı olan müdür yardımcısını ve bir tomar dosya kağıdını alıp gelir. "bir şey duydunuz mu?", "o sırada ne yapıyordunuz?", "kimin yaptığını biliyor musunuz?" gibi soruların cevaplanmasını isterler.herkes yazar bir şeyler. aradan günler geçer...
    hoca derse girer "evladım siz ne biçim sınıfsınız, kimse itiraf etmemiş. bir de üstüne beni rezil ettiniz" der. meğer "o sırada ne yapıyordunuz" sorusuna kimse "dersi dinliyorduk" yazmamış, çeşitli acubik cevaplar vermiştir. "walkman dinliyordum", "gölge oyunu oynuyordum"(neyse artık bu), "dalmışım", "uyuyordum hocanın sesine kalktım" gibi cevaplar karşısında disiplin kurulu ne yapacağını bilememiş, kimse cezalandırılmamıştı.

    (bkz: bu da böyle bir anımdı)
  • "kopya çekmeye yeltenmek*" suçundan dolayı yıllar önce bir arkadaşımla birlikte 1er gün uzaklaştırma almamıza neden olmuş eylem ,fiil.
  • disipline gitmenin bir çok yolu vardır. deste stabilo kalemle kaset sarmak, hocanın çantsını japon yapıştırıcısıyla masaya yapıştırmak, istiklal marşı okunurken geğirmek yada bu olaya gülmek, ön sırada oturan ve gıcık olduğunuz kızın sandalyesini tam oturacağı sırada altından çekmek ve bu suretle belini incitmesini sağlamak, günlük tutmak ve tuttuğunuz günlüğü okula getirmek, disiplin kurulunun ansızın yaptığı aramalarda elinizde bir tomar bildiriyle kalakalmak, kırmızı ayakkabı bağcığı takmak, okulun arka bahçesinde un savaşı yapmak, sınavdan sonra nasıl olsa ders boş geçer diye sınıfa gitmemek vs. vs. bütün bunları yapsanız bile disiplin cezası almanız garanti değildir. ve bir süre sonra "disiplin" kendi kelime anlamından kurtulur ve bazen yalnız bazen arkadaşlarla gidilen, gidildiği gibi gelinen, gelmeden gidilemeyen bir "yer" olur sizin için. bu yerde sizi tehdit eden, bağıran, velinizi çağıran biri yada birileri olur. severdim ben orayı