şükela:  tümü | bugün
  • divan edebiyati donemi $iiri. agir bir ahenk ve vezin yapisi vardir. (bkz: aruz vezni) ancak ozellikle a$k $iirilerindeki derin anlam ve soylem zenginligi mukemmeldir.
  • (bkz: fuzuli)
    (bkz: baki)
    (bkz: nefi)
    (bkz: seyh galib)
    (bkz: nabi)
    (bkz: seyhi)
    (bkz: nedim)
    (bkz: divan edebiyati)
  • tahta diil divana yayılarak yazıldığı için divan şiiridir. arzular şelale hal aldığı için de aruz ile yazılır çoğu.
  • en son ve büyük temsilcisinin yahya kemal olduğu birkaç yüzyıllık şiir geleneği. aruz veznini türkçede son derece güzel kullanarak, kimsenin, kendisinin eline su dökemeyeceğini kanıtlamıştır.
    *kullanılan sözcüklerin, motiflerin bu şiir geleneğine yabancı olanlar için kolay anlaşılır olmaması ve "sevgili" adı altında hitap edilenin cinsiyetinin ne olduğu, divan şiirine bok atmak için yeterli sebepler değildir.
  • divan şiiri için lirik sıfatını kullanmak hiç de doğru olmaz. evinin minderine bağdaş kurmuş, "ah eylediğim serv'i hiramanın içindir - kan ağladım gonce-i handanın içindir" diye yazan fuzuli'yi aşık sanmak yanlıştır.

    gel gel beru ki savm ü salatın kazası var
    sensiz geçen zaman-ı hayatın kazası yok

    diyen nesimi'nin, bu çok güzel beyti bir mazmun uğruna yarattığı besbellidir. bu bir yana, dahası, divan şairlerinin toplumsal, ahlaki inançları, dünya görüşleri üstüne bir inceleme yazmak neredeyse olanaksızdır. o kerte silmişlerdir kendilerini. bizde, şiirin içinde beliren şair tipi, tanzimat'tan sonra ortaya çıkar... ve sürer gider. abdulhak hamit'in eşi ölmüştür, tevfik fikret bir insanlık aşığıdır, mehmet akif ersoy bir dincidir. gerçi bu bilgilerin neye yaradığı da pek anlaşılmaz ama ortaya kendisini anlatan şairler çıkmıştır artık. günümüze doğru gelirken, bakarsınız, başka türlü kişiliklerin çizgileri belirir: yaşam sevgisi, avarelik, bütün insanları sevmek, yoksulluğu yüceltmek, paraya boş vermek gibi. ama bu çizgiler, tek tek şairlerin kişiliklerine bağlı özellikler değil, bir dönemin beğenileri olarak ortaya çıkar. böyle de olsa, şair bunlarla kendini bir etmekte, kendini anlatmaktadır. başka bir deyişle, artık şairin bol bol kendisi vardır şiirlerinde. bu yüzden de, bir şiirini beğenmemek, artık şairi, şairin kişiliğini, o kişiliği yapan değerleri beğenmemek anlamına gelir ki, bundan da kavga çıkar en azından.
  • sıkça "anlamıyoruz, bize hitap etmiyor" gibi eleştirilere maruz kalır fakat divan şiiri osmanlıdır, saraydır. dünyanın en güçlüsü sayılan bir imparatorlukta, o zamanlar dünyanın başkenti sayılan bir şehirde, enderunlarda yetişen bir adam haliyle hece ölçüsü kullanmamıştır. sıklıkla kullanılan semboller gene saraydan gelir. yeteneğin yanında zeka da gerektirir. bir beyitin bile taşıdığı anlamı açıklayabilmek kolay değildir, iki cümleyle halledilecek iş hiç değildir.
    not: divan şiirini bir de ahmet hamdi tanpınardan okumak gerekir.
  • divan şairleri içtenliği şiirlerinde yaratırlar, ruhlarında aramazlar. bunun için de biz diyelim nedim ile naili arasındaki insanca ayrımlar üzerinde değil, şairce ayrımlar üzerinde dururuz ancak.
  • sadece bayanlara değil, erkeklere de sıkça hitap edilen şiir. padişahların, kralların vesaire aşkı kadınlarla yaşayacak kadar aşağı görmemeleri ve sadece çocuk doğurmak için kadınlarla beraber olmaları durumu divan şairlerine de yansır. şiirlerde sıkça kullanılan ayva tüyler'in erkeğin sakalı olduğu söylenir.
  • zamanında şairlerin challenge olsun diye yazdıkları şiirlerin adı. yoksa yaz kuralsız kuralsız ne güzel.