şükela:  tümü | bugün
  • ingilizcede kopek demek. havlar.
  • irene rutherford isimli şairin 1891'de yazmış olduğu bu şiir köpek metaforu kullanılarak yazılmış en güzel şiirlerden biri olsa gerek. şans eseri karşıma çıkan bu beyaz diş ve vahşetin çağrısı tadındaki şiiri siz vahşi doğa belgesellerini kaçırmayan, en sevdiği hayvan kurt olan arkadaşlarım için buraya kesip yapıştırıyorum. national geographic izleyen ve jack london seven free spiritler için gelsin:

    lone dog

    i'm a lean dog, a keen dog, a wild dog, and lone;
    i'm a rough dog, a tough dog, hunting on my own;
    i'm a bad dog, a mad dog, teasing silly sheep;
    i love to sit and bay the moon, to keep fat souls from sleep.

    i'll never be a lap dog, licking dirty feet,
    a sleek dog, a meek dog, cringing for my meat,
    not for me the fireside, the well-filled plate,
    but shut door, and sharp stone, and cuff and kick, and hate.

    not for me the other dogs, running by my side,
    some have run a short while, but none of them would bide.
    o mine is still the lone trail, the hard trail, the best,
    wide wind, and wild stars, and hunger of the quest!
  • stephen king'in ejderhanin gözleri adlı fantastik romanında "dog" kelimesinin üstünde durulduğu bir bölüm vardır: prens peter'a annesi sasha küçükken adab-ı muaşeret kurallarından en birincisi kabul ettiği peçete kullanmayı öğretmeye çalışıyordur, peter ise babası kral roland'ın ve çevresinin* böyle peçete gibi şeylere ihtiyaç duymadığını söyler, "ama babam da! öteki soylular da!" diye itiraz edecek olur. işte o zaman sasha peter'ın tahtasını alır ve tebeşir ile god yazar, "şimdi bunu tersinden yaz bakalım ne çıkacak?" diye sorar*. nihayetinde peter 5 yaşında bir çocuğun öğrenebileceği en büyük dersi öğrenmiştir. (köpekler peçete kullanmamaktadır ve bunun getirdikleri)

    peter ise bu dersi asla unutmayacak, peçete kullanmayı bir prensip olarak benimsediği o güne herhalde ilerde kaside yazacaktır. (müteveffa kraliçe oğluna aynı zamanda bebek eviyle oynamayı da öğretmiştir ama şimdi bunun üzerinde durmak istemiyorum)
  • (bkz: deug)
  • (bkz: wag the dog)
  • (bkz: underdog)
  • (bkz: doggy style)
  • (bkz: dogan gunes)