şükela:  tümü | bugün
309 entry daha
  • 19 yaşında birisi olarak kendimde de bulunduğuna kanaat getirdiğim durum.

    wiki'den okuduğum kadarıyla yaklaşık %3-7'lik bir kesimde bulunuyormuş ve derecesi kişiden kişiye büyük farklılıklar içerebiliyormuş. ben disleksiyi otizm gibi bir şey zannediyordum.

    gelelim neden bende de olduğunu düşündüğüme.

    başlıkta da çok kez bahsedildiği üzere harf karıştırma problemlerinden ben de muzdaribim. d, b, p, q ve g harfleri küçüklüğümden beri hep sıkıntı olmuştur bana. bunları yazarken 10-15 saniye duraksayıp hangisinin doğru olduğuna karar verirdim.

    büyük g harfini sürekli tersiyle karıştırırdım. 2'yi bazen çizgisiz sterlin işareti şeklinde, bazen de direkt ters şekilde yazdığım olurdu. normal bir matematik işlemi yaparken 4 yerine saçma sapan bir şekilde büyük a yazardım, bazen de 7 yerine y yazdığım olurdu.

    2 ve 7 de sürekli karıştırdığım rakamlar olmuşlardır. mesela az önce ders çalışmaya çalışırken üç, dört kez 75 yazamayıp ısrarla 25 yazdım.

    kelime olarak da sıkıntı yaşadıklarım var. mesela ilk aklıma gelen piyano kelimesi. bu kelimeyi her kullanmam gerektiğinde 5-10 saniye duraksarım ve piyona ile karıştırmadığımdan emin olmaya çalışırım.

    telefon klavyesindeki otomatik düzeltme benim için olmazsa olmazlardan. yazmaya çalıştığım şeyin doğrusunun önerilenlerde çıkması o kadar büyük bir nimet ki benim için. artık pek kalemle kağıda yazı yazmıyorum ama yazdığım zamanlarda çok zorlandığım oluyor bu yüzden. silip tekrar yazıp aynı hatayı tekrar yazıp bunu üç dört kez tekrarlamak can sıkıcı bir durum.

    bunların çoğunun kendi kendime bazı referanslar oluşturarak üstesinden geldiğimi farkettim. mesela piyano kelimesini kullanırken aklıma her zaman shrek'teki fiona'yı getirip piyona demediğimden emin oluyorum.

    okumayı 5 yaşında kendi kendime öğrenmişim. yazı yazmada ne kadar beceriksizsem okumakta da bir o kadar iyiydim. yazı da yazabiliyordum ama yazmam için o harflere anlık olarak başka bir yazıdan bakmam gerekiyordu o yaştayken. ailem okumayı öğrendiğimi yoldaki tabelaları kendi kendime mırıldanarak okuduğumda farketmişler. bu konunun bununla bir alakası var mı bilmiyorum ama başlıkta da birkaç kişi bahsetmiş.

    bir şeyi dinleyerek veya deneyimleyerek çok iyi öğreniyorum. ama oturup uzun uzun asla ders çalışamıyorum. saatlerce ders çalışmayı planlayıp onuncu dakikada kendimi resim çizerken veya alakasız bambaşka şeylere kaptırmış buluyorum.

    sadece ders dinleyerek lise sınavında (teog) %0,04'lük dilime girmiştim tek bir test kitabı çözdüğümü hatırlamıyorum. tüm olayım derste öğretmenlerin ders anlatırken kullandığı referansların aklımdan çıkmamasıydı.

    mesela çıkarma işleminin elemanları olan eksilen, çıkan ve fark terimlerini hala ilkokulda öğretmenin şarkı şeklinde öğrettiği şekilde aklımda tutuyorum. o melodi olmadan aklıma gelmiyor asla.

    dinci bir aileye sahip olduğumdan küçük yaşta namaza zorlandım. abdest almayı 6-7 yaşlarındayken şarkı şeklinde öğretmişlerdi. 15-16 yaşlarına kadar her abdest alışımda o şarkıyı içimden mırıldanmak zorundaydım. sırayı ancak şarkı sayesinde akılda tutabiliyordum. sonra müslüman olmayı bıraktım o ayrı konu.

    bir entryde empatiyle bağlantılı olduğu yazılmış. bu çok ilgimi çekti. empati hayatımın o kadar büyük bir bölümünü oluşturuyor ki anlatamam. sürekli zihnimi empati yaparken buluyorum ve herhangi bir şeyle sebepsizce empati kuruyorum. bu mutfaktaki karınca olabilir, sokaktaki köpek olabilir, donuld trump olabilir, herhangi bir şey. başkalarının hakkımda ne düşündüğü benim için saatler süren düşünme sürecine dönüşüyor. işin kötü yanı sokaktaki köpek tarafından da yapıyorum. acaba sokakta yürümem hakkında hangi düşüncelere sahip, beni dost olarak mı görüyor yoksa ciddi bir tehtid mi?

    bunlar bu başlıkta okuduğum ve bende de olduğunu farkettiğim şeyler. sanıyorum ki düşük seviyede bende de var bu disleksi durumu.

    bu işin bilirkişilerinden gelen yorumlara açığım. eğer beni netleştirebilecek birileri yeşillendirirse mutlu olurum.
1 entry daha