şükela:  tümü | bugün soru sor
  • başlığın tam hali eğer sansürlenmeseydi "felaket ve günah ilişkisinin psikolojik kökeni" olacaktı.

    birbirine bağlı üç halkadan oluştuğunu söyleyebiliriz:

    1. antroposentrik artifikalizm
    2. teolojik artifikalizm
    3. antroposentrik finalizm

    tanrı’nın, evrenin yaratılışından sonraki dünya içi etkinliğini interventionistic* anlamda ansızın ve noktasal müdahale ve düzenleme olarak düşünme eğilimini çocuklar ve gençlerde artifikalizm* ve finalizm* olarak kendisini gösteren prescientific dediğimiz düşünce kalıplarınca açıklamak mümkündür. bunun yanına yetişkinlerde saptanmış (bkz: adil dünya inancı)na olan güçlü eğilim eklenebilir. artifikalizm’i, çocuklardaki doğal nesneleri (ağaçlar, dağlar, güneş) artifikalizm’in kökeninde yatan artificium’a, yani insan yapımı bir gereç olarak görme, bu sebebe dayandırma eğilimi olarak tanımlayabiliriz. bu şemaları maksada dayalı ve bir amaca yönelmiş insan eylemi olarak görerek doğaya aktarma ve bu esasa bağlanma çabası finalistik eğilimle bağlantılıdır. yani her şey insanın yararına yapılmıştır; güneş ve ay bizleri aydınlatmalı, yağmur bahçelerimizi sulamalıdır ve saire. (bkz: jean piaget) çocuklardaki bu fenomeni lojik egosantrizmin paralelinde gelişen ontolojik egosantrizm temel tavrıyla açıklamıştır. çocuk yaştaki ontolojik egosantrizm, insani sübjektiviteye bağlı eksik refleksiyonun bir sonucudur. çocuklar gerçeği ayrımsız olarak düşündükleri için ruhsal ve fiziksel olan veya rüya ve realite birbirine karışır. çocuğun kendisini tamamen bilinçsiz bir şekilde dünya yorumlayışının merkezine yerleştirme sebebi görüş açısının öznelliğini ıskalaması ve nesnel dünyaya kıyasla olan farklılığı hakkında yansıma yapmamasındandır. bir başka deyişle çocukların bu dönemdeki dünya görüşü öznel bir mantık tarafından determine edilmiştir.

    hristiyan ve islami usullere göre yetişmekte olan çocuklar tanrı’nın yaratma eylemini çoğunlukla artifikal olarak yorumlarlar: tanrı başlangıçta doğaya ait her şeyi belirli şartlara göre ve bir sanatkâr edasıyla insanlara fayda sağlaması amacıyla oluşturmuştur. bitkilerin ve hayvanların aktivitelerini daha net kavradıklarında, tanrı’nın ilk bitkileri ve hayvanları oluşturduktan sonra yaratımsal bir rol üstlenmediğini söyledikleri bilinir. büyük patlama ve evrim öğretisine göre şeylerin kendi kendilerine geliştiklerini farkeden gençlerde artifikal yaratılış düşüncesi yerini ya yaratılış inancını tamamen reddetmeye ya da bilimsellikle uyumlu bir yaratılış düsüncesine bırakır. sonuncuya meyilli gençler, god architect* düşüncesinin yerine her şeyin içinde faal/etkili güç düsüncesini koyarlar. fakat kimi 20'li yaşlarda olan gençlerde bu sentezin gerçekleşmediği, ne creatio ex nihilo, ne de creatio continua kavramından haberdar oldukları göze çarpmaktadır.

    anaokul çağındaki çocuklarda antroposentrik ve teolojik artifikalizm diye periyodik bir ayrım yapılır, bunun sebebi ise bu gelişim basamağındaki çocukların insanları tanrı, tanrı'yı ise antropomorfik olarak tasavvur etmesinden kaynaklanır. bahsedilen bu artifikalizm tek başına çocuk tarafından geliştirilmiş olup sanıldığı gibi yanlış anlaşılmış din dersinin bir sonucu değildir. insani sınırlar farkına varıldığında bu durumun sona ermesi beklenir ama teoloji tarihi gözetildiğinde aksi durumların yaşandığı örneklerde mevcuttur. çocuğun ebeveynlerine yüklediği kusursuz vasıflar artık tanrı'ya aktarılmıştır. ebeveynlerin tanrısallaştırılması tanrı'nın ebeveynleştirilmesiyle yer değiştirmiştir.

    antroposentrik finalizm'e göre her şeyin insanlar için olması, yetişkinlerin her şeye kadir ve mutlak iyi olan tanrının dünyayı prefabrik ev misali düzenlemesi ve doğa gücünü noktasal anlamda bizim huzur ve sağlığımız yararına yönetip kullanması, dualarımızı işitmesi, bizi ödüllendirmesi veya cezalandırması olağandır. bu anlayışa göre eğer yaratılışı tanrı gibi değerli olarak kabul edeceksek iyiliğimiz için bunu finalistik olarak yapmalıyız. finalizm konseptine özgü negatif bir örnek vermem gerekirse: (bkz: depremi çıplaklığa ve zinaya bağlamak). örnekleri pozitif/negatif olarak çoğaltabiliriz ama meselenin özünü anladığınızı düşündüğüm için bu konunun üstünde daha fazla durmayacağım. yapılan sosyal deneyler sonucunda türk insanında animistik, artifikalistik, dinamistik ve finalistik düşüncelerin hakim olduğunu söyleyebiliriz.

    antroposentrik finalizm özelinde interventionism, veya bir başka deyişle (bkz: divine action) büyük bir önem kazanıyor ve bu konsepti eternalistik şablona oturtmaya çalışan teolog ve filozoflar da mevcut (bkz: alvin plantinga). o konuyu da başka bir entrymde işlemeyi düşünüyorum.