*

şükela:  tümü | bugün
  • ag-17'nin duzenlemis oldugu bir yardim kampanyasidir.
    tanıtım sponsoru eksi sozluk'tür. *

    kampanya metni asagidadir:

    "sevgili yardimseverler,

    tolga ogretmenin yardim istegine bir nebze olsun karsilik vermek istiyoruz.

    bunun icin ag-17 yardim gonulluleri olarak, diyarbakir 500 evler lisesi'ne gondermek istediginiz yardimlarin toplanip diyarbakir'a gonderilmesini organize ediyoruz.

    gonderdiginiz yardimlari ag-17 sitesinden takip edebileceksiniz. (www.ag-17.org)

    okulun bildirmis oldugu baslica ihtiyaclar;

    1) 500 ogrenci icin kazak,kaban,mont türü giyim eşyalari, (temiz ve iyi durumda olan; giymediginiz veya yeni)
    2) ogretmenler odasi icin oturma grubu,
    3) laboratuvar malzemesi + camli-rafli dolap,
    4) bilgisayar odasi icin pc + yazici
    5) kutuphane icin raf/kitaplik

    bu ihtiyaclardan temin edebileceginiz kismini 13 / 08 / 2004 tarihine kadar dernegimizin kadikoy afet kriz merkezinde (kadikoy / istanbul) b blokta bulunan yerine iletmeniz (ya da bize mail atmaniz) yeterli olacak. sonrasinda gelen malzemelerin paketlenmesi, sevkiyata hazir hale getirilmesi bizler ve bize katilmak isteyen gonullulerimiz tarafindan gerceklestirilecek.

    diyarbakira yardimlarin gonderilmesi sponsor bir kargo sirketi araciligiyla yapilacaktir.

    yardim gondermek icin: bilgi@ag-17.org

    lutfen bu mesaji mumkun oldugunca cevrenize yayin.

    ag-17 yardim gonulluleri dernegi
    www.ag-17.org

    ********************************************
    tolga bileyzik'in orjinal mesaji
    ********************************************
    subject: fw: fw: diyarbakırdan umutsuzca selamlar

    nasılsınız?sizi bizimle ilgilenmeye davet etmeye hakkım olduğunu zannetmiyorum
    ama anlayışlı olacağınızı düşünerek yardımınızı bekliyorum.ben diyarbakır 500
    evler lisesi müdürü olarak görev yapmaktayım.adım tolga bileyzik.1972 istanbul
    üsküdar doğumluyum.1996 yılından beri gururla ve şerefle mesleğimi icra
    etmekteyim.26/11/2002 tarihinden beridir de müdürlük görevini
    yürütmekteyim.size nereden başlayacağımı bilemiyorum?sıkıntılarımızla sizi
    boğmak veya hergün gelen ve klişeleşmiş maillerden biri olarak kalsın
    istemiyorum.bu mailimi sizde bir iki arkadaşınıza gönderirseniz sıkıntılarımızı
    paylaştığımız için azalır düşüncesindeyim.
    okulumuz 2002/2003 eğitim öğretim yılında açıldı.devlet imkanları ile
    yaptırılmış 21 derslikli fiziki şartları iyi olan bir okul.öğretmen sıkıntımız
    yok çünkü valiliğimiz ve milli eğitim müdürlüğümüz bu konuda hassaslar.bizim
    sıkıntımız bilgiye ulaşamamak.bırakın interneti daha bilgisayarın nereden
    açılıp kapanacağını bilmeyen öğrencilerimiz var.dikkatinizi çekerek
    söylüyorum,bu evlatlarım lise öğrencisi,onlardan teknolojiyi en iyi şekilde
    kullanmayı bekliyoruz ama imkan sunamıyoruz.kan ağlıyorum.içim
    acıyor,imkansızlıklar belimi büküyor.evden getirdiğim bilgisayarımla bütün
    öğrenci öğretmen ve yazışmalarımızı iyi kötü bir yazıcı ile idare etmeye
    çalışıyoruz.o da çökecek diye korkuyorum.bakanlığımızın tahsis ettiği
    bilgisayarımızı henüz alamadık.gelse nispeten rahatlayacağız.öğrencilerime bir
    bilgisayar labaratuarı kurmak,iyi donanımlı bir kütüphane ile onların
    derslerine yardımcı olabilecek bir ortam yaratabilmeği bana inşallah sesimi
    duyanlar sağlayacaktır.çocuklarımı tanımanızı o kadar isterdim ki,pırıl pırıl
    okuma sevdalısı atatürk ilke ve inkılapları'na bağlı
    gençler.şiiri,çiçeği,böceği,insanı seven anadolo daha doğrusu güneydoğu anadolu
    gençliği,onlara bir fırsat tanısak var ya anlatamam.......çoğu çevre köylerden
    geliyor benim çocuklarım.ama nasıl gelip gittiklerini bir ben bir de allah
    bilir.malumunuz liseler taşımalı eğitim kapsamında değil.o yüzden kendi
    imkanları ile gelip gidiyorlar.en yakın köy 15 km.anayola çıkmak için 2-3
    km.yürüyeni bile var.hele kışın çektiğimizi anlatamam.birgün hiç unutmuyorum
    yoğun tipi vardı.dersimiz bitti evletlerımı uğurladık.günlük işlerimizi yapıp
    biz de mesaimizi bitirdik.son kontrollerden sonra biz de çıktık.arabamla
    anayoldan evime doğru dönecekken halinde çocuklarımıgördüm.o soğuğa aldırmadan
    yanlarına koşarak gittim,birbuçuk saattir beklediklerini hiçbir aracın
    durmadığını araba çok zor bulacaklarını söylediler.soğuktan moraran elleri ile
    birbirlerine sarılmış,gözleri nerdeyse ferini yitirmiş bir halde bana
    beklemememi söylediler.ne mümkün götürmek istedim onları ama nasıl sığacaklardı
    küçücük arabaya.14 kişiler.bagaja bile bindirmeyi düşündüm.ben bunları
    düşünürken bir minibüs yanaştı çocuklarımı bindirdim.onlar uzaklaşırken
    yanaklarımda ayazda donan yaşlara aldırmadan yavaş adımlarla arabama doğru
    yürüdüm.ardından bakamadığım çocuklarımı düşünmenin verdiği kasvet her yerimi
    kaplamıştı.inanın bu satırları kalben ve ruhen yaşayarek sizinle
    paylaşıyorum.maddi durumları gerçekten zayıf çocuklarımın.bir kazakla koca kışı
    geçirmenin ne demek olduğunu sadece onlar bilir.soğuktan morarara ellerini
    kalem tutabilmek için kalorifer peteğini neredeyse içine alacak kadar yakın
    otururuyor bu gençler.hiç bir zaman şikayetçi olmadı aslanlarım,onlara en iyi
    eğitimi verebilmenin telaşında olduğumuzu biliyorlardı çünkü.sizden istirham
    ediyorum bu mailimi yakınlarınızla paylaşsanız,onlara aynen gönderseniz,onlar
    da yakınlarına derken öncelikle çocuklarıma ve öğrenme azimlisi diğer
    evlatlarıma bir umut ışığı doğacaktır.sizleri görmesem de seviyor hasretle
    kucakliyorum.yalniz olmadiğimi bana hissettirmeniz dileği ile..............

    umudunuz umudumdur.

    tolga bileyzik
    0 412 255 08 49
    0 533 723 40 44"
  • "ah hocam ah" dedirten ve herkesi bişeyler yapmaya heveslendiren ve bir süre sonra unutulmamasını arzu ettiğim kampanya
  • turkiye'de bir ogretmenin ne kadar aciz bir durumda kalabilecegini gosteren bir kampanya. devletin bir okulu acmak icin oncelikli gerekli malzemeleri temin etmesini bırakın, daha sonra o okulun ısınma, elektrik, su, telefon, genel bakım gibi hayati ihtiyaclarini bile karsilamamasi sonucunda orada kendi imkanlariyla bir seyler yapmaya calisan fedakar bir ogretmenin icli mektubu insanda garip bir bulantı hissine yol acıyor. sayın mudurum keske bu duygu yuklu (uzulerek sanki biraz da somuru tadında) acıklı mektubu yazmak zorunda kalmasaydın. uzulme sana yardimci olacaklar mutlaka cıkacaktır ama seninki gibi binlerce okulda sehir merkezlerinde, varoslarda, gecekondu mahallelerinde, anadolunun camura batmis ilçelerinde, koylerinde acizlik icinde cirpinan yuzlerce genc ogretmenin, mudurun ve ogrencilerin ihtiyaclarini kimler karsilayacak? kac kisinin arabasina daha az benzin koylmasi, uc kurus maasindan yardim gondermesi lazim ki ogretmenler, mudurler asli gorevleriyle ilgilenebilsinler, cocuklar baskalarinin eskilerini giymek zorunda kalmadan yasayabilsinler... daha kac ogretmenin, kac mudurun duygu dolu mektuplar yazmasi gerekecek? cozum bu mudur? devlet baba biz yardimlasiyoruz ama sen de iyi alistin yaymaya. kalk ve ihtiyacı olanlara yardım et. memurunu bu durumda bırakma...
  • ekşi sözlük cizre'ye kitap yağdıralım kampanyası sırasında istanbul'da öğretmen olan annem, "bir kampanya da bize yap oğlum, bizim okulun da bir sürü eksiği var." demişti...

    durum şudur ki; zor durumda okul veya zor durumda öğretmen arandığında diyarbakır'a ya da cizre'ye ya da herhangi başka bir yere kadar gitmeye gerek yok. ankara'nın, istanbul'un varoşları bile bir sürü sorunlu okulla ve öğrencilerine faydalı olabilmek için canını dişine takan öğretmenlerle dolu.

    bütün ülke eşitlik ve adaletten yoksun zaten. ancak, sistemin getirisinden (götürüsünden) eğitim dahil her konuda doğudaki iller biraz daha fazla etkilenebiliyor.

    biz bu işe yüreğini, emeğini koyan bir çok arkadaşla birlikte kampanyayı güzel güzel yürütürken bir dolu güzel insanla karşılaşıyor, bir zamanlar onlara yararlı olmuş kitapları yeniden hayatın döngüsüne sokuyorduk. ama hepsi bu kadar basit değildi. bazen, elektronik posta; ya da sözlükten mesaj yoluyla, "doğu'ya dilenci muamelesi yapıyorsunuz. artıklarınızı oraya yolluyorsunuz" diyen arkadaşlar da çıkıyordu.

    durum şu kadar basitti, cizre'den bir öğretmen arkadaş çıkıp kitap istemişti. ondan önce eskişehir'den ya da aydın'dan bir öğretmen çıkıp kitap isteyebilirdi. ve biz yine yardım ederdik.

    ilkokulu, bursa'nın mudanya ilçesinde okurken benden bir sınıf büyük çocukların okullar tatile girince boşa çıkan kitaplarını toplardım. dilenci arandığında benden daha iyi dilenci bulunmaz. belki de büyüyünce bu dilencilik olayını organize edebilecek birikimi çocukluktan getiriyordum.

    öğretmen arkadaşımızın yazdığı ileti biraz duygusal, biraz uzun, biraz karmaşık da olsa, verilen mesaj çok net ve basit: "bizim şunlara ihtiyacımız var, verebilecek olan versin." bunu diyenin kim olduğundan, nerede yaşadığından adaletsizlikten ne kadar az, ne kadar çok etkilendiğinden önce dikkat edilmesi gereken şey bu basit mesaj.

    bizim yapmamız gereken en doğru şey emeğimizle, yüreğimizle, maddi veya manevi her hangi bir şekilde yardım edebiliyorsak, yapılanlara destek verebiliyorsak vermektir.

    bir yayınevi'nden yeni basılmış değerli kitaplar gönderilecekti cizre'ye. kitaplar kolilenirken birisi ortaya bir laf atıyor, "ya bu kitaplar orada çalınırsa?" kitapları sevkedecek olan depo sorumlusu da cevaplıyor:

    - cizre'ye kadar gitsin de orada hepsi birden çalınsın.

    amaç diyarbakırlı çocukları kurtarmak değildir.

    ne cizreli, ne diyarbakırlı, ne istanbullu, ne adanalı çocukların tamamını kurtarabiliriz. bu plan yatar, bütün çocukları kurtarmanın yolu bütün insanlığı temize çekmekten geçer. mutlaka, diyarbakır'da da tembel, ileride beş para etmeyecek, dalavereci, hırsız, uğursuz büyükler olacak çocuklar vardır. ama içlerinde bir tane bile ileride büyük bir bilim adamı, iyi bir yazar, ünlü bir sanatçı olacak varsa ve bizim gönderdiğimiz yardımlar onun geleceğine küçük bir katkı sağlayacaksa bu bile artık kullanmayacağımız şeyleri onlara göndermemiz için yeterli bir sebeptir. ileride büyük insan olmayı bırakalım, dalavereci, hırsız veya uğursuz olacak bir çocuğun aklında soru işaretleri yaratırsak, o çocuk okuluna bize küçük gelen kabanının içinde sıcacık ve mutlu olarak gidip gelirse, ilk kez bir klavyeyin tuşuna bizim artık kullanmadığımız bilgisayarın klavyesinde basarsa, kafasında bir ışık bizim çoktan okuduğumuz bir kitap sayesinde yanarsa eğer...
    eğer bir tane bile çocuk adam olacaksa...

    elimizden geleni ardımıza koymayalım.
  • ag-17 uyesi meliha demirkolun okula yaptığı ziyaret ardından yazdığı izlenimlerden bir kısmını aynen aktarıyorum:

    "diyarbakır beşyüzevler lisesi müdürü tolga bileyzik’ten aldığımız yardım çağrısı üzerine konuyu yerinde konuşmak ve biraz görüntü almak için diyarbakır beşyüzevler lisesi’ne gittim. ama giderken vesait bulmakta çok zorlandım, okul şehrin 10km. dışındaydı. bölgede ve okulda yaptığım inceleme ve gözlemler sonucunda burada yaşayan insanlarımızın eğitim ve öğretim yardımlarına gereksinimlerinin tarif edilemez boyutlarda olduğunu gördüm.

    müdür yardımcısı faruk albayrak ile yaptığım uzun sohbet ve gördüklerim nedeniyle, yapacağımız yardımların oradaki öğrenci kardeşlerimizin eğitimlerini sürdürebilmeleri açısından son derece önemli olduğunu belirtmek istiyorum.

    faruk bey, yaz tatili geldiğinde öğrencilerinin ya aileleriyle birlikte türkiye’nin çeşitli bölgelerine pamuk veya fındık toplamaya gittiklerini yada 45 derecenin üzerindeki sıcaklarda inşaatta çalıştıklarını anlatırken duygulanmıştı. okullar açıldığında ise onlar için bir hafta kadar dinlenme şansı yaratıyorlardı çünkü yara bere içindeki elleri kalem bile tutmakta zorlanıyordu. yaşamın ağırlığı altında ezilmekten kurtuldukları koca bir hafta.. tam bunlar konuşulurken bir erkek öğrenci iki eli de sargılı kayıt işlemleri ile ilgili soru sormak üzere faruk bey’in yanına geldi. ellerine ne olduğunu sordum. inşaatta çalıştığını ve yaralandığını söylediğinde, onun gözlerindeki ifadeye yakından tanık olurken artık benimde gözlerim dolmuştu.

    diyarbakır’ın yazıda kışıda çok ağır geçiyor. özellikle kışın, bir tarafta kilometrelerce uzaklıktaki köylerden bellerine kadar karda okula yürüyerek gelen ve donmadan evlerine dönebilmek için bir ders erken çıkmak isteyen öğrenciler, diğer tarafta onlara izin vererek yönetmelikle, vermeyerek ise karanlığa kalma ve donma tehlikesi karşısında vicdanlarıyla mücadele etmek durumunda kalan öğretmenler..."
  • en fazla, kışlık giyeceğin toplanacağı muhtemel olan kampanya. bilgisayar sayısını artırmak lazım. bir de paketleme için de gönüllülere ihtiyaç duyulacaktır sanırım.
  • bu ulkenin sorunlarinin cozumunde model olacak bir kampanya... "sosyal toplum" olabilmemizin kilometre taslarindan biri... komsu mahalledeki yangina nasil alaka gosterecegimiz sorusunun da dogru yaniti...
  • biraz ek bilgi:

    1) ne yazik ki ag-17 duzenledigi kampanyalarda para yardimi kabul etmiyor.

    2) su anda yardimlarin toplanmasi sadece istanbul'da mumkun. (istanbul icinde kapinizdan teslim alinabiliyor)

    ancak diger illerde mumkun degil. (ankara'da mumkun kilmak icin calismalar suruyor)

    direkt olarak okula yardim gondermek isteyenler icin okulun adresi:

    sanliurfa yolu 10.km.baris mah.500 evler lisesi.
    21090 merkez/diyarbakir

    0 412 255 08 49(okul)
    0 533 723 40 44(okul muduru tolga bileyzik)

    ilginiz icin cok tesekkurler!
    (bkz: aslansin sozluk)
  • bazen ne kadar anlamsız konuları sorun ettiğimizi , aslında çözüm bulmamız gerekenleri unuttuğumuzu bir kez daha düşünmeme neden olan , yardımlara katkıda bulunabilmek adına elimden geleni yapacağım kampanyadır.
  • kampanya ile ilgili gelismeleri & bagislari izlemek icin:

    http://www.ag-17.org/20040727diyarbakirdurum.asp