şükela:  tümü | bugün
  • fotoğrafçılıkta bir terim. diyafram sisteminde f sayılarına göre ayarlanmış olan dairesel açıklıkları ifade eder.
  • f sayısına göre ters orantılı olarak değişen bir terim. f1.4 açık bir diyafram iken f11 çok daha kısık bir diyaframdır.
    diyafram açıklığını arttırdığınızda sensör daha fazla ışık alacağı için pozlama süreniz kısalır, net alan derinliğiniz azalır. bu da sadece odakladığınız cismin fotoğrafta çıkmasına kalanın flulaşmasına sebep olur. 1.4, 1.7 gibi açıklıklardabokeh etkisi beceriksiz bir fotoğrafçı bile yakalayabilir:
    örn:
    http://www.flickr.com/…566/in/set-72157637169921793
    diyafram açıklığını kıstığınızda sensör daha az ışık alacağı için pozlama süreniz artar, net alan derinliğiniz de artar. bu da sadece odakladığınız cismin değil tüm kadrajın fotoğrafta çıkmasına sebep olur. f11, gibi açıklıklar manzaralar için idealdir:
    örn:
    http://www.flickr.com/…296/in/set-72157637169921793
  • ayarları yaparken, ''diyafram göz bebeği, enstantane göz kapağı'' diye içimden tekrarlayarak yaptığım ışık ayarıdır.
  • fotoğraf makinasinda ayarlanması gereken ayardir f/1,2 f/1,4 f/1,8 diye devam ediyor.
  • film veya görüntü sensörü üzerine düşecek ışık miktarını ayarlayan en önemli parçalardan biri olan diyafram (fransızca diaphragme) veya iris, aperture adı altında sağlamış olduğu açıklıkları ile esasen "lensin diyafram açıklığı"nı teşkil eder ve en nihayetinde optik yolda lensten geçen ışık miktarını ayarlar. diyaframlar, optik aletlerde fotoğrafın icadından önce kullanılmış ve açıklığın değiştirilebildiği versiyonları 1840'ların başlarından itibaren bazı kamera lenslerine takılmıştır.
    yapılan çalışmalara ışık tutan sanatsal yönü bir tarafa bırakıldığında ise bu olayın esasen fotoğraf ve film kameraları için tasarlanıp kullanılan değişken boyutlu bir çap ve buna paralel olarak olarak ilgili açıklığı sağlayan mekanik mühendislik harikası olduğu görülür.
    burada ilgili çap ile sunduğu açıklığa ev sahipliği yapan mekanik mühendislik harikasından bahsedebilmek için öncelikle tarihsel olarak diyafram çeşitlerini kısaca bir hatırlamak gerekir. bunlar "washer stops" veya "pillbox stops" (1840'ların başında), "pivoted stops" (1840 ve 1850'lerde), "wheel stops" (1840'ların başı ile popüler olarak 1880'ler ve 1890'larda), "waterhouse stops" (1858'de ve 1900'lerin başına kadar), "lever veya three stops" ile en nihayetinde "iris" (1840 ile 1850 temelli, 1858 geliştirmeli, 1886 ticari gelişim ile en nihayetinde 1900'lerin başından itibaren ortak tasarım) diyaframlardır.
    öte yandan "sliding stops" (sürgülü diyafram), "noton" (ilk olarak 1856'da benzer bir fikir olarak ise 1881'de) ve patentli* "maugey" (1858) tip ve marka diyaframlar farklı tasarım özellikleri yönünden diğer formları teşkil eder.
    günümüzde yaygın olarak kullanılan iris diyaframlar ise esasen fotoğrafçılıkta "parçalı diyafram" olarak bilinir ve bıçak (blade) adı verilen ince küçük metal plaka veya yaprakçıkların daire formunda birbiri üzerine binmesiyle meydana gelir.
    ister tam ister yarım tasarımlı bıçaklardan oluşmuş olsun tüm parçalı diyaframlar ilgili açıklığı oluşturan bıçakların hareket ettirilmesine olanak tanıyan dairesel bir bileziğe sahiptir. kullanılan lensin cinsine göre bu bilezik veya halka fiziksel olarak objektif üzerinde bulunabilir ve bu sayede manuel olarak hızlı bir şekilde ayarlanabilir. ancak günümüz modern fotoğraf lenslerinde bu mekanizmayı hareket ettiren diyafram halkası fiziki olarak gövde üzerinde bulunmadığından diyafram değeri ile en nihayetinde açıklığı, kamera üzerinden elektronik olarak tespit edilir. kamera üzerinden verilen elektronik komut neticesinde lens içerisinde bulunan diyafram mekanizması bir mikromotor vasıtasıyla hareket ettirilerek ayarlanır. ancak marka ve modeli ne olursa olsun tüm cine lens ve cine-mod fotoğraf lensleri kendilerine özgü tasarımlarına paralel olarak diyafram halkalarını yine fiziki olarak bünyelerinde barındırırlar.
    ister diyafram halkası barındıran fotoğrafik amaçlı fotoğraf lensleri olsun ister film sektörü için vazgeçilmez olan cine serisi lensler olsun üretici firma tarafından objektifin diyafram halkası üzerine f-stop veya t-stop değerleri işaretlenir. bu işaretlerin her birine f-stop veya t-stop noktaları denir.
    her ne kadar bu noktalar "f-stop", "f-number", "f-sayıları" ve "cine lens"lerde farklı olarak "t-stop" şeklinde ifade ediliyor veya fotoğrafik lenslerde fiziki olarak gösterilmiyor olsa da aydınlatma indisini belirten ve yine en büyük diyafram açıklığını temsil eden değer lens gövdesi üzerinde muhakkak belirtilir. muhtemelen 1870'lerde genel kullanıma giren ve "aydınlatma indisi" olarak karşımıza çıkan bu en büyük değer esasen "objektifin odak uzunluğunun objektif çapına oranı" olup yine odak uzunluğunun diyafram çapına bölünmesi esasına göre "matematiksel" olarak bulunur. objektifin "nispî açıklığı" olarak da bilinir ve ışık alma gücünü temsil eder. "f" sayısı ile ifade edilir. (buradaki "f" harfi bir anlam taşımaz) lenslerin kıymetlendirilmesinde referans noktasıdır. ayrıca teorik olarak hesaplandığı için "ışık geçirgenliği" konusuda t-stop değeri gibi "gerçek" pozlama değerini vermez.
    diyafram açıklığı yani diyafram değeri f/1.4 veya 1:1.4 gibi rakamlar ile ifade edilir.
    buradaki değerler diyaframın dış kısmı ile mevcut diyafram açıklığı arasındaki mesafeyi belirttiğinden, diyafram değeri ne kadar küçük olursa diyafram açıklığı da o kadar çok olur. diğer bir ifade ile sayı küçüldükçe açıklık büyür, sayı büyüdükçe açıklık küçülür.
    "aydınlatma indisi" veya nispi açıklık, "yararlı genişlik" ve diyafram çapı mm cinsinden matematiksel formül ile hesaplanabilir. bu hesaplama yapılırken objektifin "yararlı (faydalı) genişliği" konusu önem kazanır. ilgili formül dışında cetvel veya kumpas ile ölçülerek de basit olarak bulunabilir.
    basit bir örnek vermek gerekirse;
    50mm odak uzunluğuna sahip bir objektifin en açık haldeki diyafram çapı 25mm ise; 50mm/25mm = 2 olur. yani bu objektifin en açık diyafram değeri ve aynı zamanda aydınlatma indisi f/2'dir.
    en kapalı haldeki diyafram çapı 2.2mm ise yine 50mm/2.2mm = 22.7 olacaktır. yani bu lensin en büyük (kısık) diyafram değeri f/22'dir.

    fotoğraf lenslerinin aksine cine lensler diyafram ve pozlama yetenekleri konusunda biraz daha farklı ve önemli bir konuma sahiptir. bu lenslerin diyafram değerleri "f" sayıları gibi odak uzunluğunun diyafram çapına bölünmesi esasına göre teorik olarak değil, test ortamında ölçülmek suretiyle elektronik olarak bulunur. bu sayede objektife girip "çıkış yapan" ışık miktarının tam ölçüsü tespit edilmiş olur. bunun sonucu olarak ise doğal olarak t-stop değerlerine sahip diyafram (iris) halkası ile donatılmışlardır. ilaveten cine serisi lensler "t" (transmission) değerleri ile anılır ve kıymetlendirilir.
    bunu kısaca açıklamak gerekirse;
    100mm f/2.0 lensin aydınlatma indisine bağlı olarak ortaya çıkarttığı diyafram açıklığı ile diyafram çapı 50mm iken, 35mm f/2.0 lensin diyafram açıklığı ile diyafram çapı doğal olarak 17.5mm olur. f-stop değerleri yönünden aynı olan bu durum t-stop değerleri yönünden aynı değildir. diğer bir örnek ile anlatmak gerekirse 50mm f/5.6 lens ile 24mm f/5.6 lens "t" yani transmission değeri yönünden eşit değildir. oysa 50mm t/5.6 lens ile 24mm t/5.6 lens "t" yani transmission değeri yönünden eşittir.
    peki bu durum tam olarak ne anlama gelmektedir? ilk örnek üzerinden açıklamak gerekirse f/2.0 açıklıklı lensleri ele alabiliriz.
    burada f/2.0 diyafram açıklığına sahip olan tüm objektifler aynı ışık koşullarında, aynı diyafram değerlerinde hep aynı pozlandırmayı sağlar. daha uç bir örnek vermek gerekirse aynı ışık koşullarında uygun enstantane değeri belirlendikten sonra geniş açılı kısa odaklı 24mm f/2.8 bir lens ile dar açılı uzun odaklı 300mm f/2.8 telefoto lensin çektiği fotoğraflar "diyafram değeri" yönünden aynı şekilde pozlanacak ancak odak uzaklığına bağlı olarak ise sadece kadraj ve net alan derinliği yönünde farklılıklar oluşacaktır. kısaca pozlama yönünden birisi daha karanlık ya da daha aydınlık çıkmayacaktır. burada 24mm olan lens yaklaşık 55mm gövde uzunluğa sahipken 300mm olan lens ise yaklaşık 260mm uzunluğundadır. peki fiziki olarak biri kısa biri uzun olan bu iki farklı gövde uzunluklarına sahip objektifler içerisinde yol alan ışık nasıl oluyor da algılayıcı üzerine aynı oranda ulaştırılabiliyor diye düşünüldüğünde ise burada "aydınlatma indisi" ile başlayan diyafram değerleri ve en nihayetinde optik mühendisliği ve hesaplamaları konusunun devreye girdiği görülür. elbette bu tarz geniş diyafram değerlerine sahip "hızlı" lenslerin teknolojileri gereği son derece pahalı olduğu ve bazı uç marka ve modellerin yerine göre neredeyse bir servet değeri taşıdığı unutulmamalıdır. yine burada bahsedilen pozlandırma konusu f-stop değerleri için teorik olarak yapılan hesaplamalara dayanır ve esasen fotoğrafçılık yönünden aynı pozlandırmaya imkan vererek bir sorun teşkil etmez. ancak t-stop yönünden aynısı söylenemez. sinema ve film yapımlarında "devamlılık" esas olduğundan, ortam ışığına bakılmaksızın her sahnedeki poz değerinin korunması istenir ve burada cine serisi lenslerin odak uzaklıkları ne olursa olsun üzerinde belirtilmiş olan t-stop değeri ne ise aynı değeri taşıyan diğer tüm cine serisi lensleri ek düzeltme yapmadan kullanmak mümkündür.
    objektif üzerinde bulunan diyafram ölçü birimi bileziği kullanım amacına göre çentikli veya çentiksiz (durdurmasız) yapıda dönebilir şekilde imal edilmiştir. özellikle cine serisi lenslerde görülen bu durum preset (önceden ayarlamalı) diyafram olarak bilinir ve bu tarz lenslerin diyafram (iris) halkaları bu şekilde çentiksiz yani "tık"sız bir yapıya sahip olduğundan ilgili diyafram açıklığı ve geçişleri çok daha yumuşak bir şekilde yapılır ve bu sayede sahnenin havası bozulmadan pozlamaya müdahale edilmiş olur.
    sonuç olarak diyafram halkası fiziki olarak lens üzerinde bulunsun veya bulunmasın mevcut ışık değeri ölçüldükten sonra, objektif üzerinde bulunan ölçü saptama çizgisine (index mark) göre manuel olarak veya kamera üzerinden elektronik olarak girilmek suretiyle ilgili diyafram değeri ve en nihayetinde istenilen diyafram açıklığı ayarlanmış olur.
    tarihsel gelişimi içerisinde esasen objektif veya lensler ile diyafram arasındaki ilişkilere değindikten sonra buna bağlı olarak gelişen ve burada esas konuyu oluşturan diyafram açıklığı ile yine bu açıklığa bağlı oluşan teknik ve sanatsal unsurlara gelebiliriz.
    lens içerisinden geçen ışığın şiddetini belirleyen "diyafram" ve buna bağlı oluşan "birim açıklık" değerleri tanımlanmasında kullanılan standartlar yine kendine özgü ölçü sistemleri ve kombinasyonları eşliğinde "us-uniform system" (1881), "congress" (1889), "zeiss old" (1890), "zeiss new", "zeiss millimeter", "dallmeyer" (1886), "goerz" (1889), "early dallmeyer"(1860) adları altında kullanılmış, en nihayetinde 1889 yılında yapılan fotoğraf kongresince (paris congress) saptanıp "diyafram kalibrasyonu" adı altında standartlaştırılarak matematiksel bir şekilde belirli bir sistematiğe bağlanmıştır. bunlar genel olarak ve tam değerleri ile "1.0, 1.41, 2.0, 2.82, 4.0, 5.65, 8.0, 11.3, 16.0, 22.6, 32.0, 45.2, 64.0, 90.5" şeklinde sıralanmış ve belirlenmiştir.
    odak uzunluğunun diyafram çapına oranı, önce 1 ve sonrasında 2'nin karekökü olan 1.4'ün sürekli "2" ile çarpılıp ardışıl katlar sonucu elde edilen "yarım" ve "tam" duraklık farklara olanak tanıyan karışık matematiksel formüller ve hesaplamalar bir kenara bırakılıp yuvarlama yapıldığında ise sırası ile şu standart sayı dizininin ortaya çıktığı görülür:
    önce "1" 2 ile çarpılır;
    "1.0, 2.0, 4.0, 8.0, 16, 32, 64"
    sonra "1.4" 2 ile çarpılır;
    "1.4, 2.8, 5.6, 11, 22, 45, 90"
    en nihayetinde 1 "stop farkı" ile anılan "1.0, 1.4, 2.0, 2.8, 4.0, 5.6, 8.0, 11, 16, 22, 32, 45, 64, 90" şeklinde tam diyafram değerleri ortaya çıkar.
    yine gelişen kamera, lens ve ölçüm sistemlerine bağlı olarak her bir tam durak (stop) arası 3 eşit parçaya bölünerek "ara durak"lar elde edilmiştir.
    diğer bir ifadeyle bu "tam" durakların arasında 2 adet 1/3 duraklık değerler yer alır ve her bir değer, kendinden önceki değerin sağladığından 1/3 durak daha az ışık anlamına gelir. böylece ara duraklar ile beraber "1.0, 1.1, 1.2, 1.4, 1.6, 1.8, 2.0, 2.2, 2.5, 2.8, 3.2, 3.5, 4.0, 4.5, 5.0, 5.6, 6.3, 7.1, 8.0, 9.0, 10, 11, 13, 14,16, 18, 20, 22, 25, 29, 32, 36, 40, 45, 51, 57,64, 72, 81, 90" şeklinde dizilmiş bütün diyafram değerleri ve stop farkları oluşmuş olur.
    diyafram değerleri objektifin özelliğine göre değişkenlik gösterebilir. örneğin uzun odaklı dar açılı teleobjektiflerde en açık diyafram f/4 olurken, kısa odaklı geniş açılı objektiflerde f/1.4 olabilir. yine gelişen teknolojiye paralel olarak aydınlatma indisi f/1.0'ın altına düşerek f/0.95 açıklıklı lensler üretilmiştir.

    burada hem geniş açıklıklı hızlı lensler ve hem de yüksek miktarda diyafram bıçağı barındırıp daire formunda diyafram delikleri oluşturan fotoğraf ve cine serisi lensler ele alındığında esasen alan derinliği konusu ile bilinen ve yine diyafram açıklığının sağladığı en önemli özellik ve faydalardan birisi olan odak dışı bulanıklık yani bokeh etkisi ve kalitesi akıllara gelir. diyafram bıçakları sayısı ne kadar fazla ise buna paralel olarak o kadar güzel ve doğal görünen daire formunda bokehler elde edilir. tersi durumda ise kullanılan bıçak sayısına göre yine en bilindik beşgen, altıgen veya sekizgen şeklinde geometrik temelli bokehler oluşur. esasen sanatsal çalışmalar ve sinema sektörü için önemli olan bu durum fotoğrafçılık yönünden ele alındığında parlayan nesneler ve ışık spotları dışında çok fazla dikkati çekmez. ayrıca lenslerin kalitesi konusunda referans noktası teşkil eden mtf (modulation transfer function) grafikleri üzerinden yine bu bokeh etkisi ve kalitesi okunabilir. elbette bokeh etkisi lensten lense değişiklik gösterir ve bu etki kullanılan lens elemanlarının kalitesi ve lensin dizaynındaki diyafram bıçağı sayısından etkilenir. grafikte biribirine yakın ve benzer eğriler oluşturan lenslerin görüntü üzerinde oluşturduğu "odak dışı etki" daha yumuşak olur.

    öte yandan bazı zoom lensler üzerinde bulunan "f/3.5-5.6" veya "1:3.5-5.6" gibi en açık iki diyafram değerine sahip yazılar dikkati çeker. bu tarz iki diyafram değerine sahip lensler ile çalışılırken küçük diyafram değerinin kısa odak mesafesinde, büyük diyafram değerinin ise uzun odak mesafesinde kullanılabieceği anlaşılır. yani 18-55mm gibi bir zoom lens ile çalışılırken 55mm odak uzunluğunda en fazla f/5.6 diyafram değeri kullanılabilirken, f/3.5 diyafram değeri kullanılamaz. genel olarak kit lens veya daha ucuz zoom lensler üzerinde görülen bu durum, kaliteli ve aynı şekilde isim yapmış zoom lensler üzerinde görülmez. bu tarz zoom lenslerin tıpkı prime lenslerde olduğu gibi en açık tek bir diyafram değeri vardır ve bu diyafram değeri yine bütün zoom aralığı boyunca korunur.
    ilaveten, bir objektifin en düşük (tam açık) diyafram değeri aslında diyaframın en açık olduğu değer olarak düşünülse de esasen diyaframın devre dışı olduğu değer anlamına gelir.
    ışığın şiddetini belirlemede önemli rol oynayan diyaframın, "net alan derinliği" (depth of field) ve buna bağlı olarak "circle of confusion" yani bulanıklık dairesi ile doğrudan ilişkisi vardır. burada biraz daha zorlama bir durum olan "hyperfocal distance" için en büyük diyafram değerlerine çıkılır ve burada diyaframın aşırı kısılması sonucunda görüntü kalitesi yönünden istenmeyen bazı durumlar oluşur. bunların başında diffraction yani "kırınım" gelir. bu, en büyük net alan derinliğini elde edebilmek amacıyla diyaframın (f/22 gibi) aşırı kısılması sonucu lensin içerisinden geçen ışığın kırılmasına bağlı olarak oluşan netlik keskinliğinin azalmasıdır. esasen farklı bir konudur ve aynı zamanda airy disk başarımını da beraberinde getirir. ayrıca her lensin en iyi keskinliği verdiği diyafram değeri farklıdır ve genelde en açık değerin 2 veya 3 durak üstüdür. "sweet spot" olarak adlandırılan bu açıklık, genel olarak f/8 diyafram değeri olarak "kabul" edilir.
    ayrıca bahse konu "net alan derinliği" için gerekli olan diyafram açıklığının hesaplanması için çeşitli formüller bulunuyor olsa da günümüzde bunlarla pek uğraşılmamakta ve "hyperfocal distance calculator" veya "dof calculator" gibi uygulamalar üzerinden, kullanılan kamera ve lens özelliklerine göre net alan derinliği ile "circle of confusion" değerleri hesaplanıp çalışmalar tamamlanabilir. fakat burada mobil platformlar için kullanılan hesaplama araç ve formüllerinin pek gerçeği yansıtmadığı görülür. çünkü "net alan derinliği" veya zorlama bir durum olan "hyperfocal distance" (hiperfokal mesafe) olayı esasen kodak'ın filmli dönemde kullandığı küçük ve orta boyutta baskıları için geliştirdiği formüllerdir ve günümüzün yüksek çözünürlüklü sensörleri tarafından yakalanan görüntülere %100 oranında bakmak ve elbette büyük ebatta baskı almak istenilen çalışmalar için uygun değildi.
    günümüzde artık pek sık kullanılmayan ve çekim öncesi vizörden bakarken kullanılan alan derinliği ön izleme (depth of field) düğmesi dışında uygun diyafram açıklığı ve net alan derinliği altında nelerin net olup olmadığı çekim ortamında ekrandan incelenerek kontrol edilebilir, incelemeye müteakip var ise hatalar hemen giderilip çekim tekrarlanabilir.*
  • diyafram aralığı rakamı küçüldükçe makinenizin lensinden içeri giren ışık miktarı artar. mesela yıldızları çekmek için 1.4-1.8 diyafram aralığı kullanılmak istenmesinin sebebi budur: lensin daha fazla ışık toplaması. bununla birlikte diyafram aralığını küçülttükçe netlenen bölüm oldukça azalır yani bir nevi focus yapmadığınız yerlerin bulanık çıkmasıyla sanatsal fotoğraflar elde edersiniz.

    ben yine de yakın çekim portrelerde 1.4-1.8 diyafram aralığı kullanılmasına karşıyım. adamın suratını çekiyorlar, burnunun ucu bulanık çıkıyor, kulakları bulanık çıkıyor. bunlara çok dikkat edilmesi gerekir portrelerde. yani diyaframı abartmak, fotonuzu güzelleştirmez, sizi rezil eder. bilen biri fotoğrafınızı incelediğinde sizden soğur.

hesabın var mı? giriş yap