şükela:  tümü | bugün
  • kaygısızlık.

    yeni ortamlara, yeni insanların arasına (dili, yaşı, hayat görüşü, şunu bunu sizden çok farklı olan insanların arasına) girerken hissedilen kafa rahatlığı.

    misal "30 yaşından sonra üniversiteye yeniden başlamak" gibi normal insanların, normal şartlar altında biraz düşünerek, tereddütle alabileceği radikal kararlar; dışlanmaya alışkın biri için "çok da fifi" adımlardır.

    yukarıda bahsi geçen misal için
    * normal insanın düşünce balonu:
    "eğitim her yaşta mümkün dedik, çalıştık kazandık, geldik oturduk bebelerin arasına. bu ortamda bunca yılı nasıl geçiririm, dışlanır mıyım, ne bok yerim diye tırsıyorum ama özgüvenim yerinde (buna ben de inanmadım şu an). neyse... şirinlik, girişkenlik veya bonkörlük yapıp kendimi sevdireyim, kulüplere her yerlere üye olayım, liderlik görevi üstleneyim, hocalara yakın olayım, bir şeyler yapayım da adapte olayım ortama. yalnız kalmamak lazım."

    * hayatı boyunca dışlana dışlana dışlanmaya alışmış insanın düşünce balonu:
    "çıkışta kırtasiye alışverişine gideyim <3"

    edit: "normal insan düşünce balonu" paragrafında yazılı olanlar bir tarafımdan uydurulmamış, geç yaşta yeni bir eğitim macerasına atılarak gençlerin arasına düşen iki arkadaşın anlattıklarından derlenmiştir.
  • debe'de gezinirken yeni insanlarla tanışma hevesinin kalmamasını yaşa bağlayarak açıklayan bir entry gördüm de aklıma geldi;

    eğer ilköğretim çağlarından beri taşınma, okul değiştirme gibi nedenlerle hep "yeni gelen" olduysanız...
    durup dururken çabucak kaynaşmanızı sağlayan şeytan tüyüne sahip değilseniz.
    ortama adapte olayım diye kasmaktan yıldıysanız...
    dışlana dışlana baydıysanız...

    yaştan tamamen bağımsız olarak yeni insanlarla tanışma hevesiniz olmaz. bu sizin normalinizdir. gerçek hayatta bile sanalmış gibi anonim gezersiniz adeta. sülaleniz raaddır.
  • yüz okuma bilimi dalında profesörlüğe yükselmek.

    dışlana dışlana ilk görüşte arkadaş seçmeyi öğrenmek;
    "bu beni dışlar, bu da dışlar, bu hiç işe yaramaz, şu fitne fesat... hmm şurdaki öyle dan dun agresif gibi konuşuyor ama yüzüne bakılırsa rahat* birine benziyor ona yanlayayım..."
  • kendimi bildim bileli birilerinin beni dışlamasına kalmadan kendimi dışlamak/soyutlamak gibi bir huyum var. yıllar içinde çok faydası olduğunu düşündüğüm için bırakmaya çalışmadım bunu. faydaları ise şunlardır: insanların sözlerini duymaya gerek dahi kalmadan sadece hareketlerine ve yüzlerine bakarak bile notunu verebilir hale gelirsiniz. o kişi sizin düşmanınız mı olacaktır yoksa dostunuz mu kolayca anlayabilirsiniz. zaman içinde gelişen pratikle bu hisleriniz o kadar gelişir ki sektirmezsiniz. bu sayede kötü enerji aldığınız insanla en ufak bir iletişim kurmaya tenezzül dahi etmezsiniz. bir diğer avantajı ise insanlara sıfır beklentiyle yaklaşırsınız, sanki karşınızdaki işlevsiz bir yaratıkmış gibi. bu yüzden size kötü bir şey bile yapsa o kişi o kadar umrunuzda bile olmaz ki. çünkü zaten beklentiniz hiç yoktu o kişiden. sadece gerçek yüzünü ne kadar çabuk gösterirse o kadar iyi olduğunu düşünürsünüz.
  • dışlanmak değil esas olarak bir gruba sürekli dahil olmak sizi korkutur, bağımsızlığına gölge düşecek gibi gelir, içiniz sıkılır. paşa gönlünüz istediği gibi davranamayacak diye darlanırsınız.

    o nedenle ne kadar sevsem de insanlarla hep belli bir mesafe içindeyimdir. yediği içtiği sıçtığı bir olan kişileri anlayamıyorum.
  • pandayavrusuyla gerçekler tadındaki avantajlara bir tane de ben ekleyeyim.

    alayına atar, alayına gider yaparken gözünü bile kırpmamak. bir an bile elinizin titrememesi.

    böyle kimsenin önemsemediği veya kabul etmediği, bir başınıza savunduğunuz bir "doğru"nuzun arkasında dururken lazım oluyor.
  • afedersin cok ayıp ediyor a****larım.
  • zorunlu hizmetteki bir tanıdık: " insanlardan sıkıldım. biraz uzaklaşmak, yalnız kalıp kafamı dinlemek için arabama atladım, doğaya kaçtım fırsat yaratıp." deyince düşündüm de... yakıt tasarrufum zirvede.

    insanlar gurbet ellerde bile şak diye çevre edinip pat diye sıkılıyor, yalnız kalmak istiyor. vay arkadaş. ben olsam sap gider sap dönerim, insanlardan sıkılmama doğaya kaçmama falan gerek kalmaz. hem hangi insanlar?